YENİ Parti Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, doğal gaz ve elektrik faturalarının haneler, esnaf ve üreticiler üzerindeki etkisini Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına iki, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bir olmak üzere üç ayrı soru önergesi veren İbrahim Arslan, kademeli doğal gaz tarifesi, elektrik desteğinin kapsamı ve enerji maliyetleriyle ilgili düzenlemelerin yeniden ele alınmasını istedi.
Kış aylarının başlamasıyla birlikte ısınma giderlerinin daha fazla gündeme geleceğini belirten İbrahim Arslan, “Kış daha yeni başlıyor ama milyonlarca insan kombiyi açarken ay sonunda gelecek faturayı düşünüyor. Enerji maliyeti yalnızca haneleri değil, üretimi ve hayatın tamamını vuruyor” dedi.
4 Nisan 2026'da yürürlüğe giren kademeli doğal gaz tarifesine dikkat çeken İbrahim Arslan, tüketim sınırlarının illere ve aylara göre değiştiğini belirtti. Eskişehir'de ekim ayı için belirlenen tüketim sınırının 46,74 metreküp olduğunu kaydeden Arslan, uygulamanın ülke genelindeki doğal gaz abonelerini ilgilendirdiğini ifade etti.
İbrahim Arslan, “Eskişehir bunun yalnızca bir örneği. Sınırlar illere ve aylara göre değişiyor; ancak uygulama Türkiye'nin dört bir yanındaki doğal gaz abonelerini ilgilendiriyor. İnsanlar artık ‘Kombiyi biraz daha açarsam sınırı geçer miyim, faturam ne olur?’ diye düşünüyor” diye konuştu.
Doğal gazda tüketim sınırının aşılması durumunda uygulanan fiyatlandırmayı da eleştiren İbrahim Arslan, BOTAŞ'ın resmi toptan satış tarifesinde konutlar için birinci kademe fiyatının 10,625 TL/Sm³, ikinci kademe fiyatının ise 18 TL/Sm³ olduğunu belirtti. İki kademe arasındaki farkın yaklaşık yüzde 70'e ulaştığını ifade eden Arslan, sınırın aşılması halinde yalnızca fazla tüketimin değil, ilgili aya ait tüketimin tamamının ikinci kademeden fiyatlandırıldığını söyledi.
İbrahim Arslan, “BOTAŞ'ın resmi toptan satış tarifesinde konutlarda birinci kademe 10,625 TL/Sm³, ikinci kademe 18 TL/Sm³. Aradaki fark yaklaşık yüzde 70. Vatandaş sınırı çok küçük bir miktarla aşsa bile yalnızca aşan kısmı değil, o aya denk gelen tüketiminin tamamını ikinci kademeden ödüyor. Bunun neresi adalet?” ifadelerini kullandı.
Hanelerin tüketim miktarlarının farklı koşullara bağlı olduğunu vurgulayan İbrahim Arslan, evde yaşayan kişi sayısının, binaların yaşının, yalıtım durumunun ve çocuklar ile yaşlıların ihtiyaçlarının doğal gaz kullanımını etkilediğini belirtti. Arslan, “İnsanlar keyfinden doğal gaz yakmıyor; üşümemek için yakıyor. Tasarrufu teşvik etmek başka, ısınmak zorunda olan insanı cezalandırmak başka” dedi.
Elektrik faturalarındaki destek uygulamasına da değinen İbrahim Arslan, Son Kaynak Tedarik Tarifesi kapsamındaki yıllık tüketim sınırının 2025'te 5 bin kilovatsaatten 2026'da 4 bin kilovatsaate düşürüldüğünü hatırlattı. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun açıklamasına göre yaklaşık 43 milyon mesken abonesinin 2,5 milyonunun, yani yaklaşık yüzde 6'sının düzenlemeden etkileneceğini aktaran Arslan, sınırın düşürülmesinin destek uygulamasının kapsamı açısından önem taşıdığını söyledi.
Belirlenen yıllık tüketim limitine ulaşan ve ikili anlaşma yapmayan abonelerin, mevzuatta öngörülen sürenin ardından Son Kaynak Tedarik Tarifesi kapsamına alındığını belirten İbrahim Arslan, “Bir taraftan elektrik faturalarının devlet tarafından desteklendiğini söylüyorsunuz, diğer taraftan desteklenen grupta kalmanın sınırını 5 bin kilovatsaatten 4 bin kilovatsaate indiriyorsunuz. Mesele desteğe bütçeden kaç lira ayrıldığı değil; vatandaşın ay sonunda o faturayı ödeyip ödeyemediğidir” diye konuştu.
Enerji giderlerinin yalnızca konut bütçelerini etkilemediğini, üretim maliyetlerinde de belirleyici olduğunu kaydeden İbrahim Arslan, elektrik ve doğal gazın sanayiciler, küçük ve orta büyüklükteki işletmeler, esnaf ve üreticiler için temel giderler arasında bulunduğunu ifade etti.
İbrahim Arslan, “Elektrik ve doğal gaz; sanayici için de KOBİ için de esnaf için de üretici için de temel girdidir. Enerjiyi pahalılaştırırsanız üretimi, üretimi pahalılaştırırsanız hayatı pahalılaştırırsınız. Vatandaş enerji maliyetini iki kez ödüyor: Önce kendi elektrik ve doğal gaz faturasında, sonra satın aldığı malın ve hizmetin fiyatında. Bu yalnızca tarife değil; geçim, üretim, istihdam, enflasyon ve sosyal adalet meselesidir” ifadelerini kullandı.
Doğal gazdaki kademeli tarifenin yeniden düzenlenmesini isteyen İbrahim Arslan, tüketim sınırı aşıldığında yüksek fiyatın toplam tüketim yerine yalnızca sınırı aşan miktara uygulanması gerektiğini savundu. Elektrikte destek kapsamının daraltılmaması ve kış aylarında dar ve orta gelirli haneler ile üreticiler için ek önlemler alınması çağrısında bulundu.
Açıklamasının sonunda enerji giderlerinin temel ihtiyaçlar ve üretim üzerindeki etkisine dikkat çeken İbrahim Arslan, “Isınmak lüks değildir. Elektrik kullanmak ayrıcalık değildir. Üretmek de cezalandırılacak bir faaliyet değildir” dedi.
İbrahim Arslan, “Kış kapıda. Tedbir almak için ağır faturaların milyonlarca haneye ulaşmasını beklemeyin. İnsanları ‘ya evini ısıt ya faturayı öde’ çaresizliğine mahkûm etmeyin” ifadelerini kullandı. Arslan, açıklamasını “Vatandaşın kombisini, üreticinin şalterini değil; enerji faturasını aşağı çekin” sözleriyle tamamladı.





