Türkiye Futbol Antrenörler Derneği (TÜFAD) Eskişehir Şubesi Başkanı Ahmet Bingöl şu ifadeleri kullandı;
"90 dakikaya girmeden önce iki konuya değinmek istiyorum. Özellikle Afyon ili ve Kütahya ili için birkaç şey söylemek istiyorum. Bizim burada Afyon ile herhangi bir rekabetimiz yoktu. Maç içerisinde de Eskişehirspor galip geldi. Afyon ile ilgili olumsuz bir durum da yaşanmadı. Afyon’daki arkadaşlarımız ve dostlarımız bizi aradı. Eskişehirspor’un Afyon ile ne alıp veremediği olduğunu sordular. Biz de kendilerine sizinle bir alıp veremediğimiz yok, açılan pankarttan dolayı bir etki tepki meselesi yaşandı diye konuştuk. Yani Afyon ile bizim hiçbir sıkıntımız yok. Zaten Afyon ezeli rakibimiz ve aynı zamanda ebedi dostumuzdur.
Kütahya için de benzer şeyleri söyleyebiliriz. Matematiksel olarak Eskişehirspor’un şansı olduğu sürece biz Eskişehirspor’un şampiyonluğu yakalayacağına inanıyoruz. Altay maçını bekliyorduk ve çok umutluyduk. Ancak Altay maçında gördük ki Eskişehirspor’a karşı gösterilen mücadeleyi Kütahyaspor maçında Altay’dan maalesef göremedik. Böyle olunca şunu söylüyoruz. Eskişehirspor bu ligin en önemli ve en kaliteli takımlarından biri. Bu nedenle rakip takımlar Eskişehirspor’a karşı daha fazla efor sarf ediyor, daha çok mücadele ediyor ve puan almak için daha fazla çaba gösteriyor. Bizim burada Kütahya’yı kötülememiz ya da küçümsememiz gibi bir durum söz konusu değil. Biz Eskişehirsporluyuz ve Eskişehirspor’un şampiyon olmasını istiyoruz. Rakibin de puan kaybedeceğini düşünüyoruz. Altay maçını bekledik ama olmadı. Matematiksel olarak Eskişehirspor’un şansı olduğu sürece Kütahya’yı yakalayabileceğimizi düşünüyoruz. Kütahyaspor şampiyon olursa da alkışlarız, tebrik ederiz ve biz de kendi yolumuza bakarız. Bu konuyu böyle kapatmak gerekiyor çünkü bu konuda da ciddi geri dönüşler oldu.
Maça gelirsek, gerçekten çok güzel bir havada oynandı. Hava biraz soğuktu ama güneşliydi. Ayrıca 8 Mart Kadınlar Günü olması sebebiyle bu vesileyle tüm kadınların gününü de kutlamak gerekir. Emekçi kadınlarımızı tebrik ediyoruz ve günlerini kutluyoruz.
Maça dönecek olursak oldukça özel bir karşılaşmaydı. Afyonspor ve İzmir Bornova 1877 maçlarını karşılaştırdığımızda, Afyonspor maçında rakibini biraz küçümseyen bir takım görüntüsü vardı. İzmir Bornova 1877 maçında ise rakibi küçümsemenin sorun yaratabileceğini düşünerek çok daha ciddi bir şekilde sahaya çıktılar. Maçın başından sonuna kadar üstün oynayan bir Eskişehirspor vardı. Yaklaşık 13 veya 15. dakikada ilk golü bulduktan sonra oyun tamamen Eskişehirspor’un kontrolünde geçti.
Artık takımı çok rahat sayabiliyoruz. Eskiden numaralarını söylerdik, şimdi isimleriyle sayabiliyoruz. Kalede Bora vardı. Sağ bekte Bahadır, sol bekte Recep, stoperlerde Talha ve Arda oynadı. Orta sahada Ozan İsmail, Tayfun Tatlı ve İsmail Kulet yer aldı. İleride ise Kaan Baysal, Akın Akman ve Christopher Jakob Aydemir vardı.
Bu oyunculara baktığımızda sahada oynanan oyundan keyif alan bir takım görüntüsü görüyoruz. Oynamaktan gerçekten zevk alan bir ekip var. Mesela bir pozisyonda top kornere çıkarken Kaan Baysal’ın topa basıp ayağının içiyle yaptığı hareket vardı. Bu tür hareketler takımın rahatlığını ve özgüvenini gösteriyor. Kazanmanın verdiği özgüvenle Eskişehirspor sahanın her yerinde etkili bir oyun ortaya koydu. Bu özgüven sayesinde oyuncular yeteneklerini daha rahat sergileyebiliyor.
Tayfun Tatlı’nın kornerden gönderdiği topa Akın Akman’ın ceza sahası yayı üzerinden vurduğu gol gerçekten Süper Lig kalitesinde bir goldü. Bana göre yılın en güzel gollerinden biri olabilir. Fenerbahçe’nin bir maçında Stoch’un attığı ve Puskas ödülü alan bir gol vardı. O golü hatırlatan bir vuruştu. Bu gol üçüncü ligde atılmış olsa da kalite olarak çok üst düzeydi. Eğer sezon sonunda en güzel goller listesi yapılırsa mutlaka o listede yer alacaktır. Bu tür goller bu liglerde çok nadir görülür ve belki on yılda bir atılır.
Akın Akman’ın Afyonspor maçında attığı gol de benzer şekilde çok güzeldi. Geçen hafta Batuhan Doğrukıran’ın attığı gol de aynı şekilde dikkat çekiciydi. Eskişehirspor’da özgüvenin oyuncuların yeteneklerini ortaya çıkarmasını sağladığını görüyoruz.
Christopher Jakob Aydemir ise bu takım için artık vazgeçilmez bir oyuncu haline geldi. Devre arasında yapılan bu transfer gerçekten çok değerliydi. Onu bulan ve takıma kazandıranlara teşekkür etmek gerekir. Bu futbolcuyu Eskişehirspor'a kazandıran herkesten Allah razı olsun. Christopher Jakob Aydemir bu lig için çok üst düzey bir oyuncu ve birkaç lig üstünde rahatlıkla oynayabilecek kapasitede. Attığı deparlar, yaptığı koşular ve hem hücumda hem savunmada katkı sağlaması gerçekten dikkat çekiyor. Bir bakıyorsunuz savunmada top çıkarıyor, bir bakıyorsunuz hücumda pozisyonun içinde.
Dikkatimi çeken bir diğer nokta da şu. Genelde golcü oyuncular biraz egoist olur ve golü kendileri atmak ister. Ancak bu takımda oyuncular birbirlerine gol attırmak için yarışıyor. Yardımlaşma gerçekten çok üst düzey. Bu da izleyenler için çok keyifli bir maç ortaya çıkarıyor.
Tribünler de her zamanki gibi güzel bir atmosfer oluşturdu. Ancak sahadaki uyum ve dayanışma gerçekten çok önemliydi. Takım sahaya çıkarken de takım görüntüsü verdi, sahadan çıkarken de aynı görüntüyü korudu. Böyle bir bütünlük oluştuğunda başarı da beraberinde geliyor. Başarının anahtarı zaten bu birlikteliktir.
Hakan Şapçı ve ekibinin yaptığı en önemli şey de bu takım ruhunu oluşturmak oldu. Oyuncular arasında dengeli bir yönetim var. Hoca gerektiğinde Akın Akman’ı çıkarabiliyor, başka bir oyuncuya şans verebiliyor. Bu durum hocanın futbolcuya duyduğu saygıyı, futbolcunun da hocaya duyduğu saygıyı gösteriyor. Bu nedenle hem Hakan Hoca ve ekibini hem futbolcuları hem de yönetim kurulunu tebrik etmek gerekir."