Eskişehir Tornacılar ve Oto Tamirciler Odası Başkanı Adnan Karamanlı şu ifadeleri kullandı;
“Ara eleman sıkıntısı yaşıyoruz. Sebebi de şu: Eğitim sistemi 12 yıla mecburi hâle gelince, eleman sıkıntısı başladı. Daha önce, çocuk çok başarılı değilse sanayiye gönderiliyordu. Askerliğe kadar sanayide çalışıyordu. İlkokulu 12 yaşında bitiriyordu. İlkokul mezunu bir çocuk gelirse 8 yıl sanayide çalışıyordu. Çıraklığı, kalfalığı öğreniyordu. Mesleği öğreniyor, askerlikten sonra da dükkân açıyordu.
Bu eğitim 12 yıla çıkınca bizim iş bitti. Çocuk zaten 18-19 yaşında liseyi bitiriyor. Sanayiye gelemiyor. Böyle olunca bizde çırak sıkıntısı başladı. Çırak kalmazsa, usta da kalmaz. Bizim sıkıntımız böyle başladı. Çok ciddi sıkıntı çekiyoruz.
Şu an kalfa ile usta arasında olan, bizim "ara eleman" dediğimiz kişiler ustalaştı.
Son 2 yıldır Millî Eğitim Bakanlığı sistemi değiştirdi. Çırak okuluna gidenler daha önce 3. ve 4. sınıftayken haftada 1-2 gün sanayiye staja geliyordu. Şimdi bir gün okula gidiyorlar, dört-beş gün sanayide çalışıyorlar. Bu bizi biraz rahatlattı. 2 yıl oldu. Ama bunun devamı gelecek. Çocuk lise 1’e gidiyorsa şu an 2’ye geçti. Bunlar 3’e ve 4’e gidecek. Bu sistem ara eleman sıkıntımızı tam olarak çözmedi ama çırak sıkıntımızı azalttı.
Bir de avantajı şu: Devlet sigortasını yatırıyor. Asgari ücretin yarısını da maaş olarak veriyor. Hem ustalar maaş yükünden kurtuldu hem sigorta yükünden. Sigorta deyip geçmeyin; 8 bin lira. Asgari ücretin yarısı maaş versek 11 bin lira. Usta ayda 18-19 bin lira kâr etti, üstüne bir de hazır çırak var.
Tüm meslek liselerine gidenler haftada 4 gün işe geliyor, 1 gün okula gidiyor. Beşinci gün de, cumartesi gelirse, onun yevmiyesini veririz çocuğa. Çocuğun ustasıyla diyaloğuna bağlı. "Cumartesi de gel" der usta, çocuk gelir.
Yani haftada 5 gün işe geliyor, 1 gün okula gidiyor. Bu sistem çırak sıkıntımızı biraz çözdü. Ama kalfa ve usta, yani esas ara eleman sıkıntımızı çözmedi.
Millet şöyle zannediyor: "Benim oğlum okumuyor, eğitimden geri kalacak." Ya zaten çocuk lise mezunu oluyor. Gitsin, açık öğretimle üniversiteyi de bitirsin.
Bizim sanayiyi de hâlâ öyle sanıyorlar. Eğitimsiz, kaba saba... Artık hiç öyle değil. Saygı bizim ustalarda, parayı da bizim ustalar kazanıyor. Benim iki oğlum var, üniversite mezunu. Ne oldu? Biri memur. Geçinemiyor. 12-13 yıllık memur. Diğeri makine mühendisliği okudu. Ne alıyor makine mühendisi? 50-60 bin lira mı alacak?
Olmadı, iş yeri açtı. Ona uygun bir yer açtık. Motor yazılım, motor içi koruma ve partikül temizleme işi yapıyor. Para esnaflıkta artık. İtibar da esnaflıkta.
Ailelerimiz böyle düşünmesin. Çocuklarını sanayiye göndersinler. Esnaf yetişsin. Kendi işini kursun. Hem ülkeye destek olur, hem kendi parasını kazanır, hem de devlete vergi verir. İstihdam sağlar.
Ama bizim velilerimiz hâlâ "Aman benim çocuğum üniversite okusun, memur olsun, mühendis olsun" diyor. Devlet hangi birine iş verecek?
Zaten liseyi bitiriyor. Oğlumuz okumak istiyorsa açık öğretim var, gider okur. Ben ilkokul mezunuydum. Sonradan liseyi bitirdim, askere gitmeden. Dışarıdan okudum. Meslek lisesine gittim. Yani bizim sanayi hiçbir eğitimin önüne geçmiyor. Eğitime engel değil. Çocuklar esnaf olsun. Artık itibar esnaflıkta.
Zaten Peygamber Efendimiz de diyor: “Rızkın onda dokuzu ticarettedir.” Esnaflık iyi bir şeydir. İtibardır. Mahallenin, bölgenin abisidir. Ahilik geleneği vardır. Terbiyelidir, ahlaklıdır. Kendi işini kurar, ailesini geçindirir, çevresine de faydası olur.
Şimdi esnaflık yeniden itibar kazanıyor. Ben diyorum ki halkımıza: Hiç çekinmeyin, çocuklarınızı meslek liselerine gönderin. Ama esas bu bizim Mesleki Eğitim Merkezleri. Eski çıraklık okulları.
Çocuklar haftada bir gün okula gitsin, haftada 5 gün işe gelsin. Sigortası da başlıyor. Dört yılın sonunda ne olacak? Hem ustalık belgesi olacak hem meslek lisesi diploması. Göndersinler. Herkes memur, herkes mühendis olamıyor. Olsa bile iş bulamıyor.
Gidin organize sanayilere, bir fabrikaya 50 tane mühendis başvurmuş. Adam ayda 30 bin liraya razı. Patron almıyor. Ama bir ustaya 70 bin lira veriyor, yine bulamıyor. CNC bilen, torna işinden anlayan usta yok. "Patron gibi" diyor ustamız. 70 bin liraya çalışıyor. Çünkü o usta olmazsa fabrika duruyor. Bel kemiği onlar. Onun için gençlerimize sesleniyorum. Usta olun. Hiç korkmayın ve usta olun.”







