DEV DİSK Emekli Sen Eskişehir Şube Başkanı Hatice Kılıç şu ifadeleri kullandı;

"2026 yılının başında, ülkemiz tarihinin en büyük yoksullaşma operasyonlarından biriyle daha karşı karşıyayız. Siyasi iktidar, sermayenin karlarını korumak ve bütçe açıklarını emekçinin sırtından finanse etmek adına kurguladığı “kemer sıkma” politikasını tam gaz sürdürmektedir. Önce asgari ücretliye dayatılan sefalet ücreti, şimdi de emeklilerin ve kamu emekçilerinin boğazına sarılan bir ilmeğe dönüşmüştür. Bugün burada, sadece rakamları konuşmak için değil; yoksulluğumuzun mimarı olan siyasi iktidardan ve bu yoksulluğu “bilimsel veri” kılıfıyla meşrulaştıran TÜİK’ten hesap sormak için toplanmış bulunuyoruz.

Bizler, bu ülkenin fabrikalarında, tarlalarında, dersliklerinde, atölyelerinde ömür tüketmiş, değer üretmiş, bugün ise “bütçeye yük” olarak görülen milyonlarız. Ancak bilinmelidir ki, artık bıçak kemiği delip geçmiştir. Karşımızdaki tablo, basit bir “geçim sıkıntısı” değil, planlı ve programlı bir “sosyal cinayet” girişimidir.

Hükümetin uyguladığı ekonomi politikaları, enflasyonu düşürmek adı altında talebi kısmayı, yani halkın alım gücünü yok etmeyi hedeflemektedir. Bu politikanın en savunmasız kurbanları ise örgütsüz bırakılmaya çalışılan emeklilerdir. Elimizdeki veriler ve 2025 yılının ikinci yarısındaki ekonomik göstergeler, 2026 Ocak ayında emeklileri bekleyen karanlık tabloyu netleştirmektedir.

Öngörülerimiz ve sahadaki gerçekler göstermektedir ki; iktidar, resmi enflasyon rakamları dışında emekliye ve memura zırnık koklatmama niyetindedir. “Enflasyonla mücadele” adı altında yürütülen süreç, aslında “emekçiyle mücadele” sürecidir.

Konfederasyonumuz DİSK’in araştırma merkezi tarafından hazırlanan raporlar, önümüze konulacak olan “zam” oranlarının bir artış değil, bir erime olduğunu kanıtlamaktadır. 2025 yılı son 6 aylık resmi enflasyonunun yüzde 12 civarında açıklanacağı varsayımıyla karşı karşıya kalacağımız tablo şöyledir:

Ocak 2026’da işçi ve Bağ-Kur emeklilerine reva görülen artış oranı sadece yüzde 12 olacaktır. Çarşıda pazar fiyatlarının yüzde 50, kiranın yüzde 100 arttığı bir ortamda yüzde 12’lik artış, reel gelirde devasa bir kayıp demektir! Toplu sözleşme tiyatrosu ve enflasyon farkı hesaplamaları sonucunda, memur ve memur emeklilerinin alacağı toplam zam oranı yaklaşık yüzde 18,4 olacaktır. Bu oran, geçmiş kayıpları telafi etmekten uzak olduğu gibi, gelecek 6 ayın enflasyonu karşısında daha ilk aydan eriyip gidecektir! Hükümetin sözde bir “yasal düzenleme” lütfetmesi durumunda dahi, en düşük emekli aylığının yaklaşık 18 bin 900 TL seviyesine çıkarılması planlanmaktadır. Açlık sınırının 30 bin TL’yi zorladığı bir dönemde, 18 bin 900 TL bir aylık değil, bir “ölüm harçlığı”dır! Tüm bu hesaplamalar ışığında, Türkiye’deki ortalama emekli aylığının 23 bin 500 TL civarında kalacağı öngörülmektedir. Bu rakam, yoksulluk sınırının üçte birine bile denk gelmemektedir! Buradan tüm kamuoyunu uyarıyoruz. Büyük bir hak gaspı ile karşı karşıyayız. “Kök aylık” adı verilen ucube sistem yüzünden, yaklaşık 4 milyon emekli, Ocak 2026’da yapılacak oransal zamlardan tek bir kuruş bile faydalanamama, yani sıfır zam gerçeğiyle yüz yüzedir. Eğer emeklinin kök aylığı, yapılan yüzde 12’lik artışa rağmen Hazine destekli en düşük emekli aylığı sınırının altında kalırsa, bu emeklilerin eline geçen parada hiçbir artış olmayacaktır. Devletin kasasından çıkan para aynı kalacak, emeklinin cebine giren para aynı kalacak, ancak televizyonlarda “Emekliye Zam Yaptık” naraları atılacaktır. Bu, açıkça halkı kandırmaktır, açıkça hırsızlıktır!

Dostlar; Yoksulluğumuzun teknik sorumlusu siyasi iktidarsa, uygulayıcı tetikçisi TÜİK’tir. TÜİK, açıkladığı her veriyle emeklinin sofrasındaki ekmeği küçültmektedir. Bizim yaşadığımız enflasyon ile TÜİK’in açıkladığı enflasyon arasında dağlar kadar fark vardır. Sadaka ekonomisini reddediyoruz! Emekli aylığı bir lütuf değil; yıllarca ödenmiş primlerin, dökülmüş alın terinin karşılığıdır. Sorun kaynak değil, tercih sorunudur. Taleplerimiz nettir: Gerçek enflasyon esas alınmalı, refah payı eklenmelidir. En düşük emekli aylığı, asgari ücretin altına düşmeyecek şekilde güvence altına alınmalıdır. Kök aylık uygulaması kaldırılmalıdır.

İntibak Yasası derhal çıkarılmalıdır. Sağlıkta katkı payları kaldırılmalıdır. 5510 sayılı yasa emekli lehine yeniden düzenlenmelidir. Emekli sendikaları toplu sözleşme masasında muhatap alınmalıdır. Bugün buradan 17 milyon emekliye sesleniyoruz: Bizi açlığa mahkûm edenlere sandıkta ve sokakta gereken cevabı vereceğiz. Devrimci Emekliler Sendikası olarak ilan ediyoruz: TÜİK’in yalanlarına teslim olmayacağız! Sadaka kültürünü kabul etmeyeceğiz! Mücadelemizi büyüteceğiz! Yılgınlık yok, direniş var! Emekliyiz, haklıyız, kazanacağız! Yaşasın Devrimci Emekliler Sendikası."