Kanal 26'da konuşan İnşaat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi Başkanı Oytun Gökten şu ifadeleri kullandı:
"Eskişehir'de İnşaat Mühendisleri Odasının gerek geçmiş başkanlarımızın odaya sahip çıkma anlayışı gerekse kendi gücü ve birikimiyle kentte gerçekten bir ağırlığı var. Bu ağırlığın hem iktidar hem de muhalefet tarafından bilindiğini düşünüyoruz. Bu durum bizi mutlu ediyor. Kentin yöneticileri, özel konuların dışında da bizimle istişarelerde bulunuyor.
Bizler özellikle Yenikent bölgesindeki imar planı değişikliklerinde her zaman destek olmaya çalıştık. Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi'nin hazırlanmasına altlık oluşturacak önemli bir veriyi kentimize kazandırdık. Hangi binanın ne durumda olduğunu net bir şekilde ortaya koyduk. Bazı kesimler ve bazı insanlar bu çalışmayı zaman zaman küçük görebiliyor. Bunu onların bilgisizliğine veriyorum. Çünkü yaptığımız çalışma gerçekten çok önemli ve değerli. Her şeyden önce Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi'nin hazırlanması için kanuni bir zorunluluk olan bu çalışmayı bir meslek odası olarak gerçekleştirmiş olmak bizim için onur ve gurur verici.
Elbette strateji belgesi tek başına binaları yenilemeyecek. Bu belge, yapıların yenilenmesini kolaylaştıracak. Ancak farklı yöntemlerle de binaların yenilenmesi mümkün. Kentsel dönüşüm, planlama ve şehircilik vizyonu açısından geniş kapsamlı ele alınması gereken bir konu. İmar planı değişiklikleri ise daha küçük ölçekte ve daha hızlı gerçekleştirilebilecek çalışmalar.
Şu anda Yenikent'teki imar planı değişikliğiyle kentsel dönüşümün önü açıldı. Başta Kazım Başkanımız olmak üzere bu sürece katkı sağlayan bütün taraflara teşekkür ediyoruz. Bundan sonraki süreçte Yenikent'in merkezinde kentsel dönüşüm ve imar planıyla ilgili bir bilgilendirme alanı oluşturulmasını istiyoruz. Burada küçük maketlerle binaların nasıl dönüşeceği gösterilebilir. Bir mimardan destek alınarak vatandaşların sürece ikna edilmesi sağlanabilir.
Daha önce kentsel dönüşümün üç temel ayağından birinin ikna olduğunu söylemiştik. İnsanlara ne kaybedecekleri, ne kazanacakları ve hangi sorunlardan kurtulacakları doğru anlatılırsa bu sürecin başarıyla ilerleyeceğine inanıyorum.
Benzer çalışmaların Tepebaşı bölgesinde de yapılmasını istiyoruz. Nitekim bu yönde çalışmalar başladı. Bunların başında SGK blokları ve Muratkent gelmeli. Muratkent, alüvyon zemine sahip bir bölgede bulunuyor. O dönemin mevzuatına uygun olarak çok katlı binalar yapılmış. Ancak bu yapıların 1999 depreminde hasar aldığı biliniyor.
Bölgenin konumu düşünüldüğünde ciddi bir cazibe merkezi olduğunu da görüyoruz. Batıkent artık Eskişehir'in gelişen bölgelerinden biri. Buradaki dönüşümün hızlanması için katalizör olmaya, kentsel dönüşümün taraflarından biri olarak vatandaşları bilgilendirmeye ve ikna etmeye hazırız. Bu konuda belediyelerin ve kanun koyucuların da destek vermesini istiyoruz.
Buradan kanun koyuculara seslenmek istiyorum. Artık Eskişehir'i depremsellik ve depreme dayanıklılık konusunda yalnız bırakmasınlar. Yarısı Bizden kampanyasını Eskişehir'de de uygulasınlar.
AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak ile bir görüşmemiz oldu. Görüşmenin asıl konusu farklıydı ancak bu meselelerin tamamını da gündeme getirdik. Nasıl ki Ayşe Başkanımıza, Kazım Başkanımıza, Ahmet Başkanımıza ve şehri yöneten diğer isimlere düşüncelerimizi aktarıyorsak ülkeyi yönetenlerin temsilcilerine de aynı şekilde taleplerimizi iletmek zorundayız.
Bu konuları kendisine bazı eleştirilerimizle birlikte aktardık. Çünkü şu anda Eskişehir'de böyle bir destek bulunmuyor. Ancak taleplerimizin dikkate alınacağını düşünüyoruz. Buradan bütün bileşenlere ve vatandaşlarımıza çağrıda bulunuyorum. Bu konuda taleplerinizi güçlü bir şekilde dile getirin. Biz çözüm ortağı olmaya hazırız.
Yarısı Bizden kampanyası ve düşük faizli kredi imkanları sağlanırsa Eskişehir'deki yapı stoku çok daha hızlı yenilenebilir. Eskişehir, nitelikli göç almaya başlayan bir şehir. Nitelikli göç, nitelikli yapıların inşa edilmesini de beraberinde getirebilir. Ancak bütün bunların temelinde ekonomik koşullar bulunuyor.
Ekonominin hızlı bir şekilde düzelmesi ve ülkemize yakışır bir seviyeye ulaşması artık zorunluluk haline geldi. Yetki tartışmalarını bir kenara bırakarak bütün bileşenlerin harekete geçmesi gerekiyor. Bu bileşenlerden biri de vatandaş. Vatandaşların da kentsel dönüşümü talep etmesi gerekiyor.
Ancak vatandaşı talep eder hale getirebilmek için ekonomik koşullarının da uygun olması lazım. Sürekli geçim sıkıntısından ve ücret sorunlarından bahsediyoruz. İnsanlar geçinemediğinde bir noktadan sonra mevcut koşullarına razı oluyor. Ben de vatandaşlara kaderlerine razı olmamalarını, taleplerini dile getirmelerini söylüyorum.
İnsanlar ekonomik sıkıntılar nedeniyle konfor alanlarını o kadar daralttı ki belirsiz bir sürece girmek istemiyor. Bu, mevcut ekonomik koşullardan kaynaklanan bir durum. Ekonomi böyle olduğu sürece kimse yeni bir belirsizlikle karşılaşmak istemez.
Sanayi odalarının açıklamalarına bakıyoruz. Sanayicilerin günü kurtarmaya çalıştığını görüyoruz. İnsanların günü kurtarmaya çalıştığı bir dönemde kentsel dönüşümün hızlanmasını nasıl sağlayacaksınız?
Bu nedenle kanun koyucuların öncelikle ekonomik alanda yapılan hataları değerlendirmesi gerekiyor. Ekonomik verilerin bütün siyasi partilerin, meslek odalarının ve siyaset dışındaki unsurların katılımıyla ortak bir akıl çerçevesinde ele alınması gerektiğini düşünüyorum.
Aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar beklemek doğru değil. Biz de zaman zaman aynı yöntemleri uygulayıp farklı sonuçlar bekliyoruz. Bu nedenle farklı çözümler geliştirmemiz gerekiyor.
Eskişehir'in bu konuda bazı avantajları da bulunuyor. Biz 25 Kasım'da bir kentsel dönüşüm forumu düzenleyeceğiz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İnegöl Belediyesi, Gemlik Belediyesi ve Afyon Belediyesi'ne davetlerimizi ilettik. Büyük ihtimalle katılım sağlayacaklar.
Forumdaki amacımız, farklı şehirlerin gerçekleştirdikleri kentsel dönüşüm çalışmalarını teknik insanlara anlatmalarını sağlamak. Buraya mühendisler ve diğer teknik uzmanlar katılacak. Teknik insanların birbirleriyle daha fazla iletişim kurması gerektiğini düşünüyoruz.
Maalesef insanların birbirleriyle yeterince konuşmadığını, gerçekleştirdikleri çalışmaları tartışmadığını görüyoruz. Bunun nedeninin kişisel çekişmeler mi yoksa başka sebepler mi olduğunu bilmiyorum. Ancak bu durum beni üzüyor. Biz bu anlayışı değiştirmeye çalışıyoruz.
İnsanların bir araya gelerek konuşması gerektiğini düşünüyorum. Özellikle teknik insanların daha fazla görüş alışverişinde bulunmasını savunuyoruz. Bu nedenle düzenleyeceğimiz forumu önemsiyoruz.
Bundan sonraki süreçte şehircilik, mühendislik bakış açısı ve gençlerin mühendislikteki yeri gibi konularda da forumlar düzenlemeyi planlıyoruz. Forumların temel amacı, insanların düşüncelerini açık bir şekilde ifade edebilmesidir.
Eskiden televizyonlarda Siyaset Meydanı gibi programlar vardı. İnsanlar gece yarılarına, hatta sabahın ilk saatlerine kadar bu programları izlerdi. Farklı görüşleri dinleyerek bir şeyler öğrenmeye çalışırdı. Maalesef artık bu tür tartışma ortamlarını yeterince göremiyoruz. Biz de bu nedenle forumlara önem veriyoruz.
Düzenleyeceğimiz programa siyasi parti ayrımı yapmadan herkesi davet etmeye çalıştık. Özellikle Kuzey Anadolu Fay Hattı'ndan ciddi şekilde etkilenebilecek ve deprem riski yüksek şehirleri tercih ettik.
İstanbul'u öncelikli olarak davet ettik. Çünkü İstanbul'da yaşanabilecek büyük bir depremin yalnızca İstanbul'u etkilemeyeceği açık. Böyle bir afetin ülkemizin ekonomisi ve siyasi bağımsızlığı üzerinde de ciddi sonuçları olabilir.
25 Kasım'da gerçekleştireceğimiz forumun ardından ortaya çıkan değerlendirmeleri ve sonuçları da kamuoyuyla paylaşacağız.
Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ile İnşaat Mühendisleri Odasının ortaklaşa yürüttüğü hızlı tarama çalışması kapsamında 52 bin bina incelendi. Bu binalardan yaklaşık 5 bin ile 6 bininin çok riskli olduğu ve acilen dönüşmesi gerektiği belirlendi. Ayrıca yaklaşık 30 bin binanın daha değerlendirilmesi gündemde.
Bu çalışmalar sırasında Sayıştay denetimleriyle ilgili ciddi sıkıntılar yaşandı. Daha sonra bazı uygulamalardan vazgeçildi. Oysa biz burada kamu yararına bir çalışma gerçekleştiriyoruz. Sayıştayın ve kanun koyucuların bu tür konularda daha dikkatli olması gerektiğini düşünüyorum.
Ortaya koyduğumuz veriler önemli. Ancak artık sürekli 52 bin binayı taradığımızı söylemekten de yorulduk. Elbette yaptığımız çalışmadan yorulmuş değiliz. Söylemek istediğim, artık bu verilerin somut sonuçlara dönüşmesi gerektiğidir.
Biz üzerimize düşeni yaptık. Konuyu kamuoyunun gündemine taşıdık. Bugün Eskişehir'de kentsel dönüşüm herkes tarafından konuşuluyor. Bundan sonraki gündem, kentsel dönüşümün hızlandırılması ve mevcut yapıların yenilenmesi olmalı.
Deprem yönetmeliği konusunda da uzun süredir beklentimiz var. Her deprem bize yeni bilgiler kazandırıyor. Yeni bir bakış açısı geliştiriyor. Özellikle 6 Şubat depremleri, gerçekleşme ihtimali düşük olarak değerlendirilen ancak yaşanması mümkün olan büyük afetlerin sonuçlarını gösterdi.
Bu depremlerin ekonomik kaybına ilişkin 100 milyar, 110 milyar ve 120 milyar dolar gibi rakamlar konuşuluyor. Bütün bunları değerlendirdiğimizde, yapıların daha dayanıklı hale getirilmesi için yapılacak ilave harcamalarla deprem sonrasında ortaya çıkan ekonomik kayıplar arasında çok büyük bir fark bulunduğunu görüyoruz.
Bu nedenle yeni deprem yönetmeliğinin bir an önce yürürlüğe girmesi gerektiğini düşünüyoruz. Daha sağlam ve büyük depremlere karşı daha dirençli yapıların inşa edilmesini sağlayacak düzenlemelerin gecikmemesi gerekiyor.
Elbette yönetmelikle ilgili eleştiriler olabilir. Uygulamada bazı maddelerin değiştirilmesi gerekebilir. Ancak bunlar yönetmeliğin yürürlüğe girmesine engel olmamalı. Uygulama sırasında ortaya çıkan sorunlar ilgili maddelerde yapılacak değişikliklerle giderilebilir.
Öncelikli olan yönetmeliğin yürürlüğe girmesidir. Çünkü burada doğrudan insanların güvenliğinden söz ediyoruz.
Vatandaş açısından baktığımızda yeni deprem yönetmeliğinin yapı maliyetlerine etkisi oldukça sınırlı olabilir. Bunu bir kombi parası, en fazla iki kombi parası kadar ilave maliyet olarak ifade edebiliriz. Buna karşılık insanlar depreme karşı çok daha güvenli yapılarda yaşayabilir.
Şili ve Japonya gibi ülkelerde bunun örneklerini görüyoruz. Yaşanan depremlerden elde edilen veriler, özellikle beklenenin üzerinde gerçekleşen yer ivmesi değerleri, yapı güvenliği konusunda yeni düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor.
Vatandaşlara kentsel dönüşüm konusunda hükümetten Yarısı Bizden kampanyasını ve düşük faizli kredi imkanlarını talep etmelerini söylüyoruz. Aynı şekilde yeni deprem yönetmeliğinin yürürlüğe girmesi konusunda da taleplerini dile getirmeleri gerekiyor.
Burada vatandaşların aklına şu soru gelebilir. Yeni yönetmelik çıkarsa bugüne kadar yapılan binalar ne olacak? Bu son derece mantıklı bir soru.
Bizim amacımız, kentsel dönüşümü hızlandırarak mevcut yapıların yenilenmesini sağlamak. Yeni yapılacak binaların da yürürlükteki güncel deprem yönetmeliğine uygun şekilde inşa edilmesini istiyoruz.
Eskişehir'de taranan 52 bin bina üzerinden bir örnek verelim. Diyelim ki 20 bin binada sorun var. Depremin ne zaman olacağını bilmiyoruz. Ancak bu yıl 5 bin binayı, sonraki süreçte 10 bin binayı yenilediğimizi düşünelim.
Deprem meydana geldiğinde sorunlu 20 bin binanın 10 binini veya 12 binini yenilemiş olabiliriz. Geriye kalan 8 bin binanın da örneğin 2 bininin hasar gördüğünü varsayalım. Bu tamamen örnek olarak verdiğim bir hesaplama. Ancak dönüşümün olası can ve mal kayıplarını nasıl azaltabileceğini anlatıyor.
Depremin ne zaman meydana geleceğini bilmiyoruz. Bu belirsizlik nedeniyle hiçbir şey yapmadan beklemek doğru değil. Mevcut yapı stokunu iyileştirmek ve binalarımızı yenilemek zorundayız.
Bu nedenle deprem yönetmeliğinin bir an önce yürürlüğe girmesi çağrımızı yineliyoruz. Geçtiğimiz günlerde bu konuda yeni bir haber de gündeme geldi. Umarım düzenleme yakın zamanda hayata geçirilir ve daha sağlam, depreme karşı daha dirençli yapılarda yaşamaya başlarız."





