Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen “Atatürk’ün Kızları Buluşuyor” programı yoğun katılımla gerçekleştirildi. Odunpazarı’ndaki Gala Grand’da düzenlenen programa Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ da katıldı. Etkinlik öncesinde Prof. Dr. Ümit Özdağ, Eskişehir programı kapsamında Hamamyolu’nda esnafı ziyaret ederek vatandaşlarla bir araya geldi.

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkan Başdanışmanı Bilge Gündüz Doğan şu ifadeleri kullandı:

“Bugün burada ‘Atatürk’ün Kızları Buluşuyor’ programımızda günün anlam ve önemini paylaşmak üzere karşınızda olmaktan büyük bir onur duyuyorum. Hepiniz hoş geldiniz, şeref verdiniz.

Cumhuriyetimizin temelleri cepheye mermi taşıyan, evladını vatan için feda eden kahraman kadınlarımızın omuzlarında yükseldi. Bizler bugün sadece dünü anmak için değil, dünden aldığımız o muazzam ilhamla bugünün acı gerçekleriyle yüzleşmek ve yarınlarımızı güvence altına almak için buradayız.

Çünkü biliyoruz ki bu coğrafyada kadın olmak her zaman büyük bir sınanma, büyük bir mücadele demektir. Bugün aramızda ilimde, sanatta, siyasette, ticarette harikalar yaratan, alanlarında zirveye ulaşmış, gurur kaynağımız olan Cumhuriyet kadınlarımız var.

Fakat bir yanımız daima eksik, bir yanımız daima yaralı. Yakın tarihimizde terörün bizden kopardığı gencecik kızlarımız var. Aile içi şiddete kurban verdiğimiz, adını duyduğumuzda yüreğimizi yakan kız kardeşlerimiz var. Oyun çağında sırtına töre ve çocuk gelin yükü bindirilerek gençliğini ve hayallerini yaşayamadan solup giden masum kız çocuklarımız var.

İşte bizler, gücünü eşsiz, emsalsiz ve şanlı tarihinden alan Türk kadınları olarak bu acılara artık dur demek mecburiyetindeyiz.

Zafer Partisi olarak bizim en temel inancımız şudur: Güçlü toplum, kadını güçlü ve hayatın her alanında yerini bulan toplumdur. Kadınlarımızın özgür, üretime katılabilen, devletin adaletinden şüphe etmeyen, cinsiyet ayrımcılığına veya şiddete maruz kalmayan bireyler olması Zafer Partisi olarak en büyük hedefimizdir.

Bizler kadın ve çocuk istismarına yönelik en ağır önleyici tedbirlerin alınması gerektiğine inanıyoruz. Sokaklarımızda, otobüslerimizde, mahallelerimizde her bir kadının başı dik ve güvende yürümesi, kendi ülkesinde korkusuzca yaşaması bizim için siyasetin de ötesinde kutsal bir vatan mücadelesidir.

Bizi bugün bir araya getiren şey, yakalarımızdaki parti rozetlerinden çok daha büyük bir değerdir. Bizi birleştiren ruh, vatanımız ve ailemiz için birlikte savaşıyoruz inancıdır.

Görüyoruz ki kadınlarımızın gözyaşının dinmesi, kız çocuklarımızın güvenle büyümesi ancak ve ancak millî, üniter, laik Türkiye Cumhuriyeti ilkelerine sımsıkı sarılmakla olacaktır.

Zafer Partisi işte bu ilkelerin, bu sarsılmaz Cumhuriyet değerlerinin ve bu topraklardaki huzurun yılmaz savunucularıdır. Bugün burada farklı dünya görüşlerine sahip olsak da aynı vatanın, aynı Cumhuriyetin evlatları olarak bir aradayız.

Gelin, acılarımızdan dersler çıkararak, kahramanlarımızdan ilham alarak Türk kadınının layık olduğu o aydınlık geleceği hep birlikte inşa edelim. Gelin, Atatürk’ün kızları olarak Cumhuriyetin bize açtığı o aydınlık kapıları bir daha asla kapatmayalım.

Katılımınızla bizlere çok büyük güç verdiniz. Sözlerime son verirken vatanı uğruna can veren tüm şehitlerimizi ve şiddet kurbanı kadınlarımızı bir kez daha rahmetle anıyor, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. İyi ki varsınız Atatürk’ün kızları.”

*

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir şu ifadeleri kullandı:

“Evet, öncelikle kıymetli Genel Başkanım, Büyükşehir Belediye Başkanım, kıymetli hazirun, hepsi birbirinden değerli Cumhuriyet kadınları, hepinizle birlikte olmak bizim için şeref. Ne mutlu ki bu ambiyans ile Atatürk ile burada hep beraberiz, biriz. İyi ki varsınız, iyi ki beraberiz.

Evet, Atatürk gerçekten zihinlere, gönüllere tüm liderlik vasfıyla dünyaya nam salmış ve Türk kadınına çok büyük yükümlülükler yüklemiş yegâne lider. Onun ışığında Cumhuriyeti tekrar raylarına taşımak için bizler, mücadelenin her evresinde birlikte olma zaruretini en sonuna kadar hissedenleriz.

Bu hissiyatla Atatürk’ün açtığı yolda laik, millî, üniter yapıyı korumak adına gece demeden, gündüz demeden çalışacağız. Nasıl ki birileri yıllardır bu hassasiyetleri örseliyorsa, nasıl ki insanlar artık bazı hassasiyetlerden uzaklaşma noktasına geldiyse inanç ve hırsla, inançla bunu durduracağız ve tersine döndüreceğiz.

Sizler bu yapının temel unsuru, temel taşı olarak bizlere güç vereceksiniz ve Türkiye’yi tekrar laik, üniter, millî yapısına kavuşturacağız."

*

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce şu ifadeleri kullandı;

“Çok sevgili kadınlar, biraz önce anons ederken sunucu arkadaşım şöyle güzel bir şey söyledi: ‘Eskişehir’in ilk kadın belediye başkanı.’ dedi. Eğer ben bugün sizlerin karşısında bu onurla bulunuyorsam bunu Cumhuriyete, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e borçluyum.

Ben tam da Eskişehir’in biraz kenar mahallesi sayılabilecek bir mahallede doğmuş, gözlerini dünyaya açmış, köylü bir anne babanın çocuğu olarak eğer okumuş, karşınızda aydın ve uygar, çağdaş Türkiye’ye inanan bir kadın olarak bulunuyorsam bunu Cumhuriyetin imkânlarına borçluyum.

Cumhuriyetin imkânları sayesinde okudum, eşit haklara sahip oldum ve bugün bu mücadeleyi büyütmek, birbirimize güç vermek için karşınızdayım.

Değerli kadınlar, pek çoğunuz biliyorsunuz, benim asıl mesleğim hukukçuluk. Mesleğe önce hâkimlikle başladım, sonrasında avukatlıkla devam ettim ve mesleğimi yaparken her zaman kendimi kadınlara karşı borçlu hissettim. Elbette ülkenin pek çok yaşayanına karşı borçlu hissettim ama en çok kadınlara karşı borçlu hissettim.

Bu nedenle Eskişehir Barosunun Kadın Hakları Komisyonunda, Türkiye Barolar Birliği Kadın Hakları Komisyonunda görev alırken hep bu düşünceyle hareket ettim. Eğer biz başardıysak hepimiz başaracağız. Güçlü Türkiye’yi, güçlü ülkeyi kurmak için hep beraber kadınlarla çalışacağız.

Çünkü Cumhuriyet bir kadın devrimidir. Kadınlarla yükselmiştir ve hak ettiği yeri yine kadınlarla bulacak. Eğer bugün karanlık günlerden geçtiğimizi düşünüyorsak, ülkemizin içinde bulunduğu duruma üzülüyorsak ve bir çıkış arıyorsak işte o çıkış tam da burada.

Bir çift mavi gözün ışığında yürümeye devam edeceğiz. Size söz veriyorum, bu yoldan hiç dönmeyeceğiz.”

*

Zafer Partisi Kadın Aile ve Çocuk Politikalarından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Suzan Küçüksaraç şu ifadeleri kullandı;

"Aslında bugün benim Eskişehir için anlamlı olan isim altında bir arada toplanmamız beni çok büyük onurlandırıyor ve gururlandırıyor. Atatürk'ün kızları Zafer'de buluşuyor dedik. Çünkü hepimiz Atatürk'ün kızlarıyız. Atatürk'ün çocukları, Cumhuriyet kadınları olduğumuz için de şu anda özgürce hepimiz buradayız, biriz ve beraberiz.

Ben inanıyorum ki Türkiye'de hep şunu söylüyorum. Nerede buluşalım, nerede buluşalım? Kıymetli hanımefendiler, hepimiz Atatürk'te buluşalım. Hepimiz Atatürk'te bir olalım. Şu anda yaşadığımız alanda hepimiz Atatürk'ün bize açtığı yolda ilerliyoruz.

Atatürk değerlerini, etrafını çok bir arada toparlamamız, bize bıraktığı mirası kadınlar olarak ayakta tutmamız için bir olalım, birlik olalım.

Sevgili kadınlar, bugün sizlere aslında ben uzun uzun siyasi cümleler kurmak istemiyorum. Bugün sizlerle hayatımızı konuşmak istiyorum. Bir kadın günlük hayatında neler yapar? Kadınların yaşadığı sorunlar aslında hepimizinki aynı.

Sabah kalkıyoruz. Çocuğumuzu düşünüyoruz. Evimizi düşünüyoruz. İşimizi düşünüyoruz. Markete gidiyoruz, fiyatlara bakıyoruz, faturaları hesaplıyoruz. Çocuğumuzun okul masraflarını düşünüyoruz. Eğer çalışıyorsak iş telaşına, çalışmıyorsak da ben de kendi paramı nasıl kazanırım derdine düşüyoruz.

Akşam eve geliyoruz. Bu sefer evin sorumlulukları başlıyor. Çünkü biz bir anneyiz. Eş oluyoruz, evlat oluyoruz, çalışan oluyoruz. Her yere yetişmeye çalışıyoruz. Ne yazık ki bugün bazı kadınlarımız bunların yanında bir şeyi daha düşünüyor. Aslında ülkemizde en büyük sorunlardan bir tanesi de bu. Ben güvende miyim?

Bu önemli sorunda ne yazık ki bazı kadınlarımız, hepimiz yolda yürürken arkamıza bakarak yürümek zorundayız. Acaba ben, çocuğum okula gitti, döndüğünde güvende miyim? Çocuğum eve sağ salim gelecek mi? Önceden eğitimini düşünüyorduk, çocuğumuz okullarda eğitim alacak mı diye. Şu an kadınlarda, acaba ben güvende miyim? Sokaklarda dolaşabiliyor muyum? Şey çok fazla.

Ve biz Zafer Partisi olarak kadınlarımızla alakalı önce kadınlarımızı yaşatmak zorundayız dedik. Bütün Türkiye'nin en büyük yaralarından bir tanesi de kadın cinayetlerimiz. Haberleri açıyoruz. Bir kadın öldürülmüş. Eşi tarafından, birlikte olduğu erkek tarafından, bazen ayrılmak istediği kişi tarafından, bazen de sadece hayır dediği için. Ve sonra hep aynı cümle, bir kadın daha öldürüldü.

Ben artık bu cümleleri duymak istemiyorum. Çünkü bir kadın daha değil. Bir insan öldürüldü, bir evlat öldürüldü, bir kardeş öldürüldü, bir anne öldürüldü. Ve geride annesini bekleyen çocuklar, evladını toprağa veren anneler, babalar ve yarım kalan hayatlar.

Kadın cinayetlerini konuşurken biraz da rakamlardan bahsetmek istiyorum. 2025 yılına ilişkin Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'nun verilerine göre 2024'te, 2025'te 294 kadın erkekler tarafından öldürüldü. 297 kadın ise şüpheli bir şekilde hayatını kaybetti.

Bizim asıl meselemiz kadın öldürülmeden önce koruyabilmeli. Bir kadın tehdit ediliyor, peşimden geliyor, bana zarar verecek, beni öldürecek diyorsa devlet ona, o kadına bir şey olursa tekrar gel demeyecek. Bir şey olmadan müdahale edecek. Ben senin yanındayım diyecek. Senin bütün koruman bana ait diyecek. Koruma kararları gecikiyor.

Alındıysa da gerçekten şu anda günümüzde koruma kararlarımız uygulanmıyor. Kadına, çocuğa yönelik şiddet, taciz, istismarla meşrulaştırma algısına Zafer Partisi olarak izin vermeyeceğiz. Devlet bize, sen yardım istediğin anda buradayım diyebilmeli. Böyle bir devlet için de Zafer Partisi 6284 sayılı yasanın adil bir şekilde uygulanması için elinden geleni yapacak.

Bir şeyi de özellikle söylemek istiyorum. Şiddet sadece vurmak değildir. Psikolojik şiddet de vardır. Kadının maaşına el koymak, onu işe göndermemek, sosyal medya üzerinden tacizde bulunmak da bir şiddettir.

Bir kadın bile fazla. Kadın cinayetlerini, kadına şiddeti durdurmak için ülkemizde milli güvenlik olaylarını aşmak zorundayız. Sosyal devlet, yükünü kadına bırakan devlet değildir. Sosyal devlet, kadının yükünü hafifleten devlettir.

Ben sizlere kadının ekonomik çaresizliğinden de bahsetmek istiyorum. Kadınlarımızın çoğu çalışmıyor. İşe gitmek için çocuklarını bir yere bırakamıyor. Kreş fiyatlarından hepimizin haberi vardır. Biz Anadolu kreşleriyle birlikte Zafer Partisi olarak 7/24 anneler için devlet destekli kreşleri destekliyoruz ve projelerimiz içerisinde de yer almakta.

Aslında bizim çocuklarımız Cumhuriyet çocuklarıdır. Biz günümüzde çocuklarımızı ne cemaatlere teslim edeceğiz, ne uyuşturucu baronlarına teslim edeceğiz. Ne de çocuklarımızı evimizden almalarına müsaade etmeyeceğiz. Bizler kendimiz de güvenlik içerisinde gezeceğiz. Çocuklarımız da, bizim kurban edecek tek bir gencimiz yok. Bizler çocuklarımızı ilimle, bilimle ve Cumhuriyetle yetiştireceğiz.

Doğum oranlarımız çok düşük ülkede. Bunun için de elbette ki kadına sen doğum yap diyemeyiz. Ama kadının hayatını kolaylaştıracak, çalışma şartlarını uygun yapacak durumları getirdiğimizde hem bizlerin doğum oranları ve sayımız artacak, hem de bu ülkede bizler ülkemizi kimseye bırakmayacağız.

Anne olsam devletim, ailem, toplumda yanımda olacak güvencesini Zafer Partisi ile birlikte bizler sizlere gerçekleştireceğiz. Ben burada sizlere diyorum ki Türk kadınları olarak, Cumhuriyetin kadınları olarak, Atatürk'ün kızları olarak Atatürk'te birleşelim diyorum. Siyasete gelin, siz de masalarımızda yer alın. Kadının, bir gencin siyasette ne işi var diye düşünmeyin.

Zafer Partisi'nde illerimize, ilçelerimize, genel merkezimize davet ediyorum. Kadın sorununu söylemezse sorun çözülmez. Kadın konuşmalı, kadın mecliste olmalı, belediye meclislerinde olmalı, belediye başkanlıklarında olmalı.

Ben diyorum ki her zaman, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kadına duyduğu güvenin mirasçıları biziz. Korkma diyorum Türk kadını. Kendinden vazgeçme, çocuklarından vazgeçme, Cumhuriyetinden vazgeçme, ülkenden vazgeçme. Çünkü bu Cumhuriyet kurulurken Türk kadını vardı. Milli mücadelede Türk kadını vardı. Cumhuriyet devrimlerinde Türk kadını vardı. Türkiye'nin geleceği yeniden inşa edilirken Türk kadını olacak.

Sevgili hanımefendiler, şimdi tekrar konuşmamın başına dönmek istiyorum. Lütfen hepimiz Atatürk'te buluşalım. Bence bugün Türkiye'nin en fazla ihtiyaç duyduğu şeylerden birisi de budur. Çok yorulduk, çok ayrıştık, birbirimizden uzaklaştık. Kadınlarımız yoruldu, gençlerimiz umutsuzlaştı, ailelerimiz ekonomik sıkıntılar altında zorlanıyor.

Ama bizim umutsuzluğa teslim olmaya hakkımız yok. Çünkü bizim çocuklarımız var, çünkü bizim Cumhuriyetimiz var, çünkü bizim Türkiye'miz var. O yüzden gelin, bizi ayrıştıran ya da değiştiren bir yerde buluşalım. Siyasi görüşümüz ne olursa olsun, hangi mahallede, hangi şehirde doğmuşsak doğalım, farklı hayatlardan gelelim; lütfen hepimiz gelelim ve Atatürk'te buluşalım.

Hepimizin kendimize küçük bir görev verelim. Bir kadının daha elinden tutalım, bir genç kıza cesaret verelim, umutsuz bir kadına umut olalım. Siyasetten uzak duran bir kadına "Gel, senin de söyleyecek sözün var." diyelim. Kadın kadının önünde engel olmasın, kadın kadının elinden tutsun. Birbirimizi aşağı çekmeyelim, birbirimizi yukarı kaldıralım. Çünkü biz biriz ve güçlüyüz. Ve ben inanıyorum ki Türk kadını ayağa kalktığında Türkiye ayağa kalkacaktır.

Değerli dava arkadaşlarım, kıymetli hanımefendiler; Genel Başkanımız Sayın Profesör Doktor Ümit Özdağ'ın liderliğinde biz bu mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğiz. Kadınlarımızın korkmadan yaşadığı bir Türkiye için, çocuklarımızın güvende büyüdüğü bir Türkiye için, genç kızlarımızın hayallerinden vazgeçmediği bir Türkiye için, annelerin çocukların geleceğinden endişe etmediği bir Türkiye için, üreten, çalışan, kendi ayakları üzerinde duran Türk kadını için, güçlü aile için, güçlü Cumhuriyet için ve güçlü Türkiye için mücadele edeceğiz.

Bugün Eskişehir'den tüm Türkiye'ye bir kez daha sesleniyorum. Atatürk'ün kızları burada, Cumhuriyet'in kadınları burada, üreten kadınlar burada."