ESKİŞEHİR HABER

Devran Yıldırım: "Biz merkezi güce yaslanmıyoruz, kendi gücümüzü oluşturuyoruz"

Tepebaşı Belediyesi meclisinde 2025 faaliyet raporu görüşmelerinde, kaynak dağılımı, mali disiplin ve hizmetlerin sürdürülebilirliği öne çıktı.

Abone Ol

Tepebaşı Belediyesi CHP Meclis Üyesi Devran Yıldırım şu ifadeleri kullandı;

"Siyasette bir ekonomik tablo var ve en önemlisi kaynak dağılımındaki adaletsizliği konuşmamız gerekiyor. Çünkü mesele çok net. Kim ne yaptı değil, kim hangi şartlarda ne yaptı. Bakın Türkiye'de ekonomi ortada. Yüksek enflasyon, artan faizler, vatandaşın alım gücünün düşmesi, ama bu zorluklar herkese eşit yansıyor mu? Hayır.

Açık örneklerle konuşalım. Sincan Belediyesi, Cumhurbaşkanlığından 30 milyon lira şartlı bağış alıyor. Aydın Büyükşehir Belediyesi, AK Parti'ye katıldıktan sonra İller Bankası üzerinden 860 milyon lira finansman sağlıyor. Bu ne demek biliyor musunuz sayın meclis üyeleri? Kaynak siyasi tercihe göre dağıtılıyor. Peki ya Tepebaşı Belediyesi, aynı destek var mı? Yok. Neden? Çünkü burası CHP'li bir belediye. İşte adaletsizlik tam olarak burada başlıyor. Bir tarafta 30 milyonluk bağış alanlar, 860 milyonluk finansman bulanlar; diğer tarafta tek kuruş ek destek almadan ayakta kalmaya çalışan belediyeler.

Şimdi gelin sonuçlara bakalım. Tepebaşı Belediyesi gelir üretmiş, tahsilat başarısı sağlamış, giderlerini disiplinle yönetmiş, kısıtlı kaynaklara rağmen hizmet üretmiş. Yani ne yapıyor? Desteksiz zoru başarmış. Peki AK Partili Hendek Belediyesi ne yapmış? 310 milyonluk bütçeyi yönetemeyip 565 milyon TL'ye çıkarmış.

Peki ya Ereğli Belediyesi? Yaklaşık 1.1 milyar liralık bir bütçede %88 gelir gerçekleşmesi, %90 gider gerçekleşmesi var. Yatırım oranı ise %5 seviyesinde. Bir diğer nokta; Ümraniye Belediyesi ki çok eleştirdiğimiz mal ve hizmet alımları toplam bütçenin %75'ine tekabül ediyor. Belediyenin bütçesi 7 milyar lira. Borç bütçe oranı ise %30 bandında, yani 2-3 milyar aralığında.

Eleştirirken de adil olmak durumundayız. Farklı belediyelerin verilerine baktık, rakamlar ortada ve bu tablo içinde şunu da net görüyoruz. Tepebaşı Belediyesi sadece bütçesini yönetmekle kalmıyor, aynı zamanda mevcut yatırımlarını aksatmadan sürdürüyor. Kreşlerden kültür merkezlerine, yaşlı bakım merkezlerinden sosyal yardımlara, gençlik ve spor projelerinden park ve yeşil alan düzenlemelerine kadar geniş bir alanda hizmet üretmeye devam ediyor. Yani mesele sadece rakam değil. Hem mali disiplin sağlanıyor hem de vatandaşın doğrudan hissettiği hizmetler kesintisiz şekilde devam ediyor.

Şimdi soruyorum; merkezden milyonlarca lira destek alan mı başarılı, yoksa hiçbir destek almadan milyarları yöneten mi? Bakın mesele sadece belediye değil. Bu Türkiye'deki ekonomik düzenin de bir yansımasıdır. Bir yerde kaynaklar adil dağıtılmıyorsa, bir yerde destek siyasi tercihe göre veriliyorsa, orada ekonomi de adil değildir, yönetim de adil değildir. Ama buna rağmen Tepebaşı Belediyesi ne yapıyor? Üretiyor, yönetiyor, ayakta kalıyor. Çünkü burada bir fark var. Biz merkezi güce yaslanmıyoruz, kendi gücümüzü oluşturuyoruz. Ve bu yüzden açık söylüyorum; adaletsizliğe rağmen başarıyorsak eşit şartlar altında neler yapacağımızı siz düşünün.

Şimdi sürekli övündüğünüz ve her fırsatta Tepebaşı'nı AK belediyecilikle tanıştıracağınızı söylüyorsunuz. Gelin şimdi sizlere birazcık AK Parti vizyonundan ben bahsedeyim. Evet, burada minik Yusuf'u görüyorsunuz, herkes görebilir. Esenler'de pandemide babasının işleri kötü gidince bu çocuk işporta tezgahı açmak zorunda kaldı. Sonuç ne oldu? Tezgahı kırıldı, zabıta tarafından çocuğun boğazı sıkıldı, darp edildi. Burada çocuk değil ama çocukluktan kalma hayallerini gerçekleştiren bir belediye başkanı, 750 milyon dolar para harcadı, Ankara'nın parasını çöp etti ve defalarca ihaleye çıktı, kimse girmedi.

Vizyonumuza devam edelim. Zafer Havalimanı, çok övündüğünüz yap-işlet-devret. %6 kullanım. Kuş uçmaz, kervan geçmez; kim bilir buradan uçak geçer diye. Devam ediyoruz. Görüntülerimiz Ordu'da. Birçoğunuz görmüşsünüzdür. Devlet ne verdiyse onu yiyeceksin dendi vatandaşa. Şikayete de hakkın yok. Bir güzel fırçalandı ve bu da sosyal medyaya düştü. Şimdi burada Bolbol Çevre Düzeni Yardımlaşmamız var. Yine bu görüntümüz Trabzon'dan. Doğanın kalbine saplanan bir hançer. İlk başta oralı olunmadı, şimdi resim elimde yok ama buraları yeşile boyadılar, doğayla uyumlu hale getirmeye çalıştılar. Şimdi sürekli bizi eleştirdiğiniz bir başka nokta; heykel belediyeciliği diyorsunuz, sürekli heykel yapıyorsunuz. Arkadaşlar, en azından beceriyoruz.

Ben gülemiyorum çünkü benim aklımdan çıkmıyor. Emine Akçay evindeki yaş odunu yakamadığı, maalesef artık dayanamadığı, depresyon mu dersiniz ne derseniz, çocuklarına saç kurutma makinesini verdi ve içeride canına kıydı. Türkiye vizyonumuzun özeti bu. Teşekkür ediyorum."