ESKİŞEHİR HABER

Eğitim Sen Eskişehir Şube'sinden Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'e karne

Özkan Demirkol, 2025–2026 eğitim yılının plansız uygulamalarla başladığını, öğretmenlerin zorlandığını ve okullarda temel sorunların sürdüğünü söyledi.

Abone Ol

"Eğitim Sen Eskişehir Şube Başkanı Özkan Demirkol şu ifadeleri kullandı;

2025–2026 Eğitim öğretim yılı öğretmenlere angaryayı, eğitimde kaosu derinleştirmiştir. 2025–2026 eğitim öğretim yılının birinci yarıyılı, Milli Eğitim Bakanlığı’nın yıllardır süregelen plansız, bilimsel temelden uzak ve emek karşıtı uygulamalarının daha da derinleştiği bir dönem olarak başlamıştır. “Maarif Yüzyılı” adı altında sunulan politikalar, eğitimin niteliğini artırmak bir yana; öğretmenler için angaryayı, öğrenciler için güvencesizliği, eğitim sistemi için ise çok yönlü bir krizi beraberinde getirmiştir.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in göreve geldiği günden bu yana eğitim sistemi; pedagojik ilkelerden, çocuk haklarından ve evrensel eğitim normlarından hızla uzaklaştırılmıştır. Kararlar öğretmenlerden, sendikalardan ve eğitim bilimcilerden kopuk biçimde alınmakta; eğitim, ideolojik ve piyasacı yaklaşımların deneme alanına dönüştürülmektedir.

2025–2026 eğitim öğretim yılı başında yapılan norm belirleme işlemleri, şeffaflıktan ve nesnellikten tamamen uzaktır. Okulların gerçek ihtiyaçları yok sayılmış, yapay biçimde norm fazlası yaratılarak binlerce öğretmen belirsizliğe sürüklenmiştir. Bu sürecin devamında hayata geçirilen resen atamalar, öğretmenlerin aile bütünlüğünü, mesleki motivasyonunu ve çalışma barışını açıkça hedef alan bir sürgün uygulamasıdır. Bu hafta açıklanan norm fazlası öğretmenlerin atama süreçlerinde yine eğitim emekçileri mağdur edilmiş, haksız ve hukuksuz bir şekilde ailelerinden zorla koparılarak resen atama yoluyla uzak ilçelere gönderilmiş, bu yetmezmiş gibi engelli eğitim emekçileri de sürece dahil edilmişlerdir. Engelli Kpss ile ataması yapılan engelli eğitim emekçilerinin, norm fazlası gerekçesiyle resen atamaya tabi tutulmaları ve ulaşım, sağlık ve yaşam koşulları açısından son derece zor olan uzak ilçelere gönderilmeleri kabul edilemez bir uygulamadır.

Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) uygulamaları, Milli Eğitim Bakanlığı’nın en sorunlu ve en tehlikeli projelerinden biri haline gelmiştir. “Mesleki eğitim” adı altında yüz binlerce çocuk ve genç, denetimsiz işyerlerinde ucuz iş gücü olarak çalıştırılmaktadır. Eğitimden koparılan öğrenciler; iş kazalarına, tacizlere, istismara, ağır çalışma koşullarına ve sosyal güvencesizliğe mahkûm edilmektedir.

MESEM’lerde yaşanan çocuk işçiliği, yalnızca pedagojik bir sorun değil; aynı zamanda açık bir çocuk hakları ihlalidir. Bu uygulamalar sonucunda yaşanan iş cinayetleri ve ağır yaralanmalar, Bakanlığın sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır. Eğitim, çocukları sermayenin ihtiyaçlarına göre şekillendirme aracı olamaz.

Okullarımızda beslenme sorunu yaşayan öğrencilerimizin sıkıntıları giderilememiş, “bir öğün yemek ve içilebilir temiz su” sağlanamamış, öğrencilerimizin yaşadığı derin yoksulluklar sonucu okula aç gelmelerine kalıcı çözümler üretilememiştir.

Okullara ayrılan yetersiz ödenekler nedeniyle okullarımızın temizlik ve güvenlik sorunları yaşamalarının önüne geçilememiş, bu sorunların çözümü için kaynak yaratılma konusu bağış, aidat şeklinde toplanan paralarla velilere yüklenmiştir.

“Maarif Yüzyılı” söylemi altında yürütülen politikalar; öğretmenlere nitelikli çalışma koşulları sunmak yerine, anlamsız raporlamalar, performans baskısı ve sürekli değişen mevzuat dayatmaları getirmektedir. Öğretmenler asli görevleri olan eğitim-öğretim faaliyetlerinden koparılmakta, bürokratik angaryalara mahkûm edilmektedir.

Kamusal eğitim sistemli biçimde zayıflatılırken; özel okullar, vakıflar, tarikat ve cemaatlerle yapılan protokoller aracılığıyla eğitimin dinselleştirilmesi ve piyasalaştırılması hız kazanmaktadır.

Eğitim Sen olarak uyarıyoruz. Eğitim Sen olarak bir kez daha altını çiziyoruz.

Resen atamalar ve rotasyon uygulamaları derhal durdurulmalıdır. Norm belirleme süreçleri bilimsel, şeffaf ve denetlenebilir hale getirilmelidir. MESEM uygulamaları derhal durdurulmalı; çocuk emeği sömürüsüne son verilmelidir. “Maarif Yüzyılı” adı altında dayatılan ideolojik, piyasacı ve angarya temelli uygulamalar geri çekilmelidir. Eğitim politikaları; öğretmenlerin, eğitim emekçilerinin ve sendikaların katılımıyla yeniden yapılandırılmalıdır.

Yukarıda saydığımız onca soruna halen çözüm bulunamaması, öğretmenlere sürekli angarya işler yükleyen, öğretmenlerin itibarını zedeleyen söylem ve uygulamaları hayata geçirmekten kaçınmayan; norm uygulamaları, rotasyon maddeleri gibi sürekli Eğitim Emekçilerini rahatsız eden, her fırsatta öğretmenlerin meslek onurlarını ayaklar altına alan uygulamaların sorumlusu Milli Eğitim Bakanına başarısızlığının tescili olan karneyi veriyoruz.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i eğitimi siyasal ve ideolojik ajandaların aracı olmaktan çıkarmaya, çocukların ve öğretmenlerin haklarını gözetmeye ve kamuoyuna karşı sorumlulukla hareket etmeye çağırıyoruz.

Eğitim Sen olarak kamusal, laik, bilimsel, demokratik ve çocuk haklarını esas alan eğitim mücadelesinden vazgeçmeyeceğimizi; eğitim emekçilerinin ve öğrencilerin geleceğini savunmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz."