Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılında Köprübaşı’ndan Yediler Parkı’na yürüyerek basın açıklaması yaptı. Platform adına açıklamayı okuyan Ceren Kökoğlu şu ifadeleri kullandı:

“6 Şubat 2023 tarihinde saat 04.17’de, Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesinde 7.7 büyüklüğünde bir deprem ve aynı gün saat 13.24’te Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde 7.6 büyüklüğünde ikinci bir deprem daha yaşadık.

Gerçekleşen bu iki büyük deprem; Kahramanmaraş, Adıyaman, Hatay, Malatya, Gaziantep, Şanlıurfa, Kilis, Osmaniye, Adana, Diyarbakır ve Elazığ olmak üzere 11 ilde ağır yıkımlara ve büyük can kayıplarına neden oldu. Yıkımlar sonucunda resmi rakamlara göre 50 bin; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı AKP’li Murat Kurum’un yerel seçimler dönemindeki ifadesine göre 130 bin can kaybımız oldu.

Deprem, olduktan sonra değil, olmadan önce tedbir alınması gereken bir doğal afettir. Doğal olmayan, bunun katliama dönüşmesidir. 6 Şubat depremleri asrın felaketi değil, asrın katliamıdır.

Bugüne kadar yapılan bütün bilimsel uyarılara ve meslek örgütlerinin tüm çağrılarına rağmen hükümet ve devlet yöneticileri deprem tehlikesine karşı gerekli tedbirleri almamış, aksine rantı büyütmüştür. 6 Şubat depremlerinde iktidarın ve sermayenin kâr hırsının, rant düzeninin yarattığı yıkımın boyutları; kentlerimizin, ilçelerimizin yok olmasıyla, on binlerce ölüm ve yüz binlerce yaralıyla gözler önüne serilmiştir. Bilim insanları ve meslek odaları, depremden etkilenen illeri bekleyen riskleri ve alınması gereken önlemleri defalarca bildirmelerine rağmen hiçbir önlem alınmamış; tam aksine oy ve rant kaygısıyla defalarca imar affı çıkarılmıştır. Bütün bunların sonucunda şehirlerimiz 6 Şubat depreminde mezarlıklara dönüşmüştür.

Depremden sonra halka yardım götüremeyen iktidar, depremi fırsat bilerek verdiği riskli alan ve acele kamulaştırma kararlarıyla afet ve kriz koşullarını fırsat ve ranta dönüştürmüştür.

Depremin üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen bölge halkının adalet talebi; yapısal engeller, yargıdaki keyfiyet ve cezasızlık politikalarıyla engellenmeye çalışılmaktadır. 6 Şubat yargılamaları devam ederken, geçen 3 yıla rağmen hâlâ bilirkişi raporu hazırlanmayan dosyalar bulunmakta; adaletin gecikmesinin yanında sorumluların açığa çıkmasına ve yargılanmasına engel olunmaktadır.

Deprem sonrası vaat edilen konutların hâlâ yapılmamış olması, binlerce ailenin hâlâ konteynerlerde; kışın soğukla, yazın susuzlukla mücadele ederek yaşamaya çalışması, maddi ve manevi kayıpların hiçbirinin devlet tarafından giderilmesine yönelik bir planın olmamasına karşın gördük ki Erdoğan’ın şehre ziyareti öncesi gezeceği yerlerin inşasını bitirebiliyorlar. Soruyoruz: Cumhurbaşkanı ziyareti için şehirde 1 haftada birçok inşaatı bitirebiliyordunuz da, 3 yıldır depremzedelerin hâlâ konteyner kentlerde yaşamasını nasıl açıklıyorsunuz?

Hatay’da, Maraş’ta eğitim, sağlık hizmetlerine; ulaşım ve beslenme hakkına erişim hâlâ yetersizdir. İşsizlik ve yoksulluğa terk edilen halk, yaşam mücadelesi vermektedir.

İktidar bu rezilliğini; tamamlanmamış binalara giydirilen “sahte fotoğraflarla” gizleyip “Asrın Felaketi”ni “Asrın Projesi” diyerek örtmeye çalışsa da bizler unutmuyoruz, susmuyoruz, hesap soruyoruz!

Ülkede sizin rant düzeninizin yarattığı felaketi halkın dayanışmasıyla aşmaya çalıştığımız günlerde, Kızılay’ın sattığı çadırları unutmuyoruz!

Halkın kendi çabasıyla bölgeye ulaştırmaya çalıştığı yardım tırlarını engelleyerek insanlarımızı günlerce orada yalnız bıraktığınızı unutmuyoruz!

Yarattığınız enkazı kaldırırken bile, almadığınız önlemler yüzünden oluşan asbestin yarattığı halk sağlığı sorunlarını unutmuyoruz!

Kaçırdığınız deprem vergilerine, canlı yayınlarda “yardım” yalanıyla toplayıp kaçırdığınız milyonlara karşın depremzede halkı terk ettiğiniz yoksulluğu ve sefaleti unutmuyoruz!

Unutmuyoruz, affetmiyoruz, helalleşmiyoruz!

Bizlere biçtiğiniz bu ölüm-sefalet düzenini kabul etmiyoruz!

Saray Rejimi, iktidarını sürdürmek için Soma’da, Ermenek’te, İliç’te ve 6 Şubat’ta Maraş’ta olduğu gibi can almaya devam ediyor. Bu kapitalist sömürü düzeninin çarkları, Türkiye halklarının kanıyla ve emeğiyle dönüyor.

Buradan bir kez daha söylüyoruz: Katlettiğiniz yaşamlardan, çaldığınız emeğimizden kurduğunuz bu saray rejimini yıkana dek mücadeleye devam edeceğiz. Depremlerde hayatını kaybeden tüm yurttaşlarımızı saygıyla anıyor; yaşamlarımızı elimizden alan rant ve talan düzenine son verene kadar mücadelemizi sürdüreceğimizi ilan ediyoruz.”