Eskişehir Büyükşehir Belediyesi CHP Meclis Üyesi Ali Haydar Çelik şu ifadeleri kullandı;
"Son yıllarda hepimizin bildiği üzere özellikle cennet yurdumuzun yer altı ve yer üstü kaynakları itibarıyla zenginliklerini hep beraber yaşıyoruz. Yalnız son yıllarda madenlerle ilgili, yer altı zenginlikleri ile ilgili ülkemizde ciddi gelişmeler olmakta. Tabii bu gelişmelerden Eskişehir'imiz de ciddi anlamda etkilenmekte. Şimdi bu konuda kaynakların kullanımı ve öncelik meselesi bizim çok dikkat ettiğimiz bir husus. Yani ne ne zaman çıkarılır, hangi kaynak kamu yararına, halk yararına, tüm ülkedeki yaşayan insanlar yararına nasıl kullanılır meselesi bizim temel sorunumuz. Yani burada bir şeye karşı çıkmak amacıyla veya retçi bir mantıkla ifade etmemekle birlikte Eskişehir'imizde belirlenen ve 1 Nisan’da ihalesi yapılan maden sahalarından 9 adedine verilen teklif sonucu ihaleler teklifi veren şirketlerin üzerinde kalmıştır.
9 ihalenin 2 tanesi 2. grup madenler kapsamında olup mermer ve traverten tarzı madenleri kapsamaktadır. 7 adet ihalede ise altın, gümüş gibi madenleri kapsamaktadır. 7 adet ihalede 9.192 hektarlık alanda maden çıkarılmasının önü açılmıştır. Bu yerler Tepebaşı, Uludere, Sarıcakaya, Beylikova, Sivrihisar, Alpu ve Mihalıççık’tır. En önemlisi ise özellikle Cengiz Holding'e bağlı Eti Bakır A.Ş. tarafından Eskişehir'imizin Tepebaşı, Mihalgazi hattı arasında kurulması planlanan dev maden projesidir. Ruhsat alanı 20.000 dönüm; yaklaşık 2.450 futbol sahası büyüklüğündedir. Ocak derinliği 500 metre; yani yaklaşık 160 katlı bina yüksekliğindedir. Çıkarma yöntemi siyanürlü yığın liç yöntemi ile olacaktır. 4 Temmuz 2025 tarihinde bu duruma ÇED olumlu raporu kararı verilmiştir.
Burada kamuoyuna, ekosistem ve orman varlığı üzerindeki etkilerini belirtmek istiyorum. Proje kapsamında 100.000'den fazla ağaç yok edilecek olup orman kaybı 530 futbol sahası büyüklüğünde ormanlık alan yok edilecektir. Bu alan Eskişehir'deki 9 mahallenin hacmi ve genişliği büyüklüğünde olduğu düşünülmektedir. Mikroklima özelliği olan bölgede endemik bitki türleri ve yaban hayatı kalıcı zarar görecektir. Ayrıca 10 yıl boyunca her yıl 6.000.000 ton cevherin açık havada siyanürle ayrıştırılacağı tahmin edildiği için siyanür ve ağır metal tehdidi ile yüz yüzedir. Oluşacak hava kirliliği de ciddi boyutta olacaktır. Nedenine gelince; siyanür gazının havada 3 yıl kalabildiği ve uzak mesafelere taşınabildiği bilimsel verilerle tespit edilmiştir.
Tabii ki sadece havada değil; ağır metaller işlem sırasında yer altındaki arsenik, demir, çinko, bakır ve molibden gibi metaller yüzeye çıkarak toprak ve yer altı sularını zehirleyecektir. Şirket yıllık 9.400.000 ton su tüketeceğini açıklamıştır. 9.400.000 ton; yani çok ciddi bir rakam. Özellikle susuzlukla ilgili ciddi sıkıntı çektiğimiz bir dönemde... Suyun Sakarya Nehri'nden, kuyulardan veya Tarpak Göleti’nden çekilmesi planlanmaktadır. Bu durum bölgedeki tarımsal sulamayı tehdit edecektir. Ayrıca Sakarya Nehri'ne çok yakın olan proje alanındaki olası sızıntılar nehir boyunca birçok ili etkileyecektir. Iğdır ile birlikte mikroklima özelliği olan bölge; Eskişehir, Ankara ve İstanbul'un meyve ve sebze ihtiyacının %20'sini karşılamaktadır. Bölgede 9-10 köyde yürütülen hayvancılık faaliyetleri ağır metal kirliliği nedeniyle yok olma riski altındadır.
Bu konuda Erzincan İliç örneği gösterilebilir. Madenle birlikte sığır sayısı Erzincan İliç’te 240.000'den 6.000 rakamlarına düşmüştür. Anayasa'nın 56. maddesi gereğince herkes sağlıklı bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Vahşi madenciliğin yapıldığı bölgelerde siyanür ve ağır metallerden dolayı kanser, nörolojik bozukluklar ve akut zehirlenmeler oluşmaktadır. Süreç itibarıyla hukuken Büyükşehir Belediyemiz, Tepebaşı Belediyemiz, TEMA Vakfı, Eskişehir Barosu, Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği tarafından açılan dava sonucu 20 Nisan 2026 Pazartesi günü bilirkişi keşfi yapılacaktır. Özellikle Eskişehir Çevre Derneği'nin bağımsız bir sağlık etki değerlendirme talebi de dikkate alınmalıdır.
20 Nisan Pazartesi günü burada yapılacak olan inceleme bilirkişi incelemesinde Eskişehirlilerin de duyarlılık gösterip bu konuda 20 Nisan'da bu konuya hassasiyet göstermelerini, özellikle bu konuda duyarlı davranan kurum ve kuruluşlarımıza da buradan teşekkür etmek istiyoruz. Başkanım, sorun madenlerin çıkarılması meselesi değil; Eskişehir'e çok yakın olan bu bölgenin komple Eskişehir'de yaşayan tüm yurttaşlarımızın, bizlerin sağlığını tehdit etmesi, artı yüzeydeki zenginliklerle birlikte değerlendirildiğinde bu aşamada, bu sırada çıkarılması ne kadar doğru olup olmadığı tartışma konusu olmalıdır."





