ESKİŞEHİR HABER

Eskişehir Demokratik Kadın Platformu: "12. yargı paketine hayır"

Eskişehir Demokratik Kadın Platformu, 12. yargı paketine ilişkin açıklama yaparak pakette yer alan düzenlemelere yönelik eleştirilerini kamuoyuyla paylaştı.

Abone Ol

Eskişehir Demokratik Kadın Platformu adına konuşan Latife Doğan şu ifadeleri kullandı;

“Yargı değil, gasp paketi. 12. yargı paketine hayır. İktidarın, yargı paketi adı altında sinsice önümüze getirdiği hak gaspı paketine karşı haklarımıza, hayatlarımıza sahip çıkmak için bir aradayız. Meclis gündemine getirilen 12. yargı paketi, iddia edildiği gibi toplumun adalete erişimini değil; kadınların, LGBTİ+'ların ve çocukların haklarını torba yasalarla gasp etmeyi amaçlıyor. İşte bu yüzden, 12. yargı paketini topyekûn ve esastan reddediyoruz.
Bugün, burada bu pakette neler olduğunu tek tek anlatmaya çalıştık. Birçok maddeyi tek seferde, hayatlarımıza etkisi tartışılmadan Meclis'ten hızlıca geçirmek istiyorlar. Biz bu kurnazlığı çok iyi biliyoruz. Torba yasa taktiği; kazanılmış hakları gasp etmek, adeta bir oldu bittiye getirmek ve her sesi sansürlemek için kullanılan bir araç aslında.

12. yargı paketinde kadınlar, LGBTİ+'lar, çocuklar için neler var, biz biliyoruz. Boşanmayı hızlandırma bahanesiyle kadınların velayet, tazminat ve nafaka hakkını davadan ayırmayı amaçlıyorlar. Kadınları, tehdit ve yıldırmayla haklarından vazgeçmeye zorlayan, erkeklerin işini kolaylaştırmaktan başka bir faydası olmayan bu sinsi hak gaspı oyununu görüyoruz.

Kadınları da hızlı boşanmak istiyor diyerek haklarımızı alttan alttan oymaya çalışanlara sessiz kalmıyoruz. Çünkü biliyoruz boşanmayı hızlandırmak, kadınların haklarını gasp etmeden de mümkün. Yıllardır süren örgütlü yalanlarla nafaka hakkımıza saldıranlar, evlilik içinde neden kadınların yoksullaştığını görünmez kılmak istiyor. Zaten koşullara bağlı olan nafakayı süresiz ve koşulsuzmuş gibi sunarak kadınların maruz kaldığı şiddet ve sömürü konuşulmasın istiyorlar. Kadınların kendi ayakları üzerinde durabilecekleri ekonomik ve sosyal güvenceden mahrum bırakılmaları, aileye bağımlı hâle gelmeleri amaçlanıyor. Ağırlaşan geçim koşullarında ve kamusal hizmetlerin hızla piyasalaştırıldığı, eğitimden sağlığa her şeyin parayla alınır satılır hâle geldiği, muhafazakârlığın devlet eliyle güç kazandığı bu dönemde kadınlara reva görülen bu. Bize seçeneksizlikle, yoksullukla, şiddet ve sömürü dolu ailelere mahkûm etmek isteyen kadın düşmanı politikalara sessiz kalmıyoruz.

Bizim uzlaştırma kılıfıyla, şiddet faili erkeklerle aynı masaya oturtmak istiyorlar. Kendilerinin dahi ikna masası olduğunu itiraf ettiği, eşitlerin olmadığı ve erkek şiddetinin meşrulaştırıldığı bu arabuluculuk masalarını reddediyoruz.

Aile yılı ilan edilmişken bu düzenlemede, kadınları ahlak sopasıyla kontrol altına alma hedefi yatıyor. Tanımı, sınırı bilinçli olarak muğlak bırakılan "biyolojik cinsiyete aykırılık" ve "alenen özendirme" kavramlarıyla varlığımız ve örgütlenme hakkımız suç ilan edilmek isteniyor. Nasıl yaşadığımızdan, kiminle birlikte olacağımıza kadar hayatımızın her zerresine dahil olmaya, denetlemeye çalışan bu nefret yasasını kabul etmiyoruz. LGBTİ+'ları kamusal alandan silmeyi amaçlayan bu makbul vatandaş sınırlarını tanımıyoruz. 25 yaş sınırı ve hapis cezası tehditleriyle, transların bedenlerine ilişkin kararları ve sağlık hakkı gasp ediliyor. Bu nefret yasasına karşı hayatlarımıza, kararlarımıza sahip çıkıyoruz.

Bu koşullar altında çocuklar ise koruma mekanizmalarından uzak, bir başına bırakılıyor. Devlet çocukların ne eğitime devamlılığını denetliyor ne şiddet ve istismardan koruyor ne failleri cezalandırıyor ne çocuk işçiliği engelleniyor ne de çocukların içinde bulunduğu yoksulluğa tedbir alınıyor. Bunun karşısında çocukları korumaya dair tüm sorumluluğunu bir kez daha bu paket ile ebeveynlerin ve hatta çocukların üzerine yıkıyor. En tehlikeli nokta ise çocukluğun tartışmaya açılması. Bugün, çocuklar için suç işlendiğinde "Yetişkin gibi cezalandırılsın." demek, çocuklar için yarın cinsel istismar davalarında "Rızası vardır." demenin hukuki zeminini kolaylaştırıyor.

Sosyal medyaya kimlik numarası şartı getirilmesinin amacı ise bir sansür mekanizması kurmak. Haklarımızı gasp edenlerin sesi serbestçe çıkarken bizlerin sesini ve sözünü kısmaya çalışan bu yasaya karşı hiçbir alanı terk etmiyoruz. Kazanılmış haklarımıza yapılan saldırılara karşı yan yana durmak, mücadele etmek bir zorunluluk. Kadın, LGBTİ+, çocuk düşmanı 12. yargı paketiyle haklarımızın gasp edilmesine, hayatlarımızın denetlenmesine, kararlarımıza müdahale edilmesine sessiz kalmıyoruz. Türkiye'nin pek çok ilinden bu yargı paketini geçirtmeyeceğimizi duyuran kadınların sesini bir kere daha buradan yükseltiyoruz. On yıllar süren mücadelemizle elde ettiğimiz kazanımlarımızdan, anayasal ve yasal haklarımızdan; eşit, özgür ve şiddetsiz bir yaşam ısrarımızdan vazgeçmeyeceğiz. 12. yargı paketine hayır. Yaşasın kadın dayanışması.”