29 Ekim Kadınları Derneği, Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu tarafından ortak bir basın açıklaması yapıldı.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu adına konuşan Esra Doğan şu ifadeleri kullandı;

"Bugün bir kez daha erkek şiddetine “Dur” demek için buradayız.
Fakat sadece yas tutmak için değil; hesap sormak için bir aradayız. Son bir haftadır kadına yönelik şiddetin en vahşi, en çıplak ve inkâr edilemez halleriyle karşı karşıyayız. Kadınlar ölmeye, ağır işkencelere maruz kalmaya devam ediyor. Üstelik tüm bu cinayetler ve ağır şiddet vakaları önlenebilir olmasına rağmen, göz göre göre gerçekleşiyor.

Kadınlar ölüyor, iktidar seyrediyor. Geçtiğimiz hafta Gözde Akbaba, İzmir’de, hakkında uzaklaştırma kararı bulunan eski erkek arkadaşı tarafından, evinin önünde vurularak hayattan koparıldı. Üç gün süren yaşam mücadelesinin ardından kurtarılamadı. Uzaklaştırma kararı kâğıt üzerinde kaldı; Gözde henüz 26’sındaydı. Ondan uzak tutulması gereken katil, evinin önünde bekliyordu. Ölüm anı güvenlik kameralarına yansıdı ve iktidarın rolünü bir kez daha görünür kıldı. Devletin korumadığını, korumak istemediğini açıkça gördük.

Gaziantep’te Sibel Külah, boşanma aşamasında olduğu Âdem Külah tarafından ağır bir şiddete maruz bırakıldı. İki çocuğunun babası olan erkek, Sibel’i koli bandıyla bağlayıp başından aşağı kezzap boşalttı. Şiddet planlıydı; fail Sibel’in evine bunu yapmak için geldi. Bu şiddet sonucunda kafa derisinin tamamen yandığını ve görme yetisini kaybettiğini öğrendik. Sibel hâlâ yoğun bakımda yaşam mücadelesi veriyor. İşte “ailenin korunması” dedikleri şey, kadınların hayatında tam olarak böyle cereyan ediyor.

Ve cumartesi akşamı… İstanbul’un göbeğinde, Şişli’de… Başı ve uzuvları gövdesinden ayrılmış bir kadın bedeni çöp konteynerinde bulundu. Polisler çevredeki konteynerlerde kayıp uzuvları aradı. Öldürülen kadının Özbekistanlı Durdona Hakimov olduğu, erkek arkadaşı tarafından vahşice katledildiği ortaya çıktı. Tıpkı Münevver Karabulut gibi. Aradan tam 17 yıl geçti… Fakat yöntem de fail de değişmedi.

Sokaklarımız, işyerlerimiz ve hatta evlerimiz neden biz kadınlar için güvenli değil? Yaşadığımız bu güvensizliğin sorumlusu kim? Bu üç vaka tesadüf değil, münferit değil. Üstelik geçtiğimiz hafta hayattan koparılan kadınlar Gözde, Sibel ve Durdona ile sınırlı değil. Erkek şiddetine her gün farklı kurbanlar veriyoruz. Çünkü iktidar, bir gecede İstanbul Sözleşmesi’nden çıkarken erkek şiddetine açık bir mesaj verdi. Bugün 6284’ün etkin uygulanmamasının yarattığı cezasızlık politikalarının sonuçlarını yaşıyoruz ve açıkça haykırıyoruz. Bu cinayetler önlenebilirdi. Bu şiddet durdurulabilirdi. Kadınların yaşam hakkı, siyasi tercihlerinize feda edildi.

2025 yılında 294 kadın cinayeti ve 297 şüpheli kadın ölümü yaşandı. Tam 22 kadın, devletin koruması altındayken yaşamdan koparıldı. Yarım kalan bu 22 hayat; devletin kadınları gerçekten korumadığının, korumamayı tercih ettiğinin en somut kanıtıdır. Oysa bu kadınların güvenliği, yaşam hakkı ve eşit yurttaşlık hakkı devletin sorumluluğu altındaydı.

Bizler 29 Ekim Kadınları Derneği, Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu olarak buradayız. Yan yanayız. Kadınları eve kapatmak, itaatkâr kılmak ve şiddeti gizlemek üzerine kurulu bu düzeni kabul etmiyoruz. Nerede bir kadın öldürülse, nerede bir kadın şiddete uğrasa; meydanları dolduruyoruz. Adliyelerde buluşuyor, adalet arıyoruz. Ve buradan açıkça söylüyoruz. Erkek şiddetinin bu kadar pervasız olmasının sorumlusu iktidardır.

Kadın hareketi, bu ülkenin mücadele geleneği en köklü hareketidir. Çok kayıp verdik ama bir o kadar da yol kat ettik. Toplum artık kadın cinayetleri gerçeğinin de çözümün de farkında. Buna ayak direyenler, ülkeyi yönetenlerdir. Daha açık konuşalım. Ülkeyi yönetemeyenlerdir.

Biz kadınlar, yılmayacağız. Üstünü örtmeye çalıştığınız şiddeti de, yerine getirmediğiniz sorumluluklarınızı da unutturmayacağız. İstanbul Sözleşmesi’ni geri alacağız. 6284’ü sürekli tartışmaya açarak kadınları şiddete açık, öldürülebilir hale getirmenize izin vermeyeceğiz. 6284’ü etkin şekilde uygulatacağız. Faili koruyan değil, kadını yaşatan bir düzen kurulana dek durmayacağız."