Saadet Partisi Mihalgazi İlçe Başkanı Fahri Karabeli şu ifadeleri kullandı:
"Bugün burada hem ülkemizin içinde bulunduğu ağır ekonomik şartları hem coğrafyamızı kan gölüne çeviren dış politikadaki kritik gelişmeleri hem de doğrudan Eskişehir’imizin geleceğini, toprağını ve suyunu tehdit eden yerel meselelerimizi kamuoyuyla paylaşmak üzere bir aradayız.
Saadet Partisi olarak bizler; milletimizin derdiyle dertlenen, adil bir düzen ve yaşanabilir bir Türkiye mücadelesini her platformda kararlılıkla sürdüren bir anlayışın temsilcileriyiz.
Aylardır tırmanarak devam eden İran, ABD ve İsrail arasındaki çatışmalar ve son gerçekleşen NATO Zirvesi, Türkiye’nin dış politikada durduğu yeri bir kez daha sorgulama ihtiyacını doğurmuştur.
Bölgemizi ateş çemberine dönüştüren İran-ABD-İsrail gerilimi, Siyonist aklın ve Batılı emperyalist güçlerin Orta Doğu’yu sonu gelmez bir kaosa sürükleme niyetini açıkça ortaya koymaktadır. Gazze’de aylardır süren soykırıma göz yuman Batı aklı, şimdi de bölgesel bir savaşı körükleyerek coğrafyamızın kaynaklarını ve geleceğini ipotek altına almaya çalışmaktadır.
Bu kirli savaşın en acı ve utanç verici tablolarından biri İran’ın Minab kentinde yaşanmıştır. İlkokul çağındaki 168 masum kız çocuğunun ve öğretmenin katledildiği ABD füze saldırısına karşı ne yazık ki dünya kamuoyu kör ve sağır kalmıştır. Daha da acı olanı, iktidarın ve AKP hükümetinin ABD’nin sivil çocukları hedef alan bu açık insanlık suçuna ve vahşetine karşı caydırıcı ve net bir tepki koyamamış, cılız açıklamalarla süreci geçiştirmiş olmasıdır. Masum çocukların canı üzerinden yürütülen bu barbarlığa ses çıkarmayan anlayış, zalimin suçuna ortak olmaktadır.
NATO ve Batılı müttefikler yalnızca kendi küresel sömürü düzenlerini ve güvenlik önceliklerini merkeze almaktadır. Gazze’den Minab’a kadar tüm coğrafyamızda yaşanan insanlık dramına göz yuman, zalime ses çıkaramayan bir ittifak yapısının Türkiye’ye hakiki bir güvenlik veya huzur sağlamayacağı açıktır.
Türkiye, Batı ittifakının kararlarına yalnızca imza atan veya onların üslerine ev sahipliği yapan bir konumda kalamaz. Ülkemiz, İslam dünyasının ve mazlum coğrafyaların öncüsü, koruyucusu ve sözcüsü olmak zorundadır. Saadet Partisi olarak merhum liderimiz Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın attığı temeller doğrultusunda tekrar ediyoruz: Çözüm, NATO’nun gölgesine sığınmakta veya Siyonist/ABD tırmanışına seyirci kalmakta değil; D-8 gibi adil, bağımsız ve yeni bir dünya düzenini inşa edecek oluşumları yeniden kararlılıkla harekete geçirmektir.
Ülkemizin içine sürüklendiği ekonomik kriz, yanlış bütçe tercihleri ve borç-faiz sarmalı yüzünden vatandaşlarımızı her geçen gün daha da çaresizliğe itmektedir.
Bugün bütçe tercihlerine baktığımızda acı bir tabloyla karşılaşıyoruz. Çiftçiye, emekliye, asgari ücretliye “kaynak yok” diyen iktidar, bütçeden trilyonlarca lirayı faiz ödemelerine tahsis etmektedir. Faiz lobilerine aktarılan bu devasa paralar; üretime, istihdama, çiftçimizin gübresine veya emeklimizin maaşına aktarılmış olsaydı bugün mutfaktaki yangın söndürülmüş olurdu. Ranta ve faize çalışan bu düzen sürdürülebilir değildir.
Asgari ücretlimiz, emeklimiz, memurumuz ve esnafımız yüksek enflasyonun altında ezilmektedir. Çarşıda ve pazarda ateş pahası fiyatlar hüküm sürerken vatandaşımız, temel ihtiyaçlarını dahi kredi kartlarıyla ödemeye çalışarak borç batağına çekilmektedir.
Üretimden uzak, rant odaklı politikalar yüzünden diplomalı işsizler ordumuz büyümekte; yetişmiş gençlerimiz yarınlarını yurt dışında aramaktadır. Biz Saadet Partisi olarak diyoruz ki: Türkiye’nin asıl gündemi, ranta giden kaynakları kesmek, mutfaktaki yangını söndürmek, üretimi canlandırmak ve adil paylaşımı sağlamaktır.
İktidarın ranta ve sömürüye dayalı yanlış politikalarının yansımasını Eskişehir’imizde de çok acı bir şekilde görüyoruz. Doğamızın, en verimli tarım arazilerimizin ve su kaynaklarımızın maden şirketlerinin kâr hırsına kurban edilmek istenmesine asla sessiz kalmayacağız.
Sakarya Vadisi’nin kalbinde, Eskişehir’imizin ve bölgemizin mikroklima iklimine sahip en önemli sebze ve meyve deposu olan bu cennet bölgede siyanürlü altın arama projeleri dayatılmaktadır. Tonlarca suyun tüketileceği, siyanür ve ağır metallerin Sakarya Nehri’ne ve yeraltı sularına sızma riski taşıdığı bu vahşi madencilik anlayışı kabul edilemez. Erzincan İliç’te yaşanan felaketin bir benzerinin Mihalgazi’mizde, Tepebaşı’mızda, Sakarya Vadisi’nde yaşanmasına asla izin vermeyeceğiz.
Yılda yüz binlerce ton hafriyatın kaldırılacağı, verimli Alpu Ovası’nı ve çevresini toza, pasa ve yıkıma sürükleyecek projelerle Alpu’nun ve Esence’nin tarımı, hayvancılığı ve geleceği hedef alınmaktadır. Bölge halkının haklı itirazlarına kulak tıkayarak yapılmak istenen uygulamalar, insanı ve doğayı değil, rantı merkezine alan anlayışın açık bir göstergesidir.
Maden tehditlerinin yanı sıra Eskişehirli hemşehrilerimiz, artan ulaşım maliyetleri, yüksek kiralar ve yerel ekonomideki durgunlukla mücadele etmektedir. Çiftçimiz yüksek gübre, mazot ve sulama elektriği maliyetleri yüzünden tarlasını ekemez noktaya gelmiştir.
Biz Saadet Partisi olarak buradan bir kez daha ilan ediyoruz: Eskişehir’in ve Mihalgazi’nin havasını, suyunu, toprağını, zeytinini, rokasını, domatesini ve insanını birkaç maden şirketinin kâr hırsına kurban ettirmeyeceğiz.
Gerek dış politikada Batı ve ABD dayatmalarına karşı bağımsız ve şahsiyetli bir duruş, gerekse iç politikada insanımızı ve üretimi merkeze alan adil bir ekonomik düzen şarttır. Ne Türkiye’nin ne de Eskişehir’imizin çözülemeyecek hiçbir sorunu yoktur. Yeter ki milletin kaynakları faiz lobilerine ve rant projelerine değil; üretime, istihdama, toprağa ve millete aktarılsın.
Bizler Saadet Partisi kadroları olarak;
Çiftçimizin toprağına ve ürününe sahip çıkacağı,
Gençlerimizin kendi memleketinde geleceğe umutla bakacağı,
İşçimizin, emeklimizin ve esnafımızın insanca yaşayacağı,
Doğası korunan, toprağı işlenen yaşanabilir bir Eskişehir ve Yeniden Büyük Türkiye için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz."





