ESKİŞEHİR HABER

Eskişehir'de kadınlar eylem yaptı; "Biz inanmadık, ailesi inanmadı ve haklıydık"

Eskişehir’de bir araya gelen kadınlar, yıllardır kayıp olan Gülistan Doku dosyasındaki gelişmelere dikkat çekerek sürecin tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasını talep etti.

Abone Ol

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu adına konuşan Eda Düzgün şu ifadeleri kullandı:

"Bugün, 6 yıldır katilleri gizlenen Gülistan için, onun adına susmayan ailesi için Eskişehir’den haykırıyoruz.

5 Ocak 2020’de Gülistan Doku Tunceli’de kayboldu. 220 gün boyunca “intihar etti” denilerek baraj gölünde arandı. Ailesi kış soğuğunda köprü başında bekledi. Gerçeği sormak için nöbet tuttular; yerlerde sürüklenerek gözaltına alındılar. Gülistan’ın ablası Aygül Doku, mezuniyet töreninde “Kardeşimin diplomasını beraber alacaktık, Gülistan nerede?” diye sorduğu için kürsüden indirildi. Tüm bunlar yaşanırken para karşılığında delillerin yok edildiği, kamera kayıtlarının silindiği ortaya çıktı.

Yıllarca “intihar” dediler. Biz inanmadık. Ailesi inanmadı. Ve haklıydık.

6 yılın ardından şimdi görüyoruz ki Gülistan’ın, dönemin valisinin oğlu tarafından kaçırıldığı, öldürüldüğü, gömüldüğü, ardından başka bir yere götürüldüğü ortaya çıkıyor. Gülistan’ın bedeni hâlâ bulunamadı.

6 yıllık mücadelenin ardından savcı değişti, 700 saatlik kamera görüntüsü dosyaya eklendi, 15 kişi gözaltına alındı. Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel açığa alındı ve sorgulanıyor. Oğlu Mustafa Türkay Sonel “kasten öldürme” suçlamasıyla tutuklandı. Başından beri Gülistan’ın ölümündeki gerçekler açığa çıksın diye mücadele eden ailesi ve biz kadınlar türlü baskılara uğradık. Ancak bugün görüyoruz ki Gülistan’ın ailesi haklıydı. Biz haklıydık. Bu nedenle üstü örtülen, “intihar” denilerek kapatılmaya çalışılan tüm kadın ölümlerini açığa çıkarmak için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.

Gülistan dosyasındaki gelişmelerin ardından Adalet Bakanı, Rojin Kabaiş, Rabia Naz ve Yeldana Kaharman için de benzer süreçlerin işletileceğini söylüyor. Ancak yıllardır bu dosyalarda adalet sağlanmazken iktidarda olan siz değil miydiniz? Bizler bu isimler için ve daha nice kadın için yıllardır mücadele ettik, etmeye devam ediyoruz. Bugün adaletin sağlanacağı yönündeki açıklamalar da bu kararlı mücadelenin sonucudur. Buna rağmen biliyoruz ki yıllarca adaleti sağlamayanlar, bugün dosyaları açacaklarını söyleyenlerin kendisidir. Bu nedenle bir kez daha söylüyoruz: Gerçeklerin açığa çıkarılması için artık tek bir gün daha kaybedilmemelidir.

Son dönemde Urfa’da ve ardından Maraş’ta okullarda yaşanan saldırılarla karşı karşıyayız. Şanlıurfa’da fail yapacağı eylemi açıkça ilan etti, okul tehdit edildi. Okul müdürü koruma talebinde bulundu ancak sonuç değişmedi. Her gün yaşam hakkı hiçe sayılan, karakollarda ciddiye alınmayan kadınlar gibi okul yönetimi de ciddiye alınmadı. Önlem alınması için daha ne kadar açık tehdit gerekiyordu?

Bireysel silahlanma durdurulmuyor. Her ay yayımlanan verilerde en çarpıcı gerçeklerden biri, kadın cinayetlerinde en çok ateşli silahların kullanılmasıdır. Yıllardır soruyoruz: Ateşli silahlara erişim nasıl bu kadar kolay oluyor? Neden bireysel silahlanmanın önüne geçecek somut adımlar atılmıyor?

Cevabı açık: Şiddet münferit değil, sistematiktir. Yakın zamanda İstanbul’da bir öğretmen öğrencisi tarafından öldürüldü. Buna rağmen Şanlıurfa Valisi yaşananları “münferit bir hadise” olarak nitelendirdi. Bu saldırılar münferit değil, şiddete göz yuman politikaların sonucudur. Aile içi şiddetin önlenmediği, çocuk işçiliğinin normalleştirildiği, eğitim sisteminin çocuklara gelecek sunmadığı bir ortamda şiddetin artması kaçınılmazdır.

Buradan bir kez daha uyarıyoruz: Şiddeti önleyici politikalar geliştirilmediği sürece güvende olamayız. Çocukları ve öğretmenleri korumak için MESEM’ler derhal kapatılmalı, çocuk işçiliği sona erdirilmeli, liselerde örgün eğitime geri dönülmelidir. Eğitimde özelleştirme durdurulmalı, devlet okulları güvenli ve nitelikli hale getirilmelidir. Eğitimde fırsat eşitliği yeniden sağlanmalıdır. Uluslararası sözleşmeler eksiksiz uygulanmalı, eğitim emekçilerinin görüşleri dikkate alınmalı ve istihdam artırılmalıdır.

Gülistan Doku için bir kez daha ifade ediyoruz: Bu dosyanın ucu nereye giderse gitsin, kimsenin soyadına ve makamına bakılmaksızın sonuna kadar aydınlatılmalıdır. Saklanan her delil, silinen her kayıt ve kaybolan her iz için hesap sorulmalıdır.

Gülistan için, Rojin için, İlayda için, Rabia Naz için, Ecegül için, Nadira için, adı bilinen ve bilinmeyen tüm kadınlar için buradayız.

Susmayacağız. Unutmayacağız. Vazgeçmeyeceğiz.

6284’ü etkin uygulatacağız, kadın cinayetlerini durduracağız."