Eskişehir Barosu Hayvan Hakları Komisyon Başkanı Ozan Akbe şu ifadeleri kullandı;
"Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Doğal Yaşam Alanı ve Bakımevi’nde son günlerde yaşanan ve kamuoyuna yansıyan sokaktaki canlarımızın yaşam haklarının ihlallerine ilişkin haberler, hayvan hakları mücadelesinde ne denli kritik bir eşikte olduğumuzu bir kez daha göstermiştir. Barınağın henüz yapımı tamamlanmamışken kapasite fazlası hayvanın bir arada bulunmasından kaynaklanan gerginliklerin can kayıplarıyla sonuçlanması, hepimizi derinden yaralamıştır.
Eskişehir Barosu Hayvan Hakları Komisyonu olarak bizler, sürecin başından itibaren bu tehlikeyi görmüş ve Bakımevlerine gerçekleştirdiğimiz periyodik ziyaretler sonucunda; mevcut alanların bu yoğunluğu kaldıramayacağını, doğru kategorizasyon yapılmadan hayvanların bir araya getirilmesinin telafisi imkânsız çatışmalara ve ölümlere yol açacağını raporlayarak ilgili birimlere sunmuştuk. Mevcut haliyle, Doğal Yaşam Alanının hayvan refahını sağlamaktan öte, can güvenliklerini sağlamaktan dahi uzak olduğu, belirttiğimiz eksiklikler tamamlanmadan buraya hayvanların konulmasının yasaya açıkça aykırı olduğu, bu itibarla her iki ilçe bakımevinden ve diğer ilçelerden buraya nakillerin de yasaya aykırı olduğu raporlarımızda açıkça belirtilmiştir.
Ne var ki, uyarılarımıza gerekli önem verilmemiş, yoğun şekilde toplamalara devam edilmiş ve bu elim hadise yaşanmıştır.
Yaşanan bu acı tabloyu sadece yerel bir yönetim sorunu olarak görmek, meselenin kökündeki asıl tehlikeyi gözden kaçırmak olacaktır. Bilindiği üzere, 5199 Sayılı Kanun’da yapılan son değişiklikler ve bu doğrultuda belediyeler üzerinde oluşturulan yoğun “sokakları temizleme ve toplama” baskısı, bugün gelinen noktanın en büyük sebebidir. Hukuken altını çizmek isteriz ki; barınak kapasitesi uygun olmadığı, hayvan refahı standartları sağlanmadığı ve can güvenliği garanti edilemediği halde yapılan her “toplama” faaliyeti, bizzat yasanın özüne ve ruhuna aykırıdır.
Merkezi yönetimin ve bazı toplumsal kesimlerin belediyeleri bilimsel, teknik ve etik sınırları zorlayarak “kontrolsüz toplamaya” itmesi; bakımevlerini rehabilite merkezleri olmaktan çıkarıp, aşırı yoğunluğun getirdiği stres ve güvenlik risklerinin yaşandığı alanlara dönüştürmüştür.
Belediyeler, alt yapıları ve personel kapasiteleri bu ani ve yoğun talebi karşılamaya müsait değilken, bu siyasi ve hukuki baskı altında yanlış bir stratejiye sürüklenmişlerdir.
Gelinen noktada, yerel yönetimler üzerindeki toplama baskısına direnilmemesi ne yazık ki masum canlarımızın bedel ödemesine neden olmuştur. Yukarıda değindiğimiz üzere, her üç bakımevimiz ve doğal yaşam alanımızın, daha önceki raporlarımızda belirttiğimiz eksikleri ivedilikle tamamlanıncaya ve hayvan refahına uygun hale getirilinceye kadar, toplamaların ve ilçelerden nakillerin derhal durdurulması yasal zorunluluktur. Bu süre zarfında ilçelerin de nakil şartlarının düzeltilmesi için zamanları olacaktır, zira canlarımızın kanuna aykırı şekilde kötü koşullarda nakledildiği herkesin malumudur.
Eskişehir Barosu Hayvan Hakları Komisyonu olarak şehrimizdeki tüm canlıların yaşam hakkını savunma ve çözümün bir parçası olma amacı taşıyoruz. Yaşanan kayıpların bir daha tekrarlanmaması adına çağrımızdır:
Kamuoyunda yanlış bilinenin aksine; kanun değişikliğiyle sokaklardaki tüm hayvanların derhal ve kontrolsüzce toplanması yükümlülüğü gelmediğini, Kanun’un geçici maddeleri uyarınca, belediyelere bakımevi kurmaları ve mevcut şartlarını iyileştirmeleri için 31/12/2028 tarihine kadar süre tanındığını bir kez daha hatırlatmak isteriz. Yerel yönetimler, kendilerine 2029 yılına kadar tanınan bu geçiş sürecini, hayvanları istiflemek için değil; bilimsel ve etik standartlara uygun yaşam alanları inşa etmek için kullanmalıdır. Şartlar oluşmadan yapılan “erken toplama”, korumakla yükümlü olunan canları doğrudan ölüme göndermektir ve bu durum açıkça bir hukuk ihlalidir.
Merkezi idarenin yarattığı baskının farkındayız ancak yerel yönetimlerin bu baskı karşısında yaşam hakkını öncelemesi gerektiğini savunuyoruz. Eskişehir Barosu Hayvan Hakları Komisyonu olarak, Eskişehir halkına ve can dostlarımızın yaşam hakkına duyduğumuz sorumlulukla; hem yasal sürecin hem de bakımevindeki iyileştirmelerin takipçisi olmaya, çözüm için elimizi taşın altına koymaya devam edeceğiz."





