MHP Kütahya Milletvekili Ahmet Erbaş şu ifadeleri kullandı;

"Güçlü bir Türkiye Devleti, güçlü bir Türk milleti yalnızca kendi coğrafyamızın içinde değil, bugün Türk dünyasının ve bütün İslam dünyasının en büyük umududur. Türk Devleti güçlü olduğu sürece, Türk Devleti dimdik ayakta durduğu sürece, iç birliğini sağladığı sürece emin olun ki dünyada yaşayan bütün Türk toplulukları ve İslam dünyası kendini huzurda ve güvende hissedecektir.

Ben bu ittifaklı birliğin oluşmasında emeği geçen hem Sayın Cumhurbaşkanıma hem Sayın Genel Başkanıma ve gönül veren diğer liderlere çok teşekkür ediyorum. İyi ki varlar. Biz de bunların çizdiği yoldan yürümekle büyük gurur duyuyoruz.

Bu yetmiyor. Çok kısa bir süre önce de Meclisimiz Terörsüz Türkiye projesini onayladı. Bu projeye destek veren bütün milletvekillerine, bütün siyasi partilere, bütün STK'lara ve düşünce kuruluşlarına ama hepsinden önce Yüce Türk milletine çok teşekkür ederim ve önünde saygıyla eğiliyorum.

Biz içeride birlik ve beraberliğimizi kurduğumuz sürece, muhabbetimizi sağladığımız sürece emin olun ki topla, tüfekle bize hiçbir şey olmaz. Şimdi Netanyahu köpeği gördüğünüz gibi havlıyor.

Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük kasaplarından birisi, en büyük canilerinden birisi şimdi havlıyor. Tam bu zaman havlamasının sebebi işte bu. Türkiye'deki siyasi görüşlerimizi bir tarafa bırakarak, çünkü hepimizin farklı düşünceleri, farklı görüşleri, farklı partileri var, ama onların hepsini bir tarafa bırakarak vatan, millet deyince, Terörsüz Türkiye deyince, Türk milleti deyince, bayrak deyince kenetlenen Türk milletinin birliğini gördü ya, işte o köpek ondan havlamaya başladı şimdi. Ama boşa havlıyor.

Vatandaşın hayatına dokunmayan siyaset ne kadar güzel konuşursa konuşsun eksiktir. Bizim görevimiz konuşmak kadar dinlemek ve çözüm üretmektir.

Ben hemen yanı başınızdaki Kütahya'nın milletvekiliyim. Buraya da Milliyetçi Hareket Partisi'nin il başkanı, bütün ilçe başkanları, 11 belediye başkanı, esnaf odası başkanları, Kamu-Sen başkanları, ocak başkanları hep beraber geldik.

Sanayide, ticarette, gelişmişlikte konuşursak mutlaka Eskişehir bizim için de rol modellerden biridir. Çünkü 35 milyon metrekarelik bir organize sanayi kapasitesiyle Eskişehir şu anda Türkiye'nin ikinci en büyük organize sanayi bölgesi. Ekonomisinin yüzde 45'i sanayiden karşılanıyor. Bu çok büyük bir olay. Gerçekten çok büyük bir olay.

Dışarıdan baktığınız zaman parlayan bir yıldız Eskişehir. Yüz bine yakın öğrencisi, üç üniversitesi, gençleriyle, sanatıyla gerçekten çevresindeki illere de ışık saçan bir ildir. Yetmiyor, buradaki ticaret erbabı, sanayicisi, esnafı çevre illere de yatırım yapıyor.

Bizim ilimizdeki iki organize sanayi bölgemize Eskişehirli sanayici kardeşlerimizin, esnaflarımızın yatırımları var. Bunlardan bir tanesi şu anda içimizdedir. Sayın milletvekilim Nebi Bey'in de bir yatırımı vardır. Ben şehrim adına kendisine teşekkür ederim.

Şehrim adına gelecek bütün Eskişehir yatırımlarına şimdiden kucak açtığımızı ve beklediğimizi beyan etmek istiyorum. Dostluk, kardeşlik, ticaret, gelişme böyle oluyor. Yoksa birbirimizi öteleyerek, birbirimizi eleştirerek, her şeyi dedikoduların altına alarak hiçbir yere varamayız.

Sonuçta Tepebaşı, Türkiye'nin en önemli ilçelerinden birisi. Problemleri var mıdır? Mutlaka vardır. En büyük problemi, bizim gelip gittikçe gördüğümüz, çok sıkışmış bir alanda gelişmeye çalışmasından kaynaklanan trafik sorunu, otopark sorunu. Hem Kütahya hem Eskişehir maalesef bir deprem bölgesiyiz. Buna göre önlemleri şimdiden almak mutlaka elzem bir durumdur.

Yoksa afetler kapıyı çaldıktan sonra, "Şunu da düşünüyorduk, acaba şunu da mı planlasaydık?" dediğimiz an birçok şeyde geç kalıyoruz.

Ama yine de dediğim gibi birçok problemiyle, birçok sıkıntısıyla Tepebaşı aynı zamanda bizim de Kütahya'dan saygı ve sevgiyle baktığımız Eskişehir'deki ilçelerin başında gelir. Buranın mutluluğu, burada yaşayan halkın, burada yaşayan esnafın, burada yaşayan öğrencinin, burada yaşayan emeklinin, gencin mutluluğu emin olun ki bizi de etkiliyor. Hemen yanı başımızdaki Kütahya'yı da etkiliyor.

O yüzden bu muhabbetimizi ve bu kardeşliğimizi bozmadan, önümüze bakarak yola devam etmemiz lazım. İyi olan işleri mutlaka gündeme getirip emeği geçenlere teşekkür edip, eksikleri de mutlaka beyan edip söylememiz lazım.

Biz de Kütahya'dan geldik. İki ilin en büyük sorunu herhalde ortak bir şeydir: çevre yolu.

İkimize de mutlaka, hem Eskişehir'e hem de Kütahya'ya bir çevre yolu gerekiyor. Milyonlarca taşıtın geçtiği bu yollara bakıyorum, artık kaldırmıyor.

Hele hele sizin OSB'niz Türkiye'nin ikinci büyük OSB'si. Bu kadar OSB'ye girişin çıkışın olduğu yerlerde mutlaka bir çevre yoluna ihtiyaç olduğunu biz şahsen düşünüyoruz. Sizin de düşündüğünüzü tahmin ediyoruz ama düşünmüyorsanız en azından Kütahya için siyaset yapalım o zaman.

Çünkü Kütahya'nın da çok ciddi bir şekilde gelişen sanayisi var. Sekiz tane OSB'miz var. Bizim de çok ciddi şekilde bir trafik sorunumuz var maalesef.

Tabii bu arada birçok öğrenci belki ilinde kaç tane üniversite olduğunu bilmez ama Anadolu Üniversitesi'ni bilmeyen öğrenci hemen hemen yoktur. Kabul etmek lazım ki Anadolu Üniversitesi, üniversiteler içinde kesinlikle kimliği olan, asaleti olan ve kendisinden sonra kurulan diğer üniversitelere örnek olan bir üniversitedir.

Anadolu Üniversitesi'nin bugünlere gelmesine katkısı olan, büyümesine vesile olan herkese çok saygı duyuyorum. Çünkü Anadolu Üniversitesi'ni örnek alan birçok Anadolu şehri kendisine yeni bir Anadolu Üniversitesi kurmak için yola çıktı.

Bugün görüyorum, Eskişehir'de üç üniversite var. Kütahya'da iki üniversitemiz oldu. Son üç gün önce açıklanan üniversite sonuçlarına göre de 875 bin öğrencimiz yerleştirildi ki bunun yüzde 99'u ilk üç tercihinden birine yerleştiriliyor. Devlet üniversitelerimizin hemen hemen hepsi de yüzde 100 doluluk oranıyla sonuçlarını açıkladılar. Bu gerçekten şehirler için önemli bir şey.

Yani bugün Eskişehir'de 100 bin öğrencinin olması, Kütahya'da 50 bin üniversite öğrencisinin olması yalnızca öğrenci sayısı açısından değil, onunla ilgili yatırım yapan esnaf açısından da öğrencilere yatırım yapan insanlar açısından da çok önemli. Çok önemli bir merkez burası. Hem Eskişehir hem Kütahya.

Ben emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Yine çiftçilikte hem Eskişehir hem biz çok iyiyiz. Tabii çiftçinin sıkıntıları var mı? Mutlaka var. Gencimizin var mı? Var. Emeklimizin var mı? Var.

Bunları çözmek, bunların çözümlerini bulmak ve hayatlarını daha kolaylaştırmak da biz siyasetçilerin işidir. Bütün mücadelemizle bu alanda olmamız lazım. Biz teşkilat olarak kırsal veya şehir ayrımı yapmıyoruz.

Bütün teşkilatlar olarak hem kırsalda hem şehirde Bilge Liderimiz Sayın Genel Başkanımızın bize çizdiği yolu anlatmaya çalışıyoruz.

Biraz önce Sayın Cumhurbaşkanımızın, partisinin 25. yılını, liderliğinin 25. yılını kutladım. Dünyada en uzun devlet başkanlığı yapan ilk üç kişiden birisidir Sayın Cumhurbaşkanım.

Sayın Genel Başkanım da 57 yıllık tarihimizin ikinci genel başkanıdır. Kurucumuz, Başbuğumuz Alparslan Türkeş'ten sonra görev alıp genel başkanlığında 30. yılını kutlamıştır. O yüzden bizim genel başkanımız, abimiz, büyüğümüz, liderimiz Devlet Bahçeli'dir.

Bizim amacımız birlik ve beraberlik içinde, kırgınlıkları büyütmeden, birbirimize omuz vererek yaşamayı öğrenmektir. İbn Battuta'yla ilgili bir söz söylenir: "Coğrafya milletlerin kaderidir" denir. Bu söz hep onun üzerine bina edilir. Doğrudur da, coğrafya insanların kaderidir.

İnsanların kaderi de kendi karakterleridir. Biz şimdi diyoruz ki inşallah kendi karakterimiz kendi kaderimiz, adamlığımız için olur. Vefalı duruşumuz için olur. Vicdan sahibi olmamız için olur. İnşallah karakterimiz bunlarla anılır. Bunun dışındaki hepsi fasafiso.

Koltukların içinde ne kadar uzun kaldığımızın bir önemi yok. Tarih, koltuklarda kalanları yazmıyor. Koltuklarını doldurup o koltuklardan çevresine, dünyasına yön veren liderleri yazıyor.

İnşallah bizler de bize bahşedilen, bize görevlendirilen bu koltukların hakkını veririz. Kişisel egolarımızı, kaprislerimizi koltuk sevdamızla birleştirerek insanlara zulmetme noktasına getirmeyiz. Bizler ne zaman koltuk sevdasına düştük, işte o zaman geriye sayımımız başlıyor.

Meşhur bir söz var. "Gölgeye tapan güneşini kaybeder. Makama tapan da insanlığını kaybeder."

İnşallah bizler insanlığımızı kaybetmeden bize tevdi edilen görevleri bizden sonraki nesillere veririz. Çünkü biz mübarek topraklarda yaşıyoruz.

104 yıl önce bu topraklarda, hemen hemen bugünlerde, çünkü 30 Ağustos'a sekiz gün kaldı, "Ya istiklal ya ölüm" diyen Mustafa Kemal Atatürk'ün evlatlarıyız bizler.

Sekiz gün sonra tarihte bu topraklarda bir meydan muharebesi yapıldı. 1071 yılında tapusunu aldığımız bu memleketten, bu güzel yurttan "Defol git" diye bizimle uğraşan yedi düvele, "Buradan esas sen defolup gideceksin" dedik.

İşte bu topraklar aziz topraklar. Bize bu aziz toprakları miras bırakan başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bütün şehitlerimin önünde bir kere daha önümü ilikleyerek saygı duruşunda bulunuyorum.

Biz bu nesle layık insanlar olmalıyız. Bu nesle layık gençler olmalıyız. 104 yıl önce bizler için bu toprağı vatan yapanlara layık olmamız lazım.

Ben partimizde şimdiye kadar görev yapan, Başbuğuma ve liderine saygıda ve onun bize güveninde, sadakatinde en ufak bir şüphe bırakmayan bütün yol arkadaşlarıma çok teşekkür ederim.

Çizgisinde kırılma olmayan bütün partililerimin, Kütahya'nın tabiriyle, emeği yağlı olsun. Omurgalı duran bütün kardeşlerime selam olsun. Genel Başkanımın yanında siyaset yapan bütün dostlarıma selam olsun.

Eyüp Başkanımın Tepebaşı'nda görev alacak, bayrağımızı dalgalandıracak bütün yönetim kurulu üyelerine hem başarılar diliyorum hem selamlarımı, hürmetlerimi sunuyorum; partim adına, teşkilatım adına.

Tabii ki en büyük selamı, en büyük başarı dileğimi de şu anda Genel Başkanımız adına uç beyliğini yapan, teşkilatlarıyla buradaki orkestra şefliğini yapan değerli İl Başkanım Ayhan Sezer Başkanım'a gönderiyorum. Yolunuz, bahtınız açık olsun.

Buradaki bu sahneyi gördükten sonra emin olun ki Genel Başkan'a kalabalıkları anlatmak başka bir şey ama böyle bir toy günümüze bu kadar çok değerli misafirimizin katılması, bizi onurlandırması, bugünümüzde bizimle beraber olması başka bir anlam taşıyor.

Demek ki partimizin bir kimliği var, bir kişiliği var. Doğru, kabul ediyoruz. Ama sizler de bu insanlara bir güven telkin ettiniz, bir dostluk, kardeşlik bahşettiniz ki bu insanlar da sizin bu sıcaklığınızla gelip burada saatlerdir bizi dinliyor.

Ben şahsım ve partim adına bir kez daha katılımcıların hepsine çok teşekkür ediyorum. Sizler gönülhanenizi açtığınız sürece, sevgi ve muhabbetle bizlere baktığınız sürece biz sizlerin her zaman yanınızdayız, emrinizdeyiz.

Kongremiz bugün yapılacak Tepebaşı Kongremiz. İki kongre daha yapıyor bugün İl Başkanım. Yarın da Odunpazarı'yla beraber bu iş bitiyor. Ayın 13'ünde de il kongremiz var.

Şimdiden vatanımıza, milletimize, partimize ve Eskişehir'imize hayırlı uğurlu olsun diyor, hepinizi şahsım ve partim adına saygı ve hürmetle selamlıyorum."