Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından “2026 Eskişehir Yılı” vizyon projeleri kapsamında kentin simge yapılarından biri olan Halkevi Projesi Yapım İşi Başlama Töreni yoğun bir katılımla gerçekleştirildi.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Eskişehir İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Feride Betül Hacımusalar Yörükçü şu ifadeleri kullandı;

"Bugün burada yalnızca bir binanın temelini atmıyoruz. Aynı zamanda Cumhuriyet'in aydınlanma mirasının, dayanışma kültürünün ve kamucu anlayışının simgelerinden birini yeniden geleceğe taşıyoruz. Halkevleri, tıpkı Köy Enstitüleri gibi Cumhuriyet'in en önemli aydınlanma projelerinden biri olarak Atatürk'ün ilke ve devrimlerini toplumun en ücra köşelerine ulaştırmak, halkın eğitim düzeyini yükseltmek, sanatı, bilimi ve kültürü yaşamın ayrılmaz bir parçası haline getirmek amacıyla kurulmuştur. Bu yapılar yalnızca duvarlardan ve çatılardan ibaret değildir. İçinde düşüncenin, üretimin, paylaşmanın ve çağdaşlaşmanın filizlendiği mekanlardır. Cumhuriyet'in en büyük gücü; bilgiyi, kültürü ve bilimi toplumun ortak değeri haline getirebilmesidir. Halkevlerinin bu anlayışın en güçlü sembollerinden biri olmuştur. Çünkü biliyoruz ki çağdaş bir ülke ancak düşünen, sorgulayan, üreten ve kültürle beslenen yurttaşlarla yüselebilir.

Bugün aslına uygun şekilde yeniden inşa edilen bu tarihi yapı, geçmişe duyulan saygının yanında geleceğe duyulan güvenin de bir göstergesidir. Kentler sadece yolları, köprüleri, binalarıyla büyümez. Kültürleriyle, hafızasıyla ve ortak değerleriyle de gelişir. Tarihine sahip çıkan kentler, geleceğini de daha sağlam temeller üzerine kurar. Biz inşaat mühendisleri, yalnızca betonarme yapılar inşa etmiyoruz. Aynı zamanda toplumun yaşam kalitesini yükselten, ortak hafızasını koruyan ve geleceğe umut taşıyan eserlerin oluşmasına katkı sunuyoruz. Bir yapının gerçek değeri, yalnızca mühendislik başarısıyla değil, topluma kattığı anlamla ölçülür.

Bu nedenle kentimizin tarihine, kültürüne ve Cumhuriyet değerlerine sahip çıkan bu tür projelere son derece kıymetli buluyor, her zaman desteklemeye devam edeceğimizi ifade etmek istiyorum. Bu anlamlı eserin yeniden kentimize kazandırılmasında emeği bulunan başta Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ayşe Ünlüce olmak üzere tüm çalışma arkadaşlarına, emekçilere ve katkı sunan herkese İnşaat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi adına teşekkür ediyor, bu güzel yapının Eskişehir'e ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum."

*

Mimarlar Odası Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Özdemir İlhan şu ifadeleri kullandı;

"Halkevi yapısı Eskişehirliler için gerçekten çok kıymetli bir yapı. Kent belleğinde, kent hafızasında önemli bir yeri olan, 7'den 70'e mutlaka hayatımızın belli bir noktasında bir referans olmuş, bir buluşma noktası olmuş simge yapılardan biridir. Bu yüzden kent belleğinde bu kadar önemli bir yeri olan yapının yapım sürecinin ilk adımında sizlerle burada birlikte olmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum.

Özellikle mimari boyutta bir konuya vurgu yapmak istiyorum. Bu tip yapılarda özellikle rekonstrüksiyon tarzı bir projelendirme aşamasında, normal yeni yapılan yapıların projelendirme aşamasından çok daha farklı olduğunu, mimari koruma ilkelerine dayanarak aynı zamanda günümüz fonksiyonlarının çağdaş yapım tarzı ile de birleştirilerek ortaya çıkartılmış olması çok kıymetli.

Bu yüzden Belediye Başkanımızın nezdinde mimarımız Aytaç Hanım başta olmak üzere tüm teknik personele çok teşekkür ediyorum. Halkevinin yapım ve yapım sürecinin tüm Eskişehirlilere hayırlı olmasını diliyorum."

*

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt şu ifadeleri kullandı;

"Halkevi binasının yeniden topluma kazandırılması çok önemli işlerden birisidir. O nedenle Büyükşehir Belediye Başkanımızı tebrik ediyorum.

Eski bir Halkevci olarak, 3. kuruluş döneminde Halkevleri Eskişehir Şube Başkanlığını yapan birisi olarak teşekkürlerimi arz ediyorum.

Umarım birlerin Halkevi binasının içi de yepyeni duygularla, yepyeni düşüncelerle topluma hizmet eder. Bu nedenle hepimizin özlemle beklediği inşaat bir an önce biter. Kazasız belasız iyi bir iş neşvü kılıyorum."

*

Eskişehir Odunpazarı evleri, Tepebaşı ise Cumhuriyet Dönemi'nin tescilli binalarıyla tescillenmiş olan bir bölgedir. Neticede elimizde çok önemli kaynak yoktur gerçekten başka illerle kıyasladığımızda. Ama Halkevinin binasının hatırlanması ve projelendirilip bugün hayata geçmesi gerçekten Eskişehir adına çok önemli bir kayıttır ve büyük mutluluktur.

Tabii Halkevleri ile ilgili arkadaşlarımız çok güzel şeyler söyledi. 1932'de hayata geçiyor, 1951'de de Demokrat Parti döneminde kapatılıyor. Hatırlarsanız 1954'te de Köy Enstitüleri kapatılıyor. Yani şanssız bir dönem o dönem.

Ama ne var, bugünlerde yaşayan insanlarımız, büyüklerimiz, bilim adamları, bilim adamları bu konuların korunması açısından çok büyük gayret sarf ediyor. Biraz önce söylediğim gibi benim de bölgemde olmak üzere Halkevinin açılması bana da Tepebaşı Belediyesi olarak büyük mutluluk verecektir. Yapanların eline sağlık."

*

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce şu ifadeleri kullandı;

"2026 Eskişehir yılında sizlere söz verdiğimiz projelerin içinden bir tanesi de bugün burada bulunduğumuz temel atma projesini gerçekleştirdiğimiz yer. Nedir bu proje. 1932 yılında Eski Süleyman Çakır Lisesinin olduğu yerde başlıyor Halkevi ilk defa. Sonra 1936 yılında buraya taşınıyor ve burada açılma, projenin yapılması talimatı da Büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından veriliyor. Dönemin Eskişehir Belediyesinin Fen İşleri Şefi Mimar İzzet Baysal tarafından projesi hazırlanarak hayata geçiyor ve açıldığı günden itibaren Eskişehir’in sosyal, eğitim, kültür hayatını burada büyük bir kalp atışıyla tam da Eskişehir’in merkezinde, kalbinde canlandırıyor.

Ve bu önemli atılım ne yazık ki 1951 yılında kapatılarak ve sonrasında da 10 parçaya bölünerek satılmasıyla o güzel dönem sona eriyor.

Daha sonra Yılmaz Büyükerşen hocamın Belediye Başkanı seçilmesinden sonraki süreçte 2003 yılında mahkeme kararıyla burası tescil altına alınıyor. Daha sonra hatırlarsanız bu bölgede 8 mahalleyi kapsayan bir kentsel dönüşüm projesi vardı. O projenin içinde aslında burası çok daha erken hayata geçecekti. Fakat mahkeme kararları iptal edilince büyük bir talihsizliğe uğradı.

Biz de 2019 yılında mahkeme kararlarından sonra 8 mahalle heba edilmiş olsa da en azından Porsuk 1, şu an gördüğünüz Çukur Çarşı ve devamı ve sonrası Porsuk 2, Salhane Köprüsü, eski otogarın olduğu yeri bilirsiniz, oradan başlayarak Kent Park'a doğru uzanan alanda kentsel dönüşüm alanı ilan edildi.

Eski otogarın olduğu bölgede geçen sene dönüşüm başladı biliyorsunuz. Biz de bugün büyük bir gururla Çukur Çarşı’nın olduğu bölgede Eskişehir’in kalbinde bu dönüşümün ilk temelini atıyoruz buradan.

Bu bizim için büyük bir gurur, büyük bir onur. Eskişehir’in hafızasına, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, Cumhuriyet’e bir saygı duruşu. Bugün bizim temelini attığımız proje Cumhuriyet aydınlanmasının tekrar Eskişehir’e ve Türkiye’ye hatırlatılmasıdır. Tekrar katılımlarınız için sizlere çok teşekkür ediyorum.

Bir duyuru yapmak istiyorum. Aslında açılışında yapacaktım duyuruyu ama şimdi Yılmaz Hocam biraz geçmişten bahsedince şimdi yapmak istedim. Halkevi tamamlandıktan sonra adını da yine Halkevi olarak koruyacağız, buranın adı Eskişehir Halkevi olacak ve açılışına da ben sevgili eşim Aydın Ünlüce'nin hukuk kitapları başta olmak üzere tüm kitaplarını ve aynı zamanda kendi kitaplığımı da buraya bağışlayacağım. Onun da ruhu şad olsun. O kitaplardan beslenen gençlerin, okuyan gençlerin de ona bir Fatiha duası giderse ne mutlu bize olur. Hocam, tekrar çok teşekkür ediyorum.

*

Önceki Dönem Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen şu ifadeleri kullandı;

"Bugünkü törende çok duygulandım. Burası benim mahallemdir. Benim doğup büyüdüğüm mahalleye dahildir ve bütün çocukluğumun ilkokul süreci dahil geçtiği bir bölgedir. Halkevinin benim için anlamı Cumhuriyet demektir. Halkevleri çünkü Türk halkını, Atatürk'ün, Atatürk Mustafa Kemal ve arkadaşlarının yaratmış oldukları Cumhuriyet dönemine sadece millet olarak bağımsız, bağımsız bir Cumhuriyetin mensupları olarak değil, aynı zamanda bir kültür ateşinin yakıldığı yerlerdir halkevleri.

Benim çocukluğumun geçtiği bölge Bayatpazarı bölgesine dahildir, ben orada doğup büyüdüm. Hemen yanındaki okula verilen isim, ilkokula, benim gittiğim ilkokul, adı İnkılap'tır. Hemen onun caddenin, İki Eylül Caddesi'nin yanındaki diğer okul ise Cumhuriyet adını taşımaktadır. İnkılap ve Cumhuriyet, düşündüğünüz zaman bu iki sözcük, Türkiye'de bu ülkeyi kuranların nasıl geniş bir ufka sahip olduklarının bir anlamdaki ifadesidir. Hakikaten halkevi isminden, ismi bir kere çok güzel, halkevi, halkın evi. Halkın evi nedir? Halkın hayatının, yaşamının önemli bir bölümünü geçirdiği yerdir, bir aile ocağıdır.

Halkevleri, Cumhuriyet'in kurulmasından sonra halkın sahip çıkacağı ve bütün kültür hareketleri, sanat hareketleri, eğitim hareketlerinin yapıldığı yerin doğuş ocağıdır. O bakımdan halkın evi sözcüğü bence bu şehirdeki ya da o dönemde bütün Türkiye Cumhuriyeti'ndeki şehirlerde yaşayanların kendilerini kendi evlerinde hissedecekleri, uykuda geçen zamanlarının dışında bir de işte, üretimde geçirecekleri zamanların dışında vakit geçirdikleri yer demektir. Neyle vakit geçireceklerdir? İşte orası son derece önemli. Kültürle, sanatla, Atatürk ilke ve inkılaplarını yaşatmak ve yaşayacak bir kucak demektir. Şehirlerin, dikkat ettiyseniz eğer fotoğrafları hala yaşayan, hala binaların durduğu halkevlerinin olduğu yerlerde, şehrin merkezidir, göbeğidir. Bir bakıma o şehrin merkezine dikilen bir meşaledir. Bir sanat ve kültür meşalesidir.

Benim doğduğum mahalle de buradadır, Bayatpazarı. Bildiğimiz gibi Bayatpazarı, aslında Porsuk buradan geçer, şehri ikiye ayırır. Odunpazarı ve Tepebaşı. Tepebaşı bölgesi Mutallıp'a kadar olan bölge, göçmen mahallesi. Odunpazarı ise yerlilerin mahallesi, yerli halkın Osmanlı'dan beri orada yaşadığı yer olarak tasvir edilirlerdi. Bayatpazarı dedikleri yer hemen sağ taraftadır, şu halle kapatılan yerin öbür tarafındadır.

Eskişehir'e, Eskişehir göçmen şehri diye söyleyenler yanlış söylemezler. Eskişehir hakikaten bir göçmen şehridir. Sadece Kurtuluş Savaşı'nın önemli muharebelerinin geçtiği yer olmaktan öte, tarihten geriye doğru gidecek olursanız bütün Haçlı Seferlerinin de yapıldığı, Haçlı ordularının Kudüs'e gitmek için İstanbul'u geçtikten sonra meydan savaşı yapabilecek, bu toprakları işgal eden kültürlerle, uluslarla savaşacakları yer olarak Eskişehir'i bulmuşlardır düz bir ova diye. Ve burada hep meydan savaşları yapılmış, şehir de dolayısıyla yakın yıkılmıştır. Her yıkıntının sonunda yeni bir, o yıkıntıların üzerinde yeni bir yaşam alanı, kültür alanı doğmuştur.

Eskişehir'in adı eskidir ama kendisi yenidir. Bu yeniliğe devam eden arkadaşlarımı tebrik ediyorum. Eskişehirlileri tebrik ediyorum. Eskişehir'de şehrin kalkınması, aslında Eskişehir'de ilk defa bir yükseköğretim kurumunun kuruluşuyla başlamıştır. Ve o kurum Eskişehir'in kalkınmasında lokomotif görevi görmüştür. O hangi okuldur derseniz, ilk adı Akşam Yüksek İktisat ve Ticaret Okulu, daha sonraki adı akademi, daha sonraki adı Türkiye hudutlarında aşarak Avrupa'ya kadar yayılan Anadolu Üniversitesidir.

Ben bu vesileyle Eskişehir'in ilk yükseköğretim kurumu olan İktisadi Ticari İlimler Akademisi ki gece eğitimi yapardı. Çünkü kendisinin özel bir binası yoktu. Özel bir binası yapılmamıştı, kampüsü yoktu. İş ve İşçi Bulma Kurumunda şehire iş bulmak üzere gelen köylülerin iş bulup yerleştirilinceye kadar ki dönem içerisinde yeme, içme ve barınma ihtiyaçlarını karşılayacak 3 katlı bir binaydı Bağlar Caddesi'ndeki. Çoğunuz hatırlamayabilirsiniz, arkadaşlarım da hatırlar. İş ve İşçi Bulma Kurumu. Zemin katı ofisler, o günkü sosyal siyaset anlayışına göre. Onun üstündeki 2 kattan biri de kırsal kesimden iş aramak için Eskişehir'e gelenlerin barınma ihtiyacını, pardon, yemek içme ihtiyacını, onun üstündeki kat ise barınma ihtiyacını karşılayan bir yatakhaneydi.

Hakikaten Eskişehir'de ilk yükseköğretim kurumunun, ilk yükseköğretim kurumunun kuruluşunu sağlayan rahmetli hocam ve bir dönem Milli Eğitim Bakanlığı da yaptığımız Orhan Oğuz'dur. Burada bu vesileyle rahmetle kendisini anmaktan büyük huzur duyuyorum. Çok şey borçluyuz. Ben ve benim arkadaşlarımın, benim kuşağın akademik hayata kazandırılmasında ve Eskişehir'in kalkınmasında, ekonomik planlara katkıda bulunmaktan öte gerçekten Eskişehir'in saygı duyduğu bir kurum olarak ben de öğrenciydim.

Gece eğitimiyle başlamıştır Eskişehir'de. Neden gece eğitimiyle başlamıştır? Çünkü ayrı bir binası yoktu. Yine İş ve İşçi Bulma Kurumu denilen, o dönemin meşhur ve bana göre de çok üzerinde durulup araştırma yapılması gereken ekonomik ve istihdam, ekonomik üretim ve istihdam meselelerine eğilen bir anlayışın nasıl o günkü iktidarlara sahip olan bir proje olduğunu burada hatırlatmak isterim.

Burası Eskişehir'in 0 noktasıdır. Şu an benim bulunduğum yer de 0 noktanın bir parçasıdır. Bir tarafı Bayatpazarı'dır. Ben hiçbir şehirde Bayatpazarı diye bir pazar yeri, eşya alışverişi, yiyecek, giyecek ve gıda maddelerinin satıldığı yer olduğunu bilmiyorum. Bayatpazarı adı nereden geliyor diye araştırdığımızda gençliğimizde, gördük ki Eskişehir'in Porsuk ortadan ikiye geçerek ikiye bölüyor. Odunpazarı yani bugün kuzey bölgesi ve Porsuk'un taşmasıyla sık sık bataklık haline gelen sağ taraf. Yani şimdiki Tepebaşı bölgesi.

Bugünkü imarı dikkate alacak olursak ne büyük işler yapıldığını da orada hatırlamış ve görmüş oluruz. Ben bu vesileyle yeri gelmişken sevgili kardeşim Ahmet Ataç'a da burada başarılarından, gayretlerinden dolayı bütün personeli ve meclis üyeleriyle birlikte teşekkür ediyorum. Belki geç kalmış bir teşekkürdür ama gerçekten bugün hala baktığınız zaman, hele benim gibi vaktiyle 25 yılını bu şehirde belediye başkanı olarak hizmet etmiş, uğraşmış bir ağabeyiniz, arkadaşınız olarak büyük bir gelişme gösteriyor.

Odunpazarı da son dönemlerde kendisini derledi, toparladı. Bir müzeler, kültür şehri olarak, eskiyi yansıtan yer olarak temayüz etti. Turistik bir bölge haline geldi, ilginçtir. Tepebaşı bölgesi ise yapıları, yapılarının ve imar planlarının uygulanış tarzı itibarıyla bakarsanız modern bir şehrin bütün izlerini taşımakta ve toplamaktadır.

Bugün çok ilginç bir iş yeri, iş alemi kadar turistik alem, kültür ve sanat alemi olduğunu görmekten bahtiyarlık duyan bir adam olarak bir kere daha teşekkür ediyorum arkadaşıma.

Eskişehir hızla gelişiyor. Hızla gelişiyor tabii, hızla gelişmenin bazı tehlikeleri de olmuyor değil. Hızla gelişmeler, rastgele yerleşenlerin veya göç edenlerin arzularına cevap verebilmek için o arzularla modern şehircilik kuralları arasında bocalayan belediye başkanı arkadaşlarımın neler çektiklerini bilenlerden birisiyim. Çünkü 25 yıl ben de onlar ile uğraştım.

Fakat muhafaza ettiğimizi anlıyorum şehri. Ben ve benden sonra gelen arkadaşlarım şehrin gelişimini kontrol ve disiplin altına aldığını düşünüyorum.

Burası şehrin tam 0 noktasıdır. Hatta 0 noktası ile aramızda belki 25-30 metrelik bir mesafe var. Tam Sakarya Caddesi, Köprübaşı, efendim Doktorlar Caddesi ya da İstasyon Caddesi, şimdiki adıyla İki Eylül Caddesi, Sivrihisar Caddesi, Mutalıp Caddesi'nin kesişme noktaları tam 0 noktasıdır.

Eskiden benim çocukluğumda orada bir elektrik direği dururdu. Onun altında da bir yuvarlak varil gibi böyle bir kürsü, o kürsünün arkasındaki elektrik direğinde de orada duracak olan zabıta memurları veya polis memurlarını, trafik memurlarını güneşten koruyacak gölgelik, siperi olan bir nokta olarak biliyorum. Orada daima düdüklü bir zabıta memuru, o dönemlerde trafiği de zabıta idare ederdi, üstünde gölgelik tentesi ile birlikte Eskişehir trafiğini tek başına düzenlerdi. Ağzında bir düdük ile kimin nereye gideceğini gösterirdi. 0 noktasıydı yani o nokta. O 0 noktasının bir tarafı şimdi tarihi yeniden canlandıracağımız Halkevi'ne sahipti.

Sakarya Caddesi'nin sol tarafında şimdi kocaman apartmanlar görüyoruz. İlk zamanlar rahmetli Vehbi Koç'un Ankara'dan sonra Ankara dışına çıktığı ilk ticari faaliyetlerin yapıldığı iş hanıdır.

Porsuk'un nereden nereye, ne hale geldiği, vaktiyle ne hale getirilmiş olduğu, daha sonradan ne hale geldiğini hepiniz gördünüz, yaşadınız, biliyorsunuz. Şimdi ben de bazen çok şaşırıyorum. Neden şaşırıyorum? Benim evimin olduğu Vişnelik tarafındaki arka taraflara, yeşilliklere böyle araba sürdüğüm zaman şoföre, sürdüklerinde şaşırıyorum. Bizim Porsuk Nehri sadece şehir ortasından geçen ilk sandallar, gondolların falan bindiği bir yer olmanın ötesinde bazı yerlerde yaptığı menderesler, Menderes dedik rahmetliyi de bu arada anmış oluyoruz ismini ama kıvrıntılar ve akışlar gösteren yerlerde küçük adacıkların bugünkü belediyemiz tarafından, Büyükşehir Belediyemiz tarafından değerlendirilip turistik restoran ve lokantaların, balık lokantalarının açıldığı yerlerin, teknelerin, botların çok güzel yerler kazandırmış arkadaşlarımız. Ben başta Belediye Başkanımız Ayşe Hanım olmak üzere onun bütün kadrosuna o yaratıcı faaliyetlerinden dolayı teşekkür ediyorum. Gerçi bana henüz o ara yerlerde meydana getirilen iskelelerde balık yemek nasip olmadı ama ilk fırsatta onu da yapıp buranın keyfini çıkarmak üzere havanın biraz daha serinlemesini bekliyorum.

Kitaplardan bahsettiniz, ben de akademik hayata geçtiğim günden bu yana, daha önceki gazetecilik yaptığım dönemlerde bana hediye edilen imzalı kitaplar koleksiyonunu buraya bağışlayacağım. Aşağı yukarı 5.000 kitaba yakın kitap.

Efendim, söylenecek çok güzel sözler var ama ben artık eskisi kadar edebiyatla meşgul olamıyorum. Siyasi laflar daha çok kafamı karıştırdığı için benim ağzımdan laf kaçırmayayım diye... Hiç sorun olmaz, onu da söyleyeyim. Çok teşekkür ediyorum. Efendim, hayırlı uğurlu olsun. Halkımızın evi, yani Eskişehirlilerin evi. Bu nokta, bu Halkevi aslında Odunpazarı ile Tepebaşı'nın birleştiği, kesiştiği noktada yeni bir kültür merkezi olarak yükselecektir.

Gerek başta projenin müellifi olan mimar arkadaşımıza, gerek inşaatı ve şartnamelerini hazırlayan mühendis kardeşlerimi tebrik ediyorum. İnşallah açılışında da yine bir arada oluruz. Hepinize bir kültür ve ışık kaynağı olarak sadece ışık geceleri kullanılmaz, gündüzleri de kullanılır, gündüzleri yanan ışıklardan bir tanesi de bu Halkevi olacaktır. Hepinizi saygı ile selamlıyor, Büyükşehir Belediyemizi bu faaliyetinden dolayı kutluyorum."