Sağlık-Sen Eskişehir İl Başkanı Hasan Hüseyin Köksal şu ifadeleri kullandı:

“Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Emine Gümüşsoy ile görüştüm. Rektör Hocamızı destekliyoruz. Eskişehir trafiğinin çözülmesinin bir üniversitenin bahçesinin kullandırılmasıyla hiçbir alakası yok. Biz sağlık çalışanları olarak işten çıkarken zorlanıyoruz. Orada 5 bin çalışanımız var. Bu 5 bin çalışan akşam saat 17.00’de mesai bitiminde çıkarken evine gitmeye çalışan Eskişehirliler nedeniyle trafikte zorlanıyor. Eskişehir’in artık bir şeye karar vermesi gerekiyor.

Bugün Türkiye’nin 80 ilinde, en ücra dediğimiz Ağrı’da, Diyarbakır’da, Bingöl’de, Bitlis’te, hatta gelişmekte olan Bilecik’te bile batçık yapılırken bizim Eskişehir’imizde bir tane batçık yok. Bugün belediyenin yapamadığı bir batçığın hesabını 20 yıldır soramayan AK Parti de suçludur. Bunun çözümü, ‘Üniversitenin bahçesini açalım, araçlar buradan geçsin’ demek değildir. Arkadaşlar, burası eğitim yuvası ve hastane. Hastaneden çıkıyorsunuz ve trafiğin açılması için bir saat bekliyorsunuz. Bunun nedeni de burayı çevre yolu gibi kullanarak gelip geçmeye çalışan insanlar.

Bu yol açılmamalı. Ben bu kararı destekliyorum. Çünkü bu durum hastanenin güvenlik sisteminde zafiyet oluşturuyor. Yol gece gündüz kullanılıyor ve üniversitenin alanı insanların özel otoparkına dönüşmüş durumda. Yolun kapatılmasından bu yana üniversite içerisinde büyük bir sessizlik var ve üniversitenin güvenliği biraz daha sağlanmış durumda.

Burada iş Büyükşehir Belediyesine düşüyor. Hasan Polatkan Caddesi’nde, Shell Petrol’ün önüne bir tane batçık yapılacak ve Eskişehir’in 20 yıllık trafik sorununun çözümüne katkı sağlanacak. Eskişehir’in ve belediyenin bütçesi doğru yere harcanacak. Ben bugün AK Parti’de siyaset yapan birisi olsaydım, her gün o saatte oraya gider, o kalabalığı görüntüler ve vatandaşa anlatırdım.

Üniversitenin görevi Eskişehir trafiğini çözmek değil. Bunun için Rektör Hanımı destekliyoruz. Bugün olmayan bir şeyi de ekleyeyim. Dün bir iki siyasi görüşme yaptım. Allah’ın izniyle TOKİ ile yapılan görüşmeler çok hızlı ilerliyor. Üç yıldır Osmangazi Üniversitesi Hastanesinin yıkılması gerektiğini söyleyen tek sendikacıyım. Bu şehirde birçok kişi bu cümleyi kuramadı. Ben, ‘Bu üniversite binası yenilenmeli, yeni hastane binası yapılmalı’ dedim.

Rektör Hanımı bu konuda da tebrik ediyoruz. Göreve gelir gelmez, ‘Bu bina yeniden yapılmalı’ dedi. Bugün 650 yataklı bir hastaneyi güçlendirmek için 1 milyar TL bütçe harcayıp 250 yatağı kapatarak hastaneyi 450 yataklı butik bir hastaneye çevirmek yerine, bu kaynakla yeni bir hastane binası yapılmalı. Yeni binayla beraber sağlık sisteminin altyapısı da önümüzdeki 20 yıla uygun şekilde güçlendirilmiş olmalı.

Ambulanslar konusunda çok fazla takılacak bir durum yok. Çünkü hasta ambulansta daha güvenli. Bunu yine söylüyorum. Ambulansın içindeki donanımı bilen, Türkiye’de 2000 öncesi ve sonrasında ambulans hizmetlerinin her kademesinde çalışmış bir kardeşiniz olarak söylüyorum: Hasta ambulanstaysa acilden daha güvenli bir ortamda bulunuyor. Oradaki süreye çok fazla takılmaya gerek yok. Çünkü Türkiye ortalamasının üzerinde bir ambulans hizmeti veriyoruz. Şehrimizin neresinden ararsanız arayın, ambulans ilk 10 dakika içerisinde olay yerine geliyor. Hastaneye ulaşma sürelerimiz de genellikle 10 dakikanın üzerine çıkmıyor.

Bugün şehrimizde aynı anda hizmet veren 62 ambulansımız var. Bir milyonluk nüfusa göre de çok iyi bir yayılımımız bulunuyor. Ne yazık ki AK Parti’nin iktidarda olduğu, Eskişehir’in ise CHP’li belediyeler tarafından yönetildiği bir ortamda ambulansları konuşlandıracağımız yer konusunda problem yaşıyoruz.

Bugün Söğütönü’nde büyük bir yerleşim alanı oluşturduk. Yukarı Söğütönü ve Aşağı Söğütönü’nün nüfusu 50 bini geçti. Bir tarafta Ihlamurkent, diğer tarafta Vadişehir gibi yeni yerleşim alanları oluşturuyoruz. Kızılinler projesini konuşuyoruz. TOKİ oraya 10 bin kişilik bir yerleşim alanı yapıyor. Ancak biz buralarda ambulansların konuşlanacağı merkezler oluşturmuyoruz. Belediye olarak da devlet olarak da bu konuda yeterince çalışmıyoruz.

Buradaki siyasi rekabet nedeniyle belediye hükümetle ve ilgili kurumlarla çalışmak istemiyor. Bürokrat çalışmak istese bile belediyeyle iş yaptığında cezalandırılabileceğini düşünüyor ve görevden alınma riskiyle karşı karşıya kalabiliyor.

Bunun sonucunda büyüyen Eskişehir’de kamu kurumlarını güçlendiremiyor ve büyütemiyoruz. Ben şahsen Tepebaşı Belediyesinden, Tepebaşı bölgesindeki Alzheimer Merkezi’nde 112 için bir yer talebinde bulundum. Çünkü o bölgede hizmet verilmesi gereken nüfus 50 bine ulaştı. Aşağı Söğütönü ve Yukarı Söğütönü büyüdü. Artık Keskin’e kadar hemen her yer yerleşim alanına dönüştü ancak biz orada ambulans konuşlandıracak bir yer bulamıyoruz.

Ben o gün radikal bir cümle kurdum. ‘Ambulansla hastaneye hızlı geliyoruz ancak hastanede bir, bir buçuk saat bekleyen insanlar var’ dedim. Burada hastane içi organizasyon sıkıntısından bahsettim. Bugün Osmangazi Üniversitesinin YÖK’e bağlı olması nedeniyle sunduğu sağlık hizmetlerini denetleyecek bir kurum konusunda sorun bulunuyor. YÖK’ün veya Sağlık Bakanlığının bu konuda devreye girmesi gerekiyor. Daha radikal bir şey de söyleyebilirim. Yaklaşık bir haftadır, 10 gündür bu konu gündemde. İnşallah bunu başka bir değerlendirmede ayrıca konuşuruz.

Bugün Şehir Hastanesine 150 asistan aldık. Bakın, Osmangazi Üniversitesi demiyorum. Asistanları Şehir Hastanesine aldık ancak eğitim verdiremiyoruz. Yeni çıkan bir yönetmelik nedeniyle 150 asistanı eğitecek alanımız yok.

Osmangazi Üniversitesinde de bunun gibi eksiklikler bulunuyor. Uzaktan baktığımızda şunu görüyoruz: Bugün Eskişehir’de ağır bir ameliyat geçiren hasta koridordaki tuvalete gitmek zorunda kalıyorsa, Şehir Hastanesi ve diğer hastaneler artık Şampiyonlar Ligi seviyesinde hizmet verirken Osmangazi Üniversitesindeki doktorların kalitesi yüksek olmasına rağmen vatandaş sağlık hizmeti almak için Osmangazi’ye gitmek istemiyorsa, buradaki bürokratların ve siyasetçilerin hepsinin şapkasını önüne koyup bu şehirdeki ana sorunun nasıl çözüleceğine yönelmesi gerekiyor.

Sonuçta orada hayatını kaybeden kişi benim akrabam veya kardeşim değil. Ancak olay bizim başımıza gelene kadar kimse bununla ilgilenmiyor. Ben oradaki büyük bir eksikliği dile getirdim. Büyük bir asistan krizi var. Bir hoca nedeniyle istifa ettiği belirtilen 18-20 asistan var. Bu insanların emekleri boşa gitmiş. Bugün devlet bir tıp doktorunu yetiştirmek için tam 25 yıl yatırım yapıyor. Bir hocanın egosu nedeniyle 20 kişi istifa ediyor. Osmangazi’de acil servis de bu nedenle çöktü."