CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz şu ifadeleri kullandı;

"İl Başkanları, şehirlerinde örgütün en üst düzey temsilini gösterirler. Biz bu görevi ifade ederken kendimizi yalnızca Eskişehir Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanı olarak nitelendirmeyiz. Aynı zamanda il örgütünü ve mensubu bulunduğumuz şehirdeki partililerimizi temsil ettiğimizi gözeterek politika üretiriz.

Bugün Eskişehir'deki Cumhuriyet Halk Partisi tabanı, net ve tartışmasız bir biçimde genel başkan olarak Özgür Özel'i bilmekte ve belirtmektedir. Bu itibarla bizim genel başkanımız Özgür Özel'dir. Eskişehir örgütü olarak, şahsi fikrimiz itibarıyla da meşru şekilde yapılmış kurultayımızda dört kez seçilmiş olan ve umuyoruz ki kısa sürede yapılacak olağanüstü kurultayda beşinci kez genel başkan olarak seçilecek olan Özgür Özel bizim genel başkanımızdır.

Cumhuriyet Halk Partisi'nin genel başkanı yargı kararıyla belirlenmez. Cumhuriyet Halk Partisi'nin genel başkanı, Cumhuriyet Halk Partililerin oylarıyla seçilmiş kurultay delegelerinin oylarıyla belirlenir. Bu seçimler dört kez yapılmış ve dört kez de Özgür Özel genel başkan olarak seçilmiştir. Bizim kullandığımız oya sahip çıkmamız bir namus meselesidir.

Biz genel başkanımız Özgür Özel derken aynı zamanda kurultayda verdiğimiz oya da sahip çıkıyoruz. Oyumuzu, demokrasi kültürümüzün bir gereği olarak, namusumuz kadar önemli ve sahip çıkılması gereken bir değer olarak görüyoruz. Bu itibarla bizim genel başkanımız Özgür Özel'dir.

Beni görevden alacak olan kişi de genel başkanımız Özgür Özel'dir. Özgür Özel ne zaman beni arar ya da bana yazılı bir bildirimde bulunarak "Senin beni Eskişehir'de temsil etmeni istemiyorum" derse, o zaman görevimin sona erdiğini kabul ederim.

Ya da Cumhuriyet Halk Partililer Eskişehir'de, temsiliyet açısından zafiyet gösterdiğimizi düşünerek "Sizin bizi il başkanı olarak temsil etmenizi istemiyoruz" derse, ancak o zaman kendimi görevden alınmış kabul ederim. Şu an için böyle bir durum söz konusu değildir.

Genel Başkanımız Özgür Özel ile ilişkilerimiz, Cumhuriyet Halk Partisi üyeleriyle Eskişehir'deki irtibatımız, diyalogumuz ve onlardan aldığım destek, bugün bu göreve devam edeceğimi öngörmeme neden olmaktadır.

Bu sebeple, bugünkü yargı kararı sonrasında oluşmuş bir yönetim tarafından görevden alma girişimi olursa, kendimi görevden alınmış saymayacağım. Seçilmiş il başkanı olarak örgütten aldığım güç, destek ve icazetle, Genel Başkanım Özgür Özel'in de iradesi doğrultusunda göreve devam edeceğim. Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanlığı'nı, baba ocağımızı, yargı kararı sonrasında oluşan yönetim tarafından atanacak kişiye bırakmayacağımı ve direneceğimi ifade etmek isterim.

Kemal Kılıçdaroğlu, CHP'de yaşanan süreçle ilgili yaptığı açıklamada partiyi kirlilikten arındıracağını ve kurultayı toplayacağını söyledi. Bu konunun muhatabı, davacı konumunda bulunan kişilerdir. Lütfü Savaş'a söylenmesi gereken sözlerin meşru şekilde seçilmiş yönetime yöneltilmesi doğru değildir.

Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidar yolundaki yürüyüşü tüm hızıyla devam etmektedir. Cumhuriyet Halk Partisi bütün anketlerde birinci parti olma özelliğini korurken, yapılan son resmi seçimde de Türkiye'nin birinci partisi olmuştur. Bundan sonra yapılacak seçimlerde de iktidarın en güçlü adayı konumundayken yaşanan bu gelişmelerin Cumhuriyet Halk Partisi tabanında büyük bir üzüntü yarattığını görüyoruz.

Cumhuriyet Halk Partisi tabanının ve toplumun, bugün yargı kararına dayanarak partiyi yönetme iddiasında olanları bu durumun sorumlusu olarak gördüğünü net biçimde ifade etmek gerekir. Bence burada bir öz eleştiri yapılması daha kıymetli olurdu. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun bunu değerlendirmesi gerektiğini düşünüyorum.

Koltukta oturmanın meşruiyeti, Cumhuriyet Halk Partililerin oyuna dayanır. Biz kendisine, 72 il başkanı olarak kurultay talebimizi ilettik. Hatta 74 il başkanıyla birlikte bu talepte bulunduk. Bu itibarla kurultay talebimiz devam etmektedir.

Koltuk sevdalısı olsun ya da olmasın, görevlere talip olan kişiler Cumhuriyet Halk Partisi delegelerinin oylarına kendilerini sunarak aday olabilirler. Biz Cumhuriyet Halk Partisi'nin, Cumhuriyet Halk Partililere rağmen yönetilemeyeceğini düşünüyoruz ve bunu biliyoruz. Çünkü biz bu partinin içinden yetişmiş kişileriz. Bugün bu iddiada bulunan kişiler de Cumhuriyet Halk Partisi'ni yakından tanıyan kişilerdir.

Cumhuriyet Halk Partisi öyle sıradan bir parti değildir. Cumhuriyet Halk Partisi'ni, Cumhuriyet Halk Partililere rağmen yönetmeye çalışmak kimseye yarar sağlamaz.

Bir an önce, Temmuz ayının 25'inden önce tarihi belirlenecek bir olağanüstü kurultay yapılmalıdır. Cumhuriyet Halk Partisi içindeki bu hukuki belirsizlik sona ermeli, Cumhuriyet Halk Partisi iktidar yürüyüşüne beşinci kez genel başkan olarak Özgür Özel'i seçerek kaldığı yerden devam etmelidir.

Bu yalnızca Cumhuriyet Halk Partililerin değil, aynı zamanda sesine ses, soluğuna soluk vermek istediğimiz milyonların ve Türkiye Cumhuriyeti içerisindeki yurtsever vatandaşların da talebidir. Biz bu talebi dile getirirken yalnızca Cumhuriyet Halk Partisi üyelerinin değil, aynı zamanda Cumhuriyet Halk Partisi iktidarına umut bağlamış milyonların da sözcüsü olarak hareket ettiğimizi ifade etmek istiyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi içindeki bu süreçle ilgili son olarak şunu belirtmek isterim. Bir tedbir kararının kurultayı imkânsız kıldığı söylenmektedir. Oysa birçok hukukçunun ortak görüşü, tedbir kararının kurultayın yapılmasına engel olmadığı, aksine olağanüstü kurultayın bir an önce yapılmasını zorunlu kılan bir sonuç doğurduğu yönündedir.

Bu itibarla kurultayın yapılmasının önünde herhangi bir engel bulunmamaktadır. Aynı zamanda bir hukukçu olarak söylüyorum; Cumhuriyet Halk Partililerin büyük çoğunluğunun talep ettiği olağanüstü kurultayın, delege imzalarımızın ve Siyasi Partiler Kanunu'nun gereği olarak ivedilikle gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bunu da yeri gelmişken ifade etmek isterim."