Terzi Ahmet Kopar şu ifadeleri kullandı:
“Terzilik mesleğine 1963 yılında başladım ve hâlâ devam ediyorum. Şu anda 75 yaşındayım. Artık bizim için bu iş para kazanmaktan çok vakit geçirme meselesi hâline geldi. Bu yaştan sonra nereye gideceğiz? Mecburen dükkânımızda vakit geçiriyoruz. Eşimiz, dostumuz ve işini yaptırmak isteyen vatandaşlarımız geliyor. Elimizden geldiğince onların işlerini yapıyoruz. İşimizin olmadığı zamanlarda da komşularımızla sohbet ederek günümüzü geçiriyoruz.
Terzilik mesleğinde artık çırak yetişmiyor. Çırak bulmak neredeyse imkânsız hâle geldi. Üniversitelerde moda tasarımı bölümleri var ancak oralarda öğrencilerin uygulamalı olarak dikiş konusunda ne kadar bilgi edindiklerini bilmiyorum. Bazen tanıdıklarımız aracılığıyla bu mesleğe ilgi duyan gençlerle karşılaşıyoruz. Onlara da elimizden geldiğince bir şeyler öğretmeye çalışıyoruz.
Bizim zamanımızda durum çok farklıydı. Bir terzi dükkânında en az iki veya üç çırak bulunurdu. Aileler çocuklarını meslek öğrensinler diye ustaların yanına getirirdi. Çocuklar da çalışarak, görerek ve uygulayarak mesleği öğrenirdi. Benim de yetiştirdiğim çıraklarım oldu. Bir kısmı terziliğe devam etti, bir kısmı ise mesleği bırakarak başka işlere yöneldi.
Şimdi ise çırak bulamıyoruz. Gençler bu mesleğe ilgi göstermiyor. Gelenler de öncelikle ne kadar ücret alacaklarını soruyor. Biz zaten eskisi gibi para kazanamıyoruz. Böyle olunca yanımıza gelen çırağa nasıl ücret vereceğiz? Bir çırağa en azından asgari ücret ödeyebilmemiz için onun da belirli bir bilgiye sahip olması ve yaptığı işle dükkâna katkı sağlaması gerekiyor. Ancak ne yazık ki artık bu şekilde yetişen çıraklar da yok.
Terzilik mesleğinin geleceği konusunda ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Bu mesleğin ayakta kalabilmesi için devlet desteğine ihtiyaç var. Devletin ilgili meslek odalarını desteklemesi gerekiyor. Odalar bünyesinde belirli bir eğitim kadrosu oluşturulabilir. Gençlere uygulamalı olarak terzilik öğretilebilir. Böylece hem yeni ustalar yetişir hem de mesleğin devamlılığı sağlanır. Aksi takdirde gerçek anlamda terzilik yapan ustaların sayısı giderek azalacak.
Eskişehir'de son yıllarda terzi dükkânlarının sayısı arttı. Bunun nedenlerinden biri de tekstil fabrikalarının kapanması oldu. Fabrikalarda çalışan, dikiş makinesi kullanmayı bilen arkadaşlarımız işsiz kalınca kendi dükkânlarını açtılar. Onlar da ne yapsın? Geçimlerini sağlamak zorundalar. Başka nereye gidecekler?
Ancak dikiş makinesi kullanmayı bilmekle terzilik yapmak aynı şey değil. Bugün birçok kişi daha çok mağazalardan gelen tadilat ve tamirat işlerini yapıyor. Bir vatandaş kumaş alıp 'Bana bu kumaştan bir pantolon dikin' dese, bunların birçoğu o kumaşı kesip sıfırdan pantolon dikemez. Çünkü terzilik yalnızca makine kullanmak değildir. Kumaşı tanımak, ölçü almak, kalıp çıkarmak, kesmek ve dikmek ayrı ayrı ustalık gerektirir.
Eskişehir'de gerçek anlamda terzilik yapan usta sayısı oldukça azaldı. Açıkçası ben de artık eskisi gibi her işi yapamıyorum. Önceden takım elbise dikiyordum ancak şimdi yaşım ilerlediği için ceket dikmek bana ağır geliyor. Artık daha çok pantolon dikimi, tadilat ve benzeri tamir işleriyle uğraşıyorum. Hem mesleğimden kopmamış oluyorum hem de dükkânımda vakit geçiriyorum. Yıllarımızı verdiğimiz bu mesleği elimizden geldiğince sürdürmeye çalışıyoruz.”





