Eskişehir'de konuşan DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu şu ifadeleri kullandı:

“Gelirde adalet istiyoruz. İnsanca yaşamak istiyoruz. Yaşasın örgütlü mücadelemiz!

Değerli sendika üyeleri, değerli STK'lar, değerli Eskişehirliler; Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Sayın Arzu Çerkezoğlu, Konfederasyonumuzun Genel Sekreteri Sayın Tayfun Görgün, Yönetim Kurulu Üyemiz Sayın Sevgi Narin, Emekli-Sen Genel Başkanı, Genel Sekreteri ve Yönetim Kurulu Üyelerinin katılımıyla gelirde, vergide ve ülkede adalet için düzenlediğimiz emekçi buluşmalarının 6. durağında Eskişehir'deyiz. Buradan bir kez daha seslenmek istiyoruz: Gelirde adalet, vergide adalet, ülkede adalet istiyoruz. İnsanca yaşam istiyoruz. Şimdi sözü Genel Başkanımız Sayın Arzu Çerkezoğlu'na bırakıyorum.

İnadına sendika, inadına DİSK!

Değerli basın emekçisi arkadaşlarımız, Konfederasyonumuz DİSK'in yönetim kurulu, sendikalarımızın genel başkanları, yöneticileri, şube başkanlarımız, temsilci arkadaşlarımız, DİSK bölge temsilcimiz, demokratik kitle örgütlerinin ve siyasi partilerimizin değerli temsilcileri, sevgili Eskişehirliler; öncelikle hepinizi Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) adıyla, sevgiyle, saygıyla, coşkuyla ve mücadelemizin umuduyla selamlıyoruz, hepiniz hoş geldiniz.

Birleşin!

Evet sevgili arkadaşlar, yıllardır yürüttüğümüz; alın terimizin karşılığını almak ve insanca yaşamak için verdiğimiz gelirde, vergide, ülkede adalet mücadelemizde bu dönem yeni bir yürüyüş başlattık. Bugün gelirde, vergide ve ülkede adalet için emekçi buluşmalarının altıncısını gerçekleştirmek üzere Eskişehir'deyiz. İstanbul'dan başladık; Kadıköy ve Bakırköy Özgürlük Meydanı'ndan sonra Tekirdağ'da, Edirne'de, ardından dün Bursa'daydık, bugün ise Eskişehir'deyiz. Yarın Çanakkale'de, cuma günü Balıkesir'de olacağız. Önümüzdeki hafta pazartesi günü Aydın'da, salı günü Antalya'da olacağız ve kasım ayı programında yine gün gün, şehir şehir, kent kent, meydan meydan, iş yeri iş yeri bu adalet mücadelesini hep birlikte yan yana, omuz omuza büyüteceğiz.

Evet adalet için; gelirde, vergide, ülkede adalet için yan yana, omuz omuzayız. Biz işçiler, emekçiler, kadınlar, gençler, emekliler; bu ülkenin tüm değerlerini ve güzelliklerini üretenler geçinemiyoruz. Ücretlerimiz her gün daha fazla eriyor. Yüksek enflasyon karşısında asla tutmayan hedef enflasyon üzerinden belirlenen ücretlerimiz her gün daha fazla geriliyor, alım gücümüz düşüyor.

Bu da yetmezmiş gibi dünyanın en adaletsiz vergi sisteminin olduğu ülkemizde, vergi adaletsizliği nedeniyle aldığımız ücretin her gün, her ay daha fazla gerilediği bir dönemi yaşıyoruz. Adaletsiz vergi sistemi nedeniyle ocak ayında aldığımız ücreti martta, nisan ayında aldığımızı mayısta, eylülde aldığımızı ekimde alamıyoruz. Ve değerli arkadaşlar, biz biliyoruz ki gelirde, vergide, ülkede adaletsizlik olduğu için biz geçinemiyoruz. Ülkemizde kaynak olmadığı için değil, ülkemiz yoksul olduğu için değil, adaletsiz bölüştüğümüz için geçinemiyoruz. Konfederasyonumuzun araştırma dairesi DİSK-AR, her ay enflasyonun, verginin ve kesintilerin ücretlerimizi nasıl erittiğini, nasıl bir gelir transferinin yaşandığını raporlarla ortaya koyuyor biliyorsunuz. DİSK-AR'ın ekim ayı enflasyon rakamı üzerinden hesapladığı verilere göre; 2026'nın ilk 9 ayında enflasyon, vergi ve kesintiler nedeniyle 2 trilyon 254 milyar lira işçinin, emekçinin, emeklinin cebinden çalındı; sermayeye ve hükümete aktarıldı. 2 trilyon 254 milyar paramız, bu enflasyon, kesintiler ve vergiler nedeniyle uçup gitti. Biz işçiler olarak eylül ayının en az yarısını, yani 15 gününü enflasyon, vergi ve kesintilere çalıştık. Asgari ücret, daha belirlendiğinde bile açlık sınırının altındayken, 9 ayda enflasyon karşısında 6.828 lira geriledi. Yani 28.000 lira olan asgari ücret gerçekte bugün 21.000 liralara gerilemiş durumda.

Ve değerli arkadaşlar, yaşadığımız tabloyu, açlığı, yoksulluğu birbirimize uzun uzun anlatmaya gerek yok; her gün evimize fatura geldiğinde, çarşıya pazara gittiğimizde bizzat yaşıyoruz. O zaman olanı anlatmak yerine bunun sebebini hep birlikte doğru bir şekilde tespit etmemiz lazım. Yaşadığımız bu açlığın, yoksulluğun, hayat pahalılığının ve ücretlerimizin her gün erimesinin nedeni, ülkede kurulan bu düzendir. Bu bir tesadüf değil, bir rastlantı değil, sık sık değişen Maliye Bakanlarının ya da ekonomi bürokratlarının beceriksizliği değil. Ülkeyi yöneten siyasi iktidarın, 25 yıldır ülkeyi yöneten AKP iktidarlarının sınıfsal ve siyasal tercihlerinin sonucunu yaşıyoruz.

Yani bizler tekrar tekrar söylüyoruz: Ülkemiz yoksul olduğu için değil, ülkede adaletin terazisi bozulduğu için geçinemiyoruz. O nedenle gelirde adalet, vergide adalet, ülkede adalet için bu mücadeleyi hep birlikte büyütüyoruz.

Evet, gelirde adalet istiyoruz! Biz çalışıyoruz, biz üretiyoruz, alnımızın teriyle büyüyor bu ülke ama ürettiğimiz değerden payımızı alamıyoruz. Hakkımız olanı istiyoruz, kimseden sadaka istemiyoruz. Ama bu ülkede öyle bir düzen kuruldu ki değerli arkadaşlar, bu düzenin bütün çarkları zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yapmak için dönüyor; işçiden alıp patrona vermek için dönüyor. Düşünün ki, bu ülkede bir asgari ücretlinin 6.000 yıl hiç durmadan çalışarak elde edeceği bir geliri, bir avuç insan oturduğu yerde 4 ayda fonlanarak elde edebiliyor. Bu ülkede bir avuç azınlık, bir avuç yandaş ülkenin bütün kaynaklarının başını tutmuş durumda. Birlikte fonlanıyorlar, birbirlerini denetliyorlar; haksızlıklar, hukuksuzluklar ortalığa döküldüğünde ise hiç kimsenin hesap vermediği, sorumluluk almadığı bir düzen kurdular. O nedenle biz diyoruz ki bu düzen böyle gitmez! Gelirde, vergide, ülkede adalet mücadelemiz esas olarak bu adaletsiz düzeni değiştirme mücadelesidir. Bu mücadele; herkesin eşit ve özgür yaşadığı emeğin Türkiye'sini kurma ve ülkemizin aydınlık geleceğinin mücadelesidir. Bu onurlu mücadelede bugün Eskişehir'de sizlerleyiz, yan yana, omuz omuzayız.

Ülkemizde kaynak var, ülkemizde zenginlik var ama adalet yok. O nedenle bizler bu adalet mücadelesini hep birlikte büyütüyoruz.

İşte ülkemizdeki bu adaletsizliğin en net belgelerinden bir tanesi bugün Türkiye Büyük Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonuna sunuldu. 2027 bütçesi bugün hükümet tarafından Meclise sunuldu. Bir ay boyunca komisyonda, ardından aralık ayında Genel Kurulda görüşülecek. Bütçe dediğimiz şey aslında hepimizin yarattığı toplam değerdir, bu ülkenin zenginlikleridir, yeraltı ve yerüstü kaynaklarıdır.

Yani hepimizin olan, emeğimizle ve alın terimizle yaratılan bu bütçenin nasıl kullanılacağına baktığımızda, bu adaletsizliği en açık haliyle görüyoruz. 2027 bütçesinde en büyük kaynağın faiz harcamalarına, faiz ödemelerine ve sermayeye ayrıldığını görüyoruz. Bütçede faize kaynak var, sermayeye kaynak var ama işçiye, emekçiye, kadınlara, gençlere, emeklilere geldiğinde kaynak yok. İşte bu bütçe, bu tercihlerin en açık yazılmış halidir.

O nedenle değerli arkadaşlar; gelirde adalet, vergide adalet, ülkede adalet diyoruz. Bıkmadan usanmadan bunu söylüyor ve altını çiziyoruz: Ülke yoksul olduğu için değil, adaletsiz olduğu için biz geçinemiyoruz.

Taleplerimiz çok açık ve net:

Gelirde adalet istiyoruz: Asgari ücret başta olmak üzere bütün ücretlerin derhal artırılması gerektiğini söylüyoruz. Artık açlık sınırının altındaki asgari ücretten bu ülkenin kurtulması için mücadele veriyoruz. Ücretlerin hedef enflasyona göre belirlenmesi politikasından vazgeçilmesini istiyoruz.

Vergide adalet istiyoruz: Biliyoruz ki vergide adalet olmadan gelirde adalet olmaz. Dolaylı vergiler dünyanın en adaletsiz vergisidir. Hem ücretlerimizi almadan peşin peşin çok yüksek vergi ödüyoruz hem de kazandığımız geliri harcarken pazara, manava, markete gittiğimizde en zenginle en yoksul aynı vergiyi ödüyoruz. Sermaye canı istediği zaman, canı istediği kadar vergi verirken bizler ücretimizi almadan peşin peşin ve çok yüksek oranda vergimizi ödüyoruz. Vergi dilimleri açıkça bir soygun halini aldı. Şu anda 190.000 lira olan birinci vergi dilimi, asgari ücret oranında ya da son 20 yıldaki yeniden değerleme oranında artsaydı bugün 600.000 liranın üzerinde olacaktı. O nedenle vergide adalet istiyoruz, vergi soygununa son diyoruz.

Emeklilikte adalet ve insanca yaşam istiyoruz: Bugün bu ülkede emekliler bir yük olarak görülüyorsa, milyonlarca emekli 23.552 lira en düşük emekli aylığıyla yaşamaya mahkûm ediliyorsa, her üç emekliden ikisi çalışmak ya da iş aramak zorunda bırakılıyorsa, yetmişli seksenli yaşlarındaki emekliler geçinemediği için iskelelerde, inşaatlarda can veriyorsa; emeklilikte insanca yaşam mücadelesi her şeyden önce bir onur mücadelesidir. Emekli olmak hepimiz açısından bir haktır, asla bir yük olarak görülemez. Emeklilik sistemindeki bütün adaletsizliklerin son bulması için; kademeli emeklilik bekleyenlerin, staj ve çıraklık sigortası mağdurlarının mağduriyetlerinin giderilmesi için; adaletli bir sosyal güvenlik sistemi, son nefesimize kadar insanca yaşayacak bir ücret ve başta sağlık olmak üzere sosyal haklara sahip olmak için bu mücadeleyi büyütüyoruz.

Demokrasi istiyoruz: DİSK olarak hep söylediğimiz gibi, demokrasi işçinin ekmeğidir; demokrasi yoksa ekmek de yoktur. Demokrasi derken sadece beş yılda bir sandıkta oy vermeyi an-la-mı-yo-ruz. Demokrasi; hayatın her anında ve alanında, başta işçi sınıfı olmak üzere bütün bir toplumun söz ve karar sahibi olması demektir. İşçi sınıfının söz ve karar sahibi olmasının biricik yolu ise sendikalaşmak, örgütlü olmaktır. O nedenle sendikalaşmanın, toplu sözleşme ve grev hakkının önündeki bütün engellerin kaldırılması için yürüyoruz. Demokrasinin en temel kurallarına, seçme ve seçilme hakkımıza sahip çıkıyoruz; seçtiğimiz belediye başkanlarının hapse atılıp yerine kayyumların atanmaması için mücadele veriyoruz. İfade özgürlüğüne, basın özgürlüğüne sahip çıkıyor; gazetelerin, televizyonların kapatılmasına, her gün bir gazetecinin gözaltına alınıp tutuklanmasına karşı bu mücadeleyi büyütüyoruz. Biliyoruz ki demokrasinin en temel kurallarına, basın özgürlüğüne, haber alma ve ifade özgürlüğüne el uzatan bir düzen, en temel haklarımıza ve kıdem tazminatımıza da el uzatacaktır. Bugün hükümetin orta vadeli programlara yazdığı, hazırlıklarını yaptığı kıdem tazminatı başta olmak üzere kazanılmış haklarımızı ortadan kaldıracak, esnek çalışma modellerini yaygınlaştıracak yasal düzenlemelerin kapımızda olduğu bu dönemde, demokrasi ve söz sahibi olma hakkımız için hep birlikte yürüyoruz.

Sevgili arkadaşlar, bu mücadeleyi DİSK olarak iş yerlerinden başlayarak iş yeri iş yeri, kent kent, meydan meydan, sokak sokak büyütmeye kararlıyız. İstanbul'dan başlattığımız bu yürüyüşü bugün Eskişehir'de sürdürürken, taleplerimizi buradan haykırırken; yarın bu sesi Çanakkale'ye, oradan Balıkesir'e ve Türkiye'nin güneyinden kuzeyine, doğusundan batısına her yere taşımak üzere bu mücadeleyi yan yana, omuz omuza büyüteceğiz.

Tekrar altını çiziyoruz: Adalet istiyoruz. Gelirde, vergide, ülkede adalet istiyoruz. Açlıkla, yoksullukla boğuştuğumuz bu dönemde biliyoruz ki, hepimizi insanca yaşatmaya yetecek kaynak da yönetim de üretim de var. Bunları adaletli paylaştığımız, kendi hayatımız hakkında söz ve karar sahibi olduğumuz gerçek bir demokrasi ve emeğin Türkiye'si için bu mücadeleyi yan yana, omuz omuza büyütmeye kararlıyız.

Biliyoruz ki bizler yan yana geldiğimizde, sesimizi ve soluğumuzu büyüttüğümüzde; sadece oturduğumuz yerden fısıldayarak değil, birbirimizin sesini duyduğumuz ve büyüttüğümüz bu mücadeleyle, bu ülkenin tüm değerlerini üreten işçiler, emekçiler, emekliler, kadınlar, gençler omuz omuza verdiğimizde bu adaletsiz düzenin sonunu hep birlikte getireceğiz.

Bu mücadeleyi yan yana, omuz omuza büyütmek dileğiyle tekrar hepinizi DİSK adına sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Hoş geldiniz değerli arkadaşlar, yolumuz açık olsun.

Yaşasın örgütlü mücadelemiz, yaşasın DİSK!”