Eskişehir'de konuşan Saadet Partisi Genel İdare Kurulu Üyesi Ebru Asiltürk şu ifadeleri kullandı;
"Türkiye'nin içerisinde bulunduğu ve dünyanın içerisinde bulunduğu İran ile İsrail arasındaki bu savaşın bizde oluşturduğu kaygı. Milli Görüş olarak Erbakan Hocamız bunu 40 yıl, 60 yıl evvelinden aslında bunu dünya ve Türkiye gündemine getirdi ve biz bundan haberdar olarak halkımızı, vatandaşımızı aydınlatma gayreti içerisine girdik. Bugün de maalesef bunların sonuçlarını fiziki olarak görmenin üzüntüsü içerisindeyiz. Elbette ki hem komşumuz hem bizim en önemli tarihsel süreç içerisindeki komşumuz olarak İran'ın yaşamış olduğu bu savaş bizi yakinen ilgilendirmektedir. İslam coğrafyasını yakinen ilgilendirmekte, tüm dünyayı ilgilendirmektedir. Bu noktada elbette Saadet Partisi olarak da şu andaki dünya düzeninin insanlığı köleleştiren kapitalist dünya düzeninin, Amerika'nın içerisinde bulunduğu bu dünya düzeninin mazlum coğrafyalar üzerindeki bu tahakkümünü, bu zorbalığını şiddetle karşısındayız ve bunun bir gün son bulacağına inşallah bunun da bu İran ile birlikte olan süreç içerisinde son bulacağının inancı içerisindeyiz. Tabii Türkiye olarak da biz Müslüman coğrafyaların tümünde meydana gelmesi planlanan özellikle Büyük Orta Doğu Planı çerçevesindeki bir planın karşısında olarak vatandaşımızı aydınlatmak aynı zamanda da hükümetten gerekli davranışları, kınamanın ötesindeki yaptırımları İslam dünyasında bir araya gelmesiyle birlikte yapılmasını önemli buluyoruz.
Herkesin gündeminde ekonomi problemler var. Hürmüz Boğazı'ndaki kapatılma sebebiyle meydana gelmiş olan enerji problemi tüm dünyanın gündeminde. Türkiye'de de aynı şekilde. Bu savaş olmadan önce de zaten ekonominin çok büyük bir darboğazda olduğunu hepimiz biliyoruz. Hepimiz mutfakta yakinen yaşıyoruz. Bu anlamda Saadet Partisi olarak yani süreci sadece buraya sıkıştırmak değil bundan önceki durumların da farkına vararak bunu hep paylaştık, hep ifade ettik. Türkiye enerjiye bağımlılığını, Türkiye tarıma bağımlılığını, hayvancılığa bağımlılığını ortadan kaldırmadığı müddetçe bizim ekonomimizde bu noktada düzelmenin olmayacağını defaatle ifade ettik. Yapılacak iş de tamamen hani Türkiye'nin kendi kendine yetebilen, bağımsız ve bunlardan ari bir şekilde tarımıyla, hayvancılığıyla, ekonomisiyle bu bağımlılığın en aza indirildiği bir ülke olmasıdır. Elbette ki kadınlar da bu anlamda en problemi en çok yaşayan, en çok hani yangının farkında olan bir kesim. Sosyal hayattaki problemleri, çocuklarıyla olan problemleri hep bu kaygı düzeyini artırmaktadır. Bu anlamda yani ekonomiyi hep birlikte yaşıyoruz. Bu da ancak bu şekilde çözümlenecek.