ES TV canlı yayınında konuşan Türkiye Futbol Antrenörler Derneği (TÜFAD) Eskişehir Şubesi Başkanı Ahmet Bingöl şu ifadeleri kullandı;

"Denizli İdman Yurdu maçının zor bir maç olacağı zaten konuşuluyordu. Ancak maçın mutlak favorisi Eskişehirspor’du. Çünkü son oynadığı maçlara, aldığı galibiyetlere ve attığı gollere baktığımız zaman şampiyonluk havasına girmiş bir takım görüntüsü vardı. Herkes birbirine inanmıştı. Kazanmanın verdiği özgüvenle her maça ciddi şekilde çıkıp, maçın başından sonuna kadar üstün oynayarak kazanan bir Eskişehirspor izliyorduk. Son 8 haftada bunu net bir şekilde gördük. Altay maçında biraz sıkıntı yaşadık ama zaman zaman böyle durumlar olabilir.

Denizli İdman Yurdu maçına geldiğimizde ise öncelikle stadın görüntüsünü çok merak ediyordum. Süper Lig’de ya da TFF 1. Lig’de oynanan dönemlerde çimlerin ve tribünlerin güzelliğini hatırlıyoruz. Ancak stat adeta harabeye dönmüş, atıl bir durumdaydı. Koltuklar yıkılmıştı. “Acaba başka bir stat mı, bir ilçe stadı mı?” diye düşündüm. Sonradan oranın aynı stat olduğunu görünce gerçekten çok üzüldüm. Denizli gibi bir şehirde böyle bir stadın olması üzücü. Zemin de oynadıkça ağırlaşmaya başladı. Bu nedenle maç başlarken bir tereddüt de vardı.

Son haftalarda özellikle konuştuğumuz isimler; İsmail Kulet, Akın Akman, Kaan Baysal, Christopher Jakob Aydemir ve arkadan Tayfun Tatlı… Özellikle savunmanın son 3-4 haftadır ciddi şekilde oturmuş olması bu maçta ne gösterecek, merak konusuydu. Maçın başından sonuna kadar Eskişehirspor kontrolü elinde tuttu ve oyunu istediği gibi yönlendirdi. İlk yarıda 3 top direkten döndü. 17. dakikada yan toptan Talha’nın kafa vuruşu direkten döndü. 40. dakikada ise Akın’ın kullandığı kornerde İsmail Kulet’in kafa vuruşu direkten geldi. Bunun dışında da birçok pozisyon vardı. Ancak gol gelmeyince ister istemez “Atamayana atarlar” düşüncesi akıllara gelmeye başladı.

Eskişehirspor, 44. dakikada Christopher Jakob Aydemir’in yeteneğini konuşturduğu golle öne geçti. Golün dakikası da çok kıymetliydi. Golü atıp soyunma odasına önde girmek çok önemliydi çünkü bu rakibin moralini bozdu. Eğer devreye beraberlikle girilseydi rakibin direnci artabilirdi. Ancak Eskişehirspor’un golü bulacağı zaten belliydi. Maçı izlerken, gerek Ayvalıkgücü Belediyespor maçında gerek bu maçta, Eskişehirspor’un yenileceği ihtimali aklıma hiç gelmedi. Gol atamayacağı düşüncesi de gelmedi çünkü takım her an pozisyona girebiliyor.

İkinci yarıda da oyunun hâkimi yine Eskişehirspor’du. İsmail Kulet’in sağdan bindirmeleri, Akın Akman’ın soldan gelişi, Christopher Jakob Aydemir'in hareketliliği, Kaan Baysal’ın katkısı, Tayfun’un mücadelesi ve savunmanın oturmuş görüntüsü… Eskişehirspor’un çekinerek gittiği Denizli deplasmanından çok rahat bir galibiyetle döndüğünü söyleyebiliriz. 2-0’lık galibiyet daha farklı da olabilirdi. Ancak bazen futbol şansı yanınızda olmayabiliyor. Bu çok önemli değil. Önemli olan galibiyet serisinin 8 maça çıkması ve takımın yoluna emin adımlarla devam etmesiydi.

Eskişehirspor kazandıkça, üst sıralardaki Kütahyaspor’un telaşı da artacaktır. Şu an belki daha kolay maçlar oynuyor olabilirler. İzmirli Çoruhlu maçını kazandılar, bu hafta Nazillispor ile oynayacaklar. Sonrasında Altay deplasmanı, Uşakspor ile iç saha maçı, Ayvalıkgücü Belediyespor deplasmanı ve Denizli İdman Yurdu maçları var. Bu karşılaşmaların hepsi puan kaybına açık. Ardından 5 Nisan’da Eskişehir’e gelecekler. Ben şunu söyleyebilirim. Bizim maça gelene kadar en az bir beraberlik ya da mağlubiyet almaları durumunda zaten şansları kalmaz.

Bazı camialar vardır sezonu son dakikaya kadar götürür ama son haftalarda avantajı kaybeder. Kütahyaspor bunu daha önce yaşadı. Geçen sezon 6-8 puanlık farkı koruyamadılar. Eskişehirspor ise şu anda emin adımlarla ilerliyor. Zor ya da kaybedilebilir gibi görünen çok fazla maç yok. Takımın dayanışması ve kazandıkça kenetlenmesi gerçekten çok güzel."