Eskişehir Ayakkabıcılar Odası Başkanı Akın Yüksel şu ifadeleri kullandı;
"Her yıl olduğu gibi gurbetçilerimiz 15 Temmuz itibarıyla şehrimize gelmeye başlıyor. Ancak maalesef son 4-5 yıldır hem gelen gurbetçi sayısında hem de satışlarımızda belirgin bir azalma var. Gurbetçiler en çok fiyatların yüksek olmasından şikâyet ediyor.
Gelen vatandaşlarımız, yaşadıkları ülkelerde de ekonomik şartların iyi olmadığını söylüyor. Türkiye'nin bu şartlarda daha iyi durumda olduğunu, bulundukları ülkelerin ekonomik açıdan daha kötü olduğunu ifade ediyorlar. Buna rağmen Türkiye'deki fiyatların yüksekliğinden de şikâyetçi olduklarını dile getiriyorlar.
Örneğin 9 kişilik bir aile dışarıda yemek yediğinde yaklaşık 300 avro ödüyor. Bu da aile bütçesini ciddi şekilde zorluyor. Hatta bazı gurbetçiler restoranlara girip fiyat listesini inceledikten sonra hiçbir şey yemeden çıkıyor.
Çanta ve ayakkabı satışlarına baktığımızda ise her yıl haziran, temmuz ve ağustos aylarında çarşı hareketleniyor. Elbette bu hareketlilik sektörlere ve fiyatlara göre farklılık gösteriyor. Ancak gurbetçilerin gelmesiyle birlikte havaların güzel olması ve iş yerlerinin daha geç saatlere kadar açık kalması da etkili oluyor. Bu nedenle yaz aylarında çarşıdaki işlerde genel olarak bir artış yaşanıyor.
Bizim beklentimiz her zaman yüksek oluyor. Eski yıllardaki yoğunluğu yeniden yakalamayı umut ediyoruz ancak maalesef o günlere henüz ulaşabilmiş değiliz. Buna rağmen yaz sezonu, esnaf açısından her zaman kış sezonundan daha hareketli geçiyor.
Gurbetçiler tamircileri çok fazla kullanan bir kesim değil. Bu hizmetlerden daha çok yerel halk faydalanıyor. Ancak yaz aylarında Eskişehir büyük ölçüde boşalıyor. Öğrenciler memleketlerine dönüyor, vatandaşlarımızın bir kısmı köylerine ya da tatile gidiyor. Memur kesiminin de uzun süreli izin kullanması nedeniyle şehirde ciddi bir nüfus azalması yaşanıyor. Bu noktada gurbetçiler Eskişehir'e önemli bir hareketlilik kazandırıyor. Özellikle yaz aylarında normalde boş kalan Tepebaşı bölgesindeki kafe ve restoranları gurbetçiler dolduruyor.
Tamircilerde ise şu an beklenen yoğunluk yaşanmıyor. Çünkü şehrin kendi sakinleri büyük ölçüde şehir dışında bulunuyor. Gurbetçiler ve günübirlik gelen ziyaretçiler de tamircilere ihtiyaç duymadığı için bu sektörde hareketlilik oluşmuyor.
Maalesef krediye hiçbir şekilde ulaşamıyoruz. Dün itibarıyla sevindirici bir haber aldık. Esnaf Kefalet Kooperatifi kredi limitinin 1,5 milyon liraya yükseltildiği açıklandı. Ancak bugün için 1 milyon lira da 1,5 milyon lira da esnafın ihtiyacını karşılamıyor. Biz her zaman söylüyoruz; esnafın en az 5 milyon lira krediye ihtiyacı var. Çünkü bugün 1 milyon lirayla yeterli miktarda mal almak mümkün değil. Çarşıdaki kiralar da çok yüksek seviyelere ulaştı. Artık 500 bin ila 600 bin lira arasında kira ödeyen iş yerleri var.
1 buçuk milyon liralık krediden esnafın eline masraflar düşüldükten sonra yaklaşık 1 milyon 400 bin lira geçiyor. Bu parayla yeni bir iş yeri açmak mümkün değil. Bu kira bedelleri ve yüksek maliyetler karşısında ayakta kalmak gerçekten çok zor.
Biz bankalardan faizsiz kredi istemiyoruz. Talebimiz düşük faizli krediye ulaşabilmek. Ancak bugün hem kamu bankaları hem de özel bankalar çok sıkı inceleme yaptığı için krediye erişim neredeyse imkânsız hale geldi. Kredi kartınızın ödemesi bir gün bile gecikse yaklaşık üç ay boyunca kredi kullanamıyorsunuz. Bir anlamda bankalar bizi cezalandırıyor.
Oysa bankaların görevi parayı ekonomiye kazandırmak. Nasıl çantacının görevi çanta satmaksa, bankacının görevi de finansman sağlamaktır. Ben her zaman şunu söylüyorum; eğer biz üç ay boyunca bankalara gitmezsek bankalar zarar eder. Belki bu şekilde faiz oranlarını düşürmek zorunda kalırlar. Bu benim şahsi düşüncem. Tabii bunu birlikte uygulamak kolay değil. Esnaf ortak hareket edemiyor. Ben iş yapamazsam dükkânımı kapatmak zorunda kalırım. Bankalar da parayı kullandıramazsa zarar eder. Ancak bugün geldiğimiz noktada zaten krediye ulaşamıyoruz. Tabiri caizse banka müdürleri bizi kapıdan içeri bile sokmuyor.
Bankalar ekonomik durumu kötü olan esnafı daha çok seviyor. Çünkü gecikmeler başladığında faiz sürekli katlanıyor ve bundan kazanç sağlıyorlar.
Aslında bankaların en çok kazandığı müşteri küçük esnaf oluyor. Çünkü küçük esnaf zaman zaman kredi veya kredi kartı ödemelerinde gecikme yaşayabiliyor. Bu gecikmeler de bankalar için faiz geliri oluşturuyor. Bizim düşüncemiz şu. Eğer esnaf bir ay boyunca bankalara kredi başvurusu yapmasa, bankalar faiz oranlarını düşürmek zorunda kalabilir. Çünkü onlar da parayı kullandırarak kazanç elde ediyor."





