Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu temsilcisi Cevat Aydemir şu ifadeleri kullandı;
"Öğretmenlik yapan bir milletvekilinden, bir Milli Eğitim Komisyonu başkanından söz ediyoruz. Geçmişte öğretmenlik yapan bir milletvekilinin şu anda Güvenparkta şiddete uğrayan öğretmenlerin hakkını aramak bir yana, o çığlığı, o sesi duymamak üzere kulaklarını kapatıyor.
Tam da bu şehrin milletvekili olduğu için bize de söz düşüyor. Biz de AK Parti Eskişehir Milletvekili Ayşen Gürcan'a o yüzden buradan söz söyleme gereği duyuyoruz. O yüzden diyoruz ki hem öğretmen olması sıfatıyla, hem Milli Eğitim Komisyonu başkanı olman sıfatıyla icazeti de, tensipleri de bir yere bırakıp bu insanların, bu öğretmen dostlarımızın sesine kulak verip bu komisyonu derhal toplamalısın.
Milli Eğitim Bakanı da öyle yemek yemek dolaşıp cemaatlerin sofralarında, tarikatların yurtlarında, kapılarında dolaşmak yerine Ankara'nın merkezinde öğretmenlerin çığlığına ve insanca yaşam taleplerine ses vermelidir. Yoksa derhal istifa etmelidir Milli Eğitim Bakanı. Ve sloganımızı yine Milli Eğitim Bakanı'nın istifasına çeviriyoruz, güçlü bir şekilde atıyoruz.
Geçmişte de kamu emekçileri aynı aşamalardan geçti biliyor musunuz. Biz Ankara sokaklarına ve ülkenin bütün meydanlarında bu mücadeleyi gösterirken o zamanki iktidarlar yine aynı muameleyle karşımıza dikilmişlerdi. Şimdi de özel sektör öğretmeninin sektöründe çalışan arkadaşlarımıza, mülakat mağduru dostlarımız çok da değil, iki üç tane talepleri var. Diyorlar ki güvenceli çalışma ortamı istiyoruz. Diyorlar ki taban aylık maaşımızı devlet belirlesin ve Milli Eğitim Komisyonu, komisyonu toplasın. Milli Eğitim Komisyonu'nun başkanı kim. Eskişehir Milletvekili Ayşen Gürcan. Ayşen Gürcan bu sokakta, bu meydandaki sesimize kulak vermeli ve bu komisyonu Cumhurbaşkanı'ndan icazet almadan, buna gerek duymadan, Cumhurbaşkanı'nın tensiplerine ihtiyaç duymadan bu komisyonu toplamalıdır. Kimse babasının hayrına iş yapmıyor. Hiç bir bürokrat, hiç bir siyasi, hiç bir parti genel başkanı orada bir komisyonu toplarken, bir yönetmelik yayınlarken, bir mevzuat değişikliğine giderken bu lütufta bulunmuyor.
Nasıl ki geçen yıl maden şirketlerinin ellerine tutuşturduğu yasa tasarısını bir ayda meclisten geçirdilerse, Ankara'nın merkezinde öğretmenlerin sesine, öğretmenlerin eşlerinin, çocuklarının seslerine kulak vermeli bu AKP iktidarı.
Her şeyin, herkesin sahibiymiş gibi davranan AKP Genel Başkanı bürokratlarını ve siyasileriyle, bakanlarına dağıtın talimatı vermekten de kaçınmıyor. Oradaki bir avuç öğretmen sizi sarayınızda bu kadar ürküttüyse bu meydanlarda bu halk size en yakın zamanda gereken cevabı verecektir. Biz oradaki öğretmenin de, o alanda mücadele eden maden işçisinin de, kadınların da, çocukların da, emeklilerin de burada sesi olmaya devam ediyoruz. Bu ses ve bu isyan sizi geldiğiniz yere göndermeye yetecektir.
Ülkeyi parsel parsel satan, yandaş holdingleri ve şirketleri palazlandıran AKP, sıra kamu görevlisine, asgari ücretliye, emekliye ve eğitim emekçisine geldiğinde para yok demeyi zaten kendine görev addetti. O yüzden de biz hem Ankara'da direnen dostlarımızı buradan selamlamak istiyoruz hem de ülkenin kanayan diğer yaralarına da buradan parmak basmak bıkmak istiyoruz. Çünkü öyle bir dert açtı ki, o kadar büyük bir karanlığa yol açtı ki 24 yıldır bu AKP iktidarı her gün sokaklarda sesimizi çıkarsak da gündemine yetişemiyoruz.
Eğitim alanında, sağlık alanında yaptıkları ve planladıkları saymakla bitmiyor. Eskişehir'in en gözde, en merkezde bulunan iki hastanesini geçtiğimiz nisan ayında Cumhurbaşkanı bir gece vakti özelleştirme kararı aldı. 24 Haziran Çarşamba günü Hava Hastanesi'nde zincir eylemi yapacağız. Zincir eylemi şu arkadaşlar. Biz burası bizim, biz senin şirketlerine, senin yandaşlarına burayı peşkeş çektirmeyeceğiz diyeceğiz. Bu hastane bu şehrin halkının en rahat şekilde ulaşabildiği önemli hastanelerden birisi. O yapıyı, o ekolojiyi peşkeş çekerek yandaşları zengin olsun istiyor. Aynı zamanda eski devlet hastanesi de bundan nasibini alacaktı.
Faşizm yaşanıyor. Bu faşizmi biz bu sokaklardan dillendirmediğimiz zaman, sorgulamadığımız zaman, itiraz etmediğimizde AKP'nin daha çok işkencesine, daha çok haksızlığına, hukuksuzluğuna maruz kalırız. İki saatte 900 milyon lira faiz ödendi dedi. İki saatte ödenen para 900 milyon lira, saatte 450 milyon lira ediyor. Bunca faizi, bunca rantı peşkeş çekme yolunda devam eden AKP iktidarı sıra işçiye, emekliye, emekçiye geldiğinde para yok demeyi zaten kendine görev addetti.
O yüzden de biz hem Ankara'da direnen dostlarımızı buradan selamlamak istiyoruz hem de ülkenin kanayan diğer yaralarına da buradan parmak basmak istiyoruz. Çünkü öyle bir dert açtı ki, o kadar büyük bir karanlığa yol açtı ki 24 yıldır bu AKP iktidarı her gün sokaklarda sesimizi çıkarsak da gündemine yetişemiyoruz.
Eğitim alanında, sağlık alanında yaptıkları ve planladıkları saymakla bitmiyor. Eskişehir'in en gözde, en merkezde bulunan iki hastanesini geçtiğimiz nisan ayında Cumhurbaşkanı bir gece vakti özelleştirme kararı aldı. 24 Haziran Çarşamba günü Hava Hastanesi'nde zincir eylemi yapacağız. Zincir eylemi şu arkadaşlar. Biz burası bizim, biz senin şirketlerine, senin yandaşlarına burayı peşkeş çektirmeyeceğiz diyeceğiz. Bu hastane bu şehrin halkının en rahat şekilde ulaşabildiği önemli hastanelerden birisi. O yapıyı, o ekolojiyi peşkeş çekerek yandaşları zengin olsun istiyor. Aynı zamanda eski devlet hastanesi de bundan nasibini alacaktı.
Özel sektör öğretmenlerinin taban aylığı ya da oradaki çalışma koşulları ya da alacağı ücretler hazineden ödenmiyor. Bu, bu rakamı Cumhurbaşkanlığı'nın telaffuz etmesi nasıl ki asgari ücretle, asgari ücret komisyonu zamanında çıkıp da söylendiğinde biz buradan yine itiraz ediyorsak, bu konuda da itiraz ediyoruz. Sen sadece devlet olarak bu şirketleri, bu özel okulları denetlemekle ve onların çalışma koşullarını yerine getirip getirmediğini sorgulamakla yükümlüsün. Devlet burada rakam belirlemez, devlet çalışanının da haklarını aramak zorundadır. Devlet o okulda öğrencilerin de, öğretmenlerin de haklarının karşısında birinci derecede sorumludur. Ama ne yazık ki AKP 25 yıldır çöreklendi bütün haklarımıza. Kazanılmış bütün alanlardaki haklarımızı birer birer yandaşlarla peşkeş çekiyor. O yüzden sesimiz bu kadar gür çıkıyor. O yüzden biz bu sokaklardan ve ülkenin bütün sokaklarından Ankara'daki dostlarımıza, oradaki açlık mücadelesi veren, hakları için açlığa yatan dostlarımıza o yüzden buralardan selam göndermek ve destek olmak için toplanıyoruz."