AK Parti Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Ayşen Gürcan şu ifadeleri kullandı;
"Ağustos, Türk milletinin zaferler ayıdır. Tarihimizin en önemli dönüm noktalarına, en anlamlı zaferlerine ve milletimizin bağımsızlık iradesini ortaya koyduğu nice büyük mücadeleye bu ay şahitlik etmiştir.
Malazgirt’te Anadolu’nun kapılarını açtığımız ay Ağustos’tur. Otlukbeli’nde devletimizin kudretini gösterdiğimiz, Çaldıran’da tarihimizin seyrini değiştirdiğimiz ay Ağustos’tur. Mercidabık’ta büyük bir yürüyüşe çıktığımız, Belgrad’da yeni ufuklara ulaştığımız, Mohaç’ta tarihe geçen büyük bir zafere imza attığımız ay yine Ağustos’tur.
Ve bundan tam 104 yıl önce, milletimizin istiklaline göz dikenlere karşı Büyük Taarruz’u başlattığımız, Dumlupınar’da düşman ordusunu bozguna uğrattığımız ve 30 Ağustos Başkomutanlık Meydan Muharebesi’ni zaferle taçlandırdığımız ay da Ağustos’tur.
Asırlar değişti, şartlar değişti, mücadelenin şekli değişti. Ama değişmeyen bir şey var: Bu milletin bağımsız yaşama iradesi, vatanına olan sevdası ve en zor zamanlarda dahi yeniden ayağa kalkabilme kudreti.
İşte bugün, böylesine anlamlı bir günde, 30 Ağustos Zafer Bayramımızın gururunu yaşarken Eskişehir teşkilatımızın kıymetli mensuplarıyla aynı sofranın etrafında, aynı heyecanın içinde buluşmanın mutluluğunu yaşıyoruz.
Büyük Taarruz’un bütün kahramanlarını, Sultan Alparslan’dan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e kadar bu toprakları bize vatan kılan bütün ecdadımızı, aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal etmiş gazilerimizi rahmetle ve minnetle yâd ediyorum.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.
Şimdi burada hep birlikte kendimize bir soru soralım. Bize bu büyük zaferleri bırakanların ortak özelliği neydi?
Hepsi aynı dönemde yaşamadı. Aynı şartlarda mücadele etmedi. Karşılarındaki güçler, sahip oldukları imkânlar, hatta verdikleri mücadelenin şekli bile birbirinden farklıydı.
Ama hepsinde ortak olan çok güçlü bir anlayış vardı: Bir lider etrafında kenetlenebilmek, kendi hesabından önce kutsal davayı düşünebilmek ve kendisine düşen vazifeyi şartlar ne olursa olsun yerine getirmek.
Bence teşkilat olmanın özü de tam olarak burada yatıyor.
Teşkilat, bir araya gelmiş insanların oluşturduğu basit bir kalabalık değildir sevgili dostlarım, kıymetli kardeşlerim.
Bu güzide teşkilat, “Ben burada ne elde edeceğim?” diye soranların beklentileriyle bugünlere gelmedi. “Ben bu davaya ne katacağım?” diyenlerin omuzlarında 25 yıldır dimdik ayakta duruyor.
Kimimiz önde yürüyor, kimimiz yükü omuzluyor. Kimimiz görünmeden çalışıyor, kimimiz en zor zamanda sorumluluk alıyor. Makamlar değişir, görevler değişir, isimler değişir ama dava baki kalır.
İşte teşkilat bilinci dediğimiz şey budur.
Bulunduğun makamı sahiplenmeden önce sana verilen emaneti sahiplenmektir. Başarı olduğunda “Ben” dememek, yük ağırlaştığında “Neden ben?” diye sormamaktır. Birbirimizin eksiğini aramak yerine birbirimizin eksiğini tamamlamaktır.
Bugün burada yapmamız gereken de kendimize bu gözle bakmaktır.
Ben bu teşkilatın neresindeyim? Üzerime düşeni hakkıyla yapıyor muyum? Yanımdaki dava arkadaşımın yükünü hafifletiyor muyum? Ve en önemlisi, bizden sonra bu bayrağı devralacak kardeşlerimize nasıl bir teşkilat bırakıyoruz?
İl Danışma Meclislerimizin ve istişarelerimizin kıymeti de işte burada ortaya çıkıyor.
Biz burada sadece birbirimizi alkışlamak için değil, birbirimizi dinlemek için de bulunuyoruz. Yaptıklarımızı anlatırken yapamadıklarımızı da görmek, başarılarımızla gurur duyarken eksiklerimizi de cesaretle konuşmak için buradayız.
Çünkü bizim birbirimize karşı sorumluluğumuz var. Eskişehir’e karşı sorumluluğumuz var. Ve omuzlarımızda taşıdığımız büyük bir davaya karşı sorumluluğumuz var.
Bugün omuzlarımızdaki sorumluluğun en önemli başlıklarından biri de Terörsüz Türkiye hedefidir.
Türkiye, terör yüzünden çok ağır bedeller ödedi. Binlerce canımızı toprağa verdik. Nice annenin yüreğine ateş düştü. Milletimizin kaynakları, enerjisi ve yılları terörle mücadeleye harcandı.
Bugün geldiğimiz noktada ise önümüzde tarihi bir fırsat var. Bu tarihi sürecin başında da Türkiye’nin yakın tarihinin en büyük mücadelelerine liderlik etmiş güçlü bir siyasi irade bulunuyor.
Bugün dostu da rakibi de çok iyi biliyor ki böylesine zor, böylesine hassas ve böylesine tarihi bir süreci sonuna kadar götürebilecek siyasi tecrübenin ve liderliğin adı Recep Tayyip Erdoğan’dır.
Çünkü Cumhurbaşkanımız bugüne kadar milletimizin karşısına çıkan en zor meselelerde sorumluluk almaktan çekinmedi. Bedel ödemekten korkmadı. Türkiye’nin ve milletimizin menfaati söz konusu olduğunda geri adım atmadı.
Şimdi önümüzdeki hedef çok açık: Terörü bir daha geri dönmemek üzere bu ülkenin gündeminden çıkarmak, bin yıllık kardeşliğimizi daha da güçlendirmek ve evlatlarımıza huzurun, güvenin ve kardeşliğin hâkim olduğu bir Türkiye bırakmak.
Terörsüz Türkiye dediğimizde bizim muradımız budur.
Burada özellikle şunu ifade etmek isterim. Milletimizin hassasiyetlerini çok iyi biliyoruz. Şehitlerimizin aziz hatırası ve gazilerimizin hukuku bizim için kırmızı çizgidir.
Onların fedakârlığını unutan, yok sayan hiçbir anlayışın yanında olmadık, olmayız. Tam tersine, bugün ulaşmak istediğimiz kalıcı huzurun temelinde onların yıllarca verdiği büyük mücadele vardır.
Cumhurbaşkanımız birkaç gün önce Malazgirt’te çok anlamlı bir ifadeyle kararlılığımızı ortaya koydu.
Ne dedi?
“Atımızın kuyruğunu bağladık.”
Bu söz bizim tarihimizde çok şey anlatır. Çıkılan yoldan dönmemeyi anlatır. Mücadeleyi yarım bırakmamayı anlatır. Sonuna kadar gitme iradesini ortaya koyar.
Öyleyse biz de Eskişehir’den açıkça ifade edelim:
Biz de hazırız Sayın Cumhurbaşkanım.
Bin yıllık kardeşliğimize vurulan bu hançeri söküp atmak için hazırız. Terörü bu topraklardan tamamen silmek için verilen mücadeleye hazırız. Çocuklarımıza terörün konuşulmadığı bir Türkiye bırakmak için hazırız.
Bu mücadeleyi tamamlamaya, terör belasından ülkemizi tamamen kurtarmaya ve Terörsüz Türkiye hedefini gerçeğe dönüştürmeye hazırız.
İç cephesi güçlü, kardeşliği güçlü, geleceğine güvenle bakan bir Türkiye için dün nasıl omuz omuza vererek nice badireyi, nice mücadeleyi aştıysak bugün de milletimizin ferasetiyle, devletimizin kararlılığıyla ve Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu hedefe ulaşacağımıza yürekten inanıyorum.
Sözlerimi tamamlarken bugün aramızda bulunan çok kıymetli bir hemşehrimize, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız Sayın Alparslan Bayraktar’a da özellikle teşekkür etmek istiyorum.
Kendisini biz her şeyden önce Eskişehir’in bir evladı olarak görüyoruz.
Bugüne kadar Eskişehir’imizin hangi meselesiyle, hangi talebiyle kapısını çalsak bizi dinleyen, şehrimize dair hiçbir talebimizi karşılıksız bırakmamak için gayret gösteren bir bakanımızı karşımızda bulduk.
Yoğun çalışma temposunun içerisinde bugün bizleri kırmayarak Eskişehir’imize gelmesi, teşkilatımızla ve hemşehrilerimizle bu güzel günü paylaşması da bunun en güzel göstergelerinden biridir.
Sayın Bakanım, memleketinize, Eskişehir’inize hoş geldiniz, safalar getirdiniz.
Rabbim birlik ve beraberliğimizi daim eylesin.
Bu güzel buluşmanın hazırlanmasında büyük emek veren İl Başkanımız Sayın Gürhan Albayrak’a, il ve ilçe teşkilatlarımıza, kadın kollarımıza, gençlik kollarımıza, mahalle teşkilatlarımıza ve organizasyonda emeği bulunan bütün kardeşlerime ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Bugün aynı sofranın etrafında buluşan büyük teşkilat ailemizin birliği daim, kardeşliği kaim, davamız güçlü, memleketimiz var olsun.
Bu duygu ve düşüncelerle 30 Ağustos Zafer Bayramımızı bir kez daha kutluyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla ve muhabbetle selamlıyorum."





