ESKİŞEHİR HABER

Ahmet Namık Akdoğan’dan eski yönetime sert sözler: “Yetkiyi kim verdi, hesabını verin”

Ahmet Namık Akdoğan, oda toplantısında yaptığı uzun konuşmada eski yönetim dönemini, yetki tartışmalarını, oda hizmetlerini ve mali tabloyu ayrıntılarıyla anlattı.

Abone Ol

Eskişehir Elektrikçiler Odası Başkanı Ahmet Namık Akdoğan şu ifadeleri kullandı;

"Telefonuma ulaşamayan veya başkan vekilimi, yönetim kurulu üyelerimi arayıp da telefonla ulaşamayan bir arkadaşımız var mı bu salonda? Siz ne sıfatla dağıtım şirketine gidip enerji müsaadesi gücü çözüyorsunuz, proje gücü çözüyorsunuz, bilmem ne yapıyorsunuz? Kim veriyor size bu yetkiyi Cafer Bey? Artık 26 sene başkanlık yaptınız, yeter artık. Bırakın gençler gereğini yapıyor. Ben bütün arkadaşlarımın bütün problemlerini tek tek, hepsini çözüyorum. 'Seni aradım da ulaşamadım, benim şu yönetmeliğe uygun olan haklı işimi çözmedin' diyen bir arkadaşım varsa buyursun dile getirsin burada. O iş bizim görevimiz, 4 senedir biz yapıyoruz. Siz 26 sene yaptınız, artık işinize bakın. Dağıtım şirketine gidip oralarda fink atıp durmayın.

Biz sizin nasıl börekler, çörekler götürüp, efendime söyleyeyim sabah kahvaltıları, akşam börekleri götürüp o son 4 sene içerisinde yaptıklarınızın hepsini biliyoruz. Keşke o yaptıklarınızdan dolayı dağıtım şirketi bu kardeşlerimizi o 4 sene o zulme uğratmasaydı. 6 ayda şantiye abonesi olamıyordu bu arkadaşlar. Yalan mı arkadaşlar? 6 ayda şantiye abonesi olamıyordunuz ya! Dosyanız 5 defa dağıtım şirketine girip çıkıyordu, 5 defa. Her seferinde farklı bir eksikle dosyanız geri dönüyordu. Tesisat muayene aynı şekilde, dosyalarınız geri dönüyordu.

Allah aşkına odaya gelip de saat 17.00'den sonra odanın kapısının kilitli olduğunu söylemek hangi akla, hangi izana uygundur yahu? Ben bizzat saat 19.00'a kadar odada oturuyorum. Şu kızlarımız saat 18.00'e kadar odada her türlü hizmeti veriyor. Bu haksızlıktır. Bu kızlarımıza, odada çalışan personellerimize ve yönetim kurulumuza haksızlıktır. Biz bir pandemi ve deprem geçirmiş bir yönetim kuruluyuz. Bütün işletmeler saat 09.00'da iş yerlerini açmaya başladı. Hatırlarsınız dağıtım şirketi eskiden odanın hemen altındaydı, mecburen saat 08.00'de biz de arkadaşlarımızla birlikte geliyorduk. Yani Cafer Başkan anlatıyor da sanki bu anlattıklarımda ben onun yanında değildim.

Ya senin aldığın 2 tane dairenin tapusunda benim imzam var başkan vekili olarak. Yeter da! Beraber yaptık bunların hepsini. Biz 4 senedir bütün işlemlerimizi istişareyle yaptık kardeşim. Fiyat araştırmasını beraber birlikte yapmadık mı arkadaşlar? Fiyat tekliflerini birlikte hazırlamadık mı? Biz ne dedik 4 sene önce? 'Buyurun bu odayı birlikte yönetelim.' Birlikten güç doğar, birlikten kuvvet doğar. Biz bir olursak, iri oluruz, diri oluruz, bütün problemimizi çözeriz dedik mi, demedik mi? Arkadaşlar iki defa fuar organizasyonu düzenledim. İlk fuar organizasyonuna 55 kişi ismini yazdırdı. Baktım dedim ki bu 55 kişinin içerisinde 10 tanesi bizim arkadaşımız, hiç olmazsa bir otobüs sayısına düşürelim, 45 kişiyi bir araya getirelim fuara gönderelim dedik. Evet, bunu gerçekleştirdik. 10 tane arkadaşımız dedi ki 'Ya siz kalın da hiç olmazsa üyelerimiz gitsin.' Sabahleyin kaç kişi geldi otobüse biliyor musunuz? 28 kişi geldi.

Fuar için mesaj almayan arkadaşım var mı? Herkese mesaj gönderdik, fuar var gitmek isteyen arkadaşlar isimlerini yazdırsın dedik. 55 kişi yazdırdı, fuara 28 kişi geldi. Bunun müsebbibi biz miyiz Cafer Bey? Sizin zamanınızda Kumkapı'da her şey ucuzdu, bugün gidin de Kumkapı'da bir yemek yiyin bakalım kaç paraya mal oluyor. Gelmiyor adam, gelmeyen adamı ben zorla kulağından tutup zorla mı götüreceğim yani? Ben mesaj atıyorum 'Arkadaşlar fuar var, gelmek isteyenler ismini yazdırsın' diye. Ha ikincisinde de öyle oldu; 15 kişi ismini yazdırdı, 15 kişi ismini yazdırınca da o fuarı da iptal ettik. Yani ben durup dururken boş otobüsü niye göndereyim? Bir de sizin zamanınızda boş otobüslere bile fuarcılar para veriyordu. Bugün otobüste 2 kişi eksik olursa fuarcı para ödemiyor otobüsün parasını.

Ha bizim paramız var, sen çok iyi biliyorsun araştırmışsın. Evet, tam 1.700.000 lira paramız var arkadaşlar. Biz odayı devraldığımızda rahmetli Mithat'ın tazminatını zor ödedik. Arkadaşlarımıza dedik ki 'Arkadaşlar sizin dosyaya ihtiyacınız var, dosya satın alın da şu Mithat kardeşimizin tazminatını yekseferde ödeyelim.' 200.000 lira para bıraktığını söyledi, biz odaya oturduğumuzda borçları ödedikten sonra 80.000 lira para kaldı bize. Şu an 1.700.000 lira paramız var, ekstradan tazminattan sıkıntı yaşadığımız için genel sekreterimizin tazminatı için de bir fon oluşturdum. Her ay o fona para yatırıyoruz, bundan sonra biz de olsak, siz de olsanız, gençler de olsa geldiğinde rahatlıkla odadaki personelin tazminatını ödeyecek hale getirdik. Hepinizi tek tek, bir tanenizi ayırt etmeden, seni de ayırt etmeden ferdi kaza sigortası yaptık.

Vefatımız, bir maliyetimiz oldu. 15-20 arkadaşa yakına da tazminat ödedik. Yaklaşık 3.000.000 liraya yakın tazminat ödedik. Kim ödedi? Sigorta şirketi ödedi. Peki Ayhan Karpuz'un 13 aydır dükkanı kapalı kalmış. Onunki neye göre? Kimin? Ayhan Karpuz. Karşılıklı konuşmayalım Cafer Bey oturun. Kardeşim ben müneccim değilim. Ben mesajla ferdi kaza sigortalarını bildirdim. Herkese mesaj attım. WhatsApp gruplarına paylaştım. Poliçelerini dağıttım. Ya adam bana hasta olduğunu söylemezse ben nereden bilebilirim? Dükkanı kapalıysa şimdi gelsin buyursun. Ben gene ödeyeyim onun ödeteyim tazminatını. Biz durup dururken bir şey yapmadık. Biz arkadaşlarımıza ferdi kaza sigortası yaptık. Yani 20 kişi parasını aldı. Bir vefata para dedik, bir maliyete para dedik de bir Ayhan Karpuz mu kaldı? Yani Ayhan Karpuz'u ayırdık mı biz? Gelecek diyecek ki arkadaş ben kaza geçirdim. Ben kimsenin çetelesini tutmuyorum ki kim kaza geçirmiş, kim geçirmemiş, kim nerede yatıyor, kim evinde.

Cafer abi sen çok güzel yalan söylemeyi beceriyorsun. Bak bir dakika şurada gözümüzün içine bakabaka. Bak Cafer Bey, oda seni dinledi ben de seni dinledim. Yalancılık yapma. Gözümün içine baka baka oda 5'te mi kapanıyor diyorsun? Ya bu yalan değil mi? 5'te mi kapanıyor? Benim üyem odaya geliyor da bir bardak çay içmeden mi gidiyor arkadaşlar? Söylesenize ya böyle saçma bir iddia olabilir mi? Benim üyem geldiğinde çayını da içer orada, gerekirse de yemeğini de ısmarlar göndeririz. Evet, bir iki sene pandemi ve depremden dolayı odanın maddi sıkıntılarından dolayı hem iftarı hem de ferdi kaza sigortasını bir kısmını sponsorlarla karşıladık. Ne var bunda? Sizin paralarınızı boşa harcamadık. Ha ondan sonra paramız oldu topladık elhamdülillah. Yemedik, yedirmedik. Şu anda da kasamızda 1.700.000 lira paramız var. İftarı da kendimiz veriyoruz efendime söyleyeyim ferdi kaza sigortasını da kendimiz ödüyoruz.

Enerji Piyasası Denetleme Kurulunun bir portal zorunluluğu var. Bu portal zorunluluğu ile ilgili uzun zamandır peyderpey çalışıyoruz. Sıkıntıları toparlıyoruz, düzeltiyoruz. Önümüzdeki süreçte biliyorsunuz dağıtım şirketi artık odamızın karşısına taşınacak. Hem Genel Müdürlük hem İl Müdürlüğü. Evet odamız o zaman saat 8'de açılır Cafer Bey merak etmeyin.

Biz bir görevli kızımızı istihdam ettik, bir personel istihdam ettik. Dedik ki arkadaşlarımız, bizim arkadaşlarımız elinde pensesi, tornavidası, şantiyede inşaatlarda çalışıyor. Bu bilgisayarın başına oturup da enerji müsaadesi talebi, proje onayı, efendime söyleyeyim ön abone girişi, tesisat muayene girişinde zorlanacaklar. Biz bu kardeşimizi Allah nasip ederse pazartesi günü dağıtım şirketinde 15 günlüğüne kursa tabi tutacağız. Duyuyorum, biliyorum, gidiyorsunuz enerji müsaadelerinizi almak için bir dünya para ödüyorsunuz farklı farklı yerlere. Biz bunu Allah nasip ederse sadece personelimizin masrafını çıkaracak pozisyonda 500'e yaptığınızı 100 liraya, 200'e yaptığınızı 50 liraya, ön abone tesisat muayene girişlerinde eğitimini aldıktan sonra e-imzalarınızı odamıza getireceksiniz. Bizim odadaki personelimiz artık sizin portal girişlerinizi odamızdan gerçekleştirecek. Bir personel yetmezse ikinci personeli istihdam edeceğiz. Arkadaşlar bu sistem yerine oturduğunda dağıtım şirketine iki defa gideceksiniz. Bir daha dağıtım şirketiyle yüz göz olmayacaksınız. Birinci gidişinizde sayacınızı alacaksınız takacaksınız. En son abone işlemleri bittiğinde dosyaların içerisine iş başlama, iş bitiş ıslak imzalı koyup götürüp dağıtım şirketine teslim edeceksiniz.

OEDAŞ binası açıldıktan sonra bir trafik problemi olacak. Bununla ilgili de otoparkla ilgili bir çalışmamız var. Sizleri mağdur etmeyeceğiz. Hiç olmazsa dağıtım şirketindeki 1 saatlik işinizi karşılayacak bir sürede bir otopark anlaşması gündemde. Onu gerçekleştireceğim, otopark sorunu yaşamayacaksınız. Dağıtım şirketinde odamız sabah 8:00 akşam 18:00'e kadar açık. Herkes gelebilir, herkes çayını içebilir, kahvesini içebilir. Bizim bu konuda hiçbir çekincemiz yok. Evet, ben 60 yaşındayım. 45 senedir siyasetin içerisindeyim arkadaşlar. Ben geçen dönem seçildiğimde de bir siyasi partinin üyesiydim. Ben göreve geldikten sonra siyasi partiye gitmedim.

Şimdi şöyle bir eleştiri getirseydi Cafer Bey bana utanırdım. Benim 476 tane üyem var 451 hazirun karşılığında. Her siyasi partiden, her siyasi fikirden benim üyem var. Bugüne kadar benim bu üyelerimin çıkıp da "Kardeşim, sen benim bu partimdensin diye işimi yapmadın veya sen bana şöyle davrandın, efendime söyleyeyim ben şu partidenim diye bana işte yüz vermedin." diyebilir mi? Böyle bir şey söyleyebilir misiniz? Hanginizin birine böyle davrandım ben? Evet, ben siyasetimi nerede kullandım Sayın Genel Başkan? Nerede kullandım efendim ben siyasetimi? Bakanlıklarda. Efendim bütün hatırlarsınız, Abdullah Kayaselen Federasyon Genel Başkanıydı. Onun Enerji Bakan Yardımcısı Muhammet Balta'dan randevusunu bile ben aldım. O zaman niye bir şey demiyordun? Senin yanında ben 10 sene il başkanlığı yaptım. 10 sene senin yanında ben 10 sene partinin il başkanlığını yaptım Cafer abi. Yapma, 10 sene.

Sen oda başkanıydın, ben senin başkan vekilindim ve partinin il başkanıydım. Ben başkan olduktan sonra Genel Merkeze dedim ki ben geri çekilmek istiyorum. Ben şu anda partinin Merkez Disiplin Kurulu üyesiyim. Ben pasife attım kendimi ve bütün mesaimi sizler için harcıyorum. Geçen gün Ayşe Hanım ile görüştüm. Ondan önceki gün Fatih Bey ile görüştüm. Bu daha çıkarılan iç tesisat yönetmeliğinde tabii ki sıkıntılar var, kendisi çok iyi bilir. Biz golü nerede yiyoruz? Taslaklar hazırlanıyor, Çevre Şehircilik Mesleki Eğitim Genel Müdürlüğüne götürüyoruz, her şeyi bitiriyoruz, Cumhurbaşkanlığı Mevzuatlar Dairesine giderken bu mühendisler her zaman yedikleri haltı çok iyi bilirsin, yolda birtakım filim fırıldaklar çeviriyorlar.

Evet, o filim fırıldakları biz kanunlaşınca öğreniyoruz. Ve bunun gereğini de geçen gün Ayşe Hanım ile görüştüm. Benim görüştüğüm gün Sayın Genel Başkanıma, Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki Eğitim Genel Müdürlüğüne gönderdim. Bizzat bu konunun takipçisiyiz. Hiçbir ilkokul mezununun efendime söyleyeyim proje çizememek gibi bir şeyi söz konusu değil. Niye değil? Bizim mesleki eğitim merkezimiz, yani şu çıraklık yaptığımız, gidip mezun olduğumuz, kalfalık aldığımız, ustalık aldığımız o MESEM’ler lise statüsünde arkadaşlar. Çıraklık eğitim merkezinden mezun olan arkadaş, kalfalık ustalığı alan arkadaş lise mezunu sayılıyor. Onun için de rahatlıkla projesini çizebilir.

Bahsettiği şahıslar belki kalmıştır yıllar önce, kendisi çok iyi bilir MYK belgesi de dağıtıyorlardı. İlkokul mezunlarına da MYK belgesi verdiler. Allah'tan korkun ya! İlkokul mezunu MYK belgesiyle proje çizebilir mi arkadaşlar? Bu yazık değil mi ya? Sizin, sizin meslek lisesinde... Yalan söylemiyorum. Tamer Bozkurt gel buraya! Neredesin Tamer Bozkurt? Gel buraya kardeşim. Sen ne mezunusun? Bir dakika bana bak. Adamlar sen kendi yetkini yükseltmişsin ya MYK seviye 5 ile. Bir dakika, karşılıklı konuşmayın. MYK belgesi alabilir. MYK seviye 5 ile grubunu yükseltmişsin ya. Haksızlık değil mi bu arkadaşlara? Ben lise mezunuyum. Lise mezunu olman bir şey ifade etmiyor. Lise mezunuysan 3. gruba girersin. Cafer Bey, lütfen... Bak o itiraz etti, sen suçladın, o da cevap veriyor. O da bir şeyler söylüyor, dinle.

Meslek lisesi mezunları 3. grup yetkiye sahip. Bu 3. grubu 2. gruba yükseltebilmek için sadece teknik eleman olmanız lazım, ön lisans okumanız lazım. 2 yıllık meslek yüksekokulunu bitirmelisiniz. Ama beyefendi meslek lisesi mezunu, çoğunu da dışarıdan bitirdi, olmasına rağmen kendi grubunu 2. gruba yükseltmiş. Biz bunu gördük ve iptal ettik. Bunun yazışmaları da odada mevcut. İlkokul mezunu kardeşimi 2. gruba yükseltmiş, onu da iptal ettik. Bunu toplanacak bir şeyi yok. Cafer Bey 26 sene oda başkanlığı yaptı. Biz 4 senedir üzerimize düşeni yaptık arkadaşlar. 7/24 size hizmet verdik. Sizinle ilgili ne kadar sıkıntı varsa dağıtım şirketinde; gerektiğinde kavga ettik, gerektiğinde birbirimize girdik, gerektiğinde genel müdüre çıktık, gerektiğinde Enerji Bakanına çıktık, EPDK Başkanına çıktık. Bizim teknik problemlerimizle ilgili ne varsa elhamdülillah çözdük. Hepiniz şahitsiniz. Hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum, Allah'a emanet olun."