Tüm Emeklilerin Sendikası Eskişehir Şubesi Başkanı Ali Paşa Şanlı şu ifadeleri kullandı:
"Artık yeter. TÜİK, elini cebimizden çek. Biz emekliler olarak 25–30–35–40 yıl çalışarak vergilerimizi ve primlerimizi peşin peşin ödedik. Ülkemizin değerlerine değer kattık. Ülkemizi yöneten, başını sarayın çektiği Cumhur İttifakı bunu görmezden geliyor. Yarattıkları ekonomik ve siyasi krizin faturasını, her zaman olduğu gibi yine emeklilere ve tüm emekçi kesimlere yıkmak istiyorlar. Bununla adaletsiz gelir dağılımının üzerini örtemezler.
Maliye’de örgütlü Büro Emekçileri Sendikası (BESAR)’ın son Aralık ayı verilerine göre; açlık sınırı 40 bin liraya, yoksulluk sınırı ise 100 bin liraya dayandı.
Emekli maaşı 16 bin 881 lira, asgari ücret ise açlık sınırının altına kilitlenmiştir. Cumhurbaşkanı, bakanlar, milletvekilleri ve üst bürokratların maaşları ise bir emekli maaşının 10–14 katıdır. Bu veriler, yaşanan adaletsiz gelir dağılımını açık ve net biçimde göstermektedir.
TÜİK ise her maaş artış düzenlemesi öncesinde sahte enflasyon verileriyle sahneye çıkmaktadır. TÜİK, Kasım ayı yıllık enflasyonunu yüzde 31,07; sermaye temsilcilerinden İTO yüzde 38,28 ve ENAG ise yüzde 56,82 olarak açıklamıştır. Bu veriler, TÜİK’in gerçekleri gizleyerek siyasi iktidarın isteklerinin noteri olduğunu göstermektedir. Bugün açıklanacak olan Aralık ayı enflasyon rakamlarının da geçen ayın altında olacağı açıktır.
TÜİK, sarayın söylediğini açıklayan ve onaylayan bir kurum olmamalıdır. Yalan olanı bırakıp gerçek olanı açıklamalıdır. TÜİK’in yalan verileri üzerinden bizlere dayatılan açlık ve sefaleti kabul etmiyoruz. Artık yeter! TÜİK, elini cebimizden çek!
Derhal en düşük emekli aylığı, en düşük memur maaşına eşitlenmelidir. Ardından yoksulluk sınırının üzerine çıkarılması için yasal düzenleme yapılmalıdır. Adaletli gelir dağılımı sağlanana dek; Cumhurbaşkanı, bakanlar, milletvekilleri ve üst bürokratların maaşlarında hiçbir artış yapılmamalıdır.
Hiçbir bakanın yetkisi yoktur. Bütün yetki Cumhurbaşkanındadır ve iki dudağı arasındadır. Eğer gerçekten istiyorsa, kararı alsın; açlığı ve yoksulluğu ortadan kaldırsın. Sadaka değil, gasp edilen haklarımızı istiyoruz.
17 milyonu aşkın emeklinin insanca yaşam hakkı ve demokratik Türkiye talepleri yok sayılamaz. Eğer hâlâ “olmaz” diyorsanız; 2026 yılında tüm emekliler ve emekçi kesimler olarak birleşik mücadelemizi büyüterek ve yükselterek alanlarda olacağız. Mutlaka bizler kazanacağız.
TÜİK, elini cebimizden çek. Kurtuluş yok tek başına; ya hep beraber ya hiçbirimiz."





