Emek Partisi Eskişehir İl Başkanı Ceren Kökoğlu şu ifadeleri kullandı;
"İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü 1 Mayıs’a sayılı günler kaldı. 1 Mayıs’ı en özlü ifadeyle sermaye cephesi ile emek cephesinin uluslararası ve tek tek ülkeler düzeyinde karşılıklı olarak güçlerini sınadıkları/gösterdikleri bir gün olarak tarif edebiliriz.
Türkiye işçi sınıfı ve emekçileri 2026 1 Mayıs’ına emperyalistler arası hegemonya mücadelelerinin kışkırttığı savaşların coğrafyamızı yangın yerine çevirdiği, IMF başta olmak üzere uluslararası mali kuruluşların dayattığı en vahşi çalışma koşulları ve sömürü ilişkilerinin “Şimşek programı” adı altında çerçevelenerek hayasızca uygulandığı, bu gidişata itiraz eden herkesin gözaltı, tutuklama ve devlet zoruyla susturulmaya çalışıldığı koşullar altında gidiyor. CHP’li belediyelere yönelik operasyonlar artarak devam ederken; Kürt sorununda başlatılan yeni süreç fiilen bekleme odasına alınmış durumda. Yeni maden yasasıyla ülkenin her santimi ve köşesi uluslararası tekellerin yağmasına açık hale getirildi. Üretici tarım ve orman köylüsünün üretim alanları bir gece vakti “Cumhurbaşkanlığı kararnamesi”yle ellerinden alınıp maden tekellerine peşkeş çekiliyor. Telafisi mümkün olmayan bir doğa ve çevre katliamıyla yüz yüzeyiz.
Çalışma koşulları ağırlaşırken yoksulluk derinleşiyor. Yasal olarak 45 saat olan haftalık çalışma süresi, sahada 50-60 saati buluyor. Asgari ücret 28 bin 75 TL iken Birleşik Kamu-İş’in hesaplamalarına göre açlık sınırı 36 bin TL’ye ulaşmış durumda. Toplam ücretlilerin yüzde 53’ü asgari ücretle çalışırken, bu oran özel sektörde yüzde 70 civarında. İktidarın dayattığı bu yoksulluk işçi sınıfını daha ağır ve güvencesiz koşullarda çalışmaya zorlamaktadır. Bu durum patronların kâr hırsı ve denetimsizlikle birleşerek iş cinayetlerinin önünü açmaktadır.
10 milyonu aşkın emekli 20 bin TL ile geçinmeye mahkûm edilmiş halde. Buna karşın “2024 küresel servet raporu”na göre Türkiye’de en zengin yüzde 1’lik kesim, toplam servetin yüzde 39,5’ini elinde tutuyor ve bu oranla 21 Avrupa ülkesi içinde ilk sırada. Son 12 yılda işçilerin ödediği Gelir Vergisi 5 trilyon TL’yi geçerken, tekellerin ödediği Kurumlar Vergisi sadece 3,5 trilyon TL. Kısaca çizdiğimiz bu çerçeve 1 Mayıs öncesi sınıf güç ilişkilerini dolaysızca anlamaya ve tabii sınıf mücadelesinin güncel seyrini de göstermeye yeterli olmuştur.
Türkiye işçi sınıfının 2026 yılı 1 Mayıs’ına oldukça dezavantajlı koşullarda gittiğini belirtmek gerekir. İşçi sınıfı örgütsüz ve dağınık haldedir. Sendikalaşma oranı yüzde 15 civarında olsa da bu oran özel sektörde yüzde 6-7 civarındadır. Dahası mevcut sendikalar sendikal bürokrasinin kontrolü altındadır ve işçileri temsil etmekten uzaktırlar. İşçi sınıfı ancak birleşip örgütlü bir güç haline geldiğinde bir sınıf olarak burjuvaziye karşı savaşında kazanım elde edebilir. Partimiz her 1 Mayıs’ta olduğu gibi 2026 1 Mayıs’ında da önceliği işçilerin acil talepleri etrafında en geniş ve en ileri biçimde birliğinin sağlanmasına ve her yerde yekpare biçimde 1 Mayıs’ı kutlamasına vermektedir. Bununla birlikte, şüphesiz 1 Mayıs yalnızca alan kutlamasından ibaret biçimde ele alınamaz. Fabrikalardan başlayan, sanayi bölgeleri ve emekçi semtlere yayılan bir yelpazede haftaya yayılan etkinliklerle 1 Mayıs’ın en güçlü biçimde örgütlenmesi için bir çalışma yürütüyoruz.
Kapitalist, emperyalist barbarlığın yarattığı işsizliğe, yoksulluğa, savaşlara karşı ayağa kalkan dünya işçi sınıfının bir parçası olarak ülkenin her yerinde 1 Mayıs alanlarında olacağız. Eskişehir’de de 1 Mayıs Cuma günü saat 11.30’da il binamızda buluşacak saat 12.00’de Ulus Anıtı’ndaki buluşmaya ve oradan da 13.30’daki Cumhuriyet Meydanı’ndaki mitinge katılacağız. Eskişehirli tüm işçi ve emekçileri 1 Mayıs’ta alanda olmaya, birliğimizi ve gücümüzü büyütmeye davet ediyoruz."





