Eskişehir Esnaf Odaları Birliği Başkanı Adnan Karamanlı şu ifadeleri kullandı;

“Pazarcı esnafının, yevmiyeli çalıştıracak genç bulamadığı için artık emeklileri istihdam etmek zorunda kaldığını söylemesi çok doğru bir tespittir. Bugün sanayide ya da herhangi bir iş yerinde artık genç bulamıyoruz. Bunun temel sebebi ise 12 yıllık mecburi eğitimdir. Çocuk 12 yaşında ilkokulu bitiriyor. Ortaokul ve lise derken yaşı zaten 20'yi buluyor. Ardından üniversite eğitimi başlıyor. Düz liseyi bitiren herkes herhangi bir üniversiteye girebiliyor. Artık üniversite okumak da oldukça kolaylaştı. Veliler de genellikle "Çocuğum düz lise okusun, üniversite mezunu olsun, memur ya da müdür olsun." düşüncesiyle hareket ediyor. Ancak bu ülkenin sadece memur ve müdürlerle yönetilmesi mümkün değildir. İşte bu anlayış yüzünden esnaf ve sanatkarlarımız hiçbir alanda çırak, kalfa ya da usta gibi ara eleman bulamaz hale geldi. Bu durum sadece pazarcılara özgü de değildir. Ben de bir sanayici esnafıyım. Sanayide iş yerlerim olmasına rağmen biz de usta bulmakta ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. Çünkü 20 yaşından sonra üniversiteyi bitiren bir gencin sanatkar ya da esnaf olması pek mümkün olmuyor.

İşin aslı, 12 yıllık mecburi eğitim sistemi mesleklerimizi bir anlamda bitirdi ve esnaf ile sanatkar yetişmesinin önüne büyük bir engel koydu. Hükümet son üç yıldır bu durumu değiştirmek amacıyla meslek liselerinde okuyan öğrencilerin haftada dört gün iş yerinde, bir gün ise okulda eğitim almasını sağlayan bir düzenleme getirdi. Bu adım olumlu olsa da sonuçlarının görülmesi zaman alacaktır. Bu nedenle piyasadaki ara eleman açığı hâlâ devam ediyor. Gençler, sigortası olmayan ve yalnızca yevmiyeyle çalışılan sebze-meyve tezgahlarında çalışmak istemiyor. Günlük 1.000 ya da 1.500 lira teklif edilse bile gençlerimiz, esnaflık, sanatkarlık ve ahilik kültüründen uzak yetiştikleri için bu işlere ilgi göstermiyor. Çıraklığını yapmadığınız bir işin ustalığını da yapamazsınız. Üniversiteyi bitirip 22, 23 ya da 24 yaşına gelmiş bir gencin pazarcı tezgahına geçmesi ya da sanayide çıraklık yapması hayatın olağan akışına ters düşüyor.

Diğer taraftan, esnafların uzun zamandır en önemli taleplerinden biri olan emeklilik prim gün sayısındaki adaletsizlik de kanayan bir yaradır. Piyasada ciddi bir üniversite mezunu yoğunluğu varken ve vatandaşlar çocuklarının iş bulamamasından yakınırken, mevcut emeklilik sistemi işverenleri mağdur ediyor. İki yıl önce çıkarılan emeklilik yasasıyla yanımızda çalışan personel 5.200 ila 5.500 prim günüyle emekli olabilirken, işverenlerin 9.000 prim gününden önce emekli olamaması esnafa ve iş insanlarına yapılmış büyük bir haksızlıktır. Geçmişte Afyon Esnaf Başkanı ile birlikte bu adaletsizliğin giderilmesi amacıyla Sayın Bakan'a bir dosya sunduk. Prim gün sayısının herkes için 7.200 güne eşitlenmesini, ayrıca 53 yaş sınırı getirilerek devlet bütçesine aşırı yük bindirilmemesini önerdik. Ancak o dönemde sunduğumuz dosyalara rağmen hükümet yine kendi bildiği doğrultuda hareket etti ve EYT gibi erken emeklilik uygulamalarıyla 43-45 yaşındaki insanları emekli ederek devlete ciddi bir mali yük getirdi. Biz esnaf temsilcileri olarak personelle aynı prim gününü, yani 5.300 ya da 5.500 günü talep etmiyoruz. Sadece esnafın hakkı olan 7.200 prim gününün getirilmesini istiyoruz. Önümüzdeki esnaf teşkilatı seçimlerinin ardından da bu konuyu yeniden güçlü bir şekilde gündeme taşıyarak, esnafın hakkı olan 7.200 prim gününün hayata geçirilmesi için mücadelemizi sürdüreceğiz.”