Eğitim-Bir-Sen Eskişehir 1 No’lu Şubesinin 7. Olağan Genel Kurulunda konuşan Millî Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanı Fethi Fahri Kaya şu ifadeleri kullandı:

“17 Aralık 2010 tarihinde Tunus’ta Muhammed Buazizi isimli bir genç, yönetim şeklini protesto etmek amacıyla kendisini yaktı. Hepinizin malumu, bu olayın ardından Arap Baharı olarak adlandırılan süreç başladı. Hiç yıkılmaz denilen liderler yıkıldı. Bütün dünya bu gelişmeleri izledi. Bulundukları ülkelerde 30, 40, hatta 50 yıl boyunca çok güçlü yönetimler kuran, ‘Hiçbir zaman gitmez’ denilen insanlar iktidardan düştü.

Şunu söylemek istiyorum: Eğitim-Bir-Sen’in genel merkez yöneticisi, sendikanın kuruluş felsefesinden bahsederken her koşulda hakkı üstün tutmanın önemini vurguladı. Aslında dünyada kurulu iki temel sistem vardır. Bunlardan biri haklıyı üstün tutan sistem, diğeri ise kuvveti üstün tutan sistemdir.

Haklıyı üstün tutan sistem tektir. Kuvveti üstün tutan, sonu ‘izm’ ile biten birçok sistem vardır. Bunların felsefesi şudur: ‘Ben güçlüyüm, öyleyse haklıyım.’ Haklıyı üstün tutan sistemde ise kim haklıysa güçlü olan odur. Güç, haklı olanın yanında olmalıdır.

Millî Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanı olarak ben, Eğitim-Bir-Sen’den ve diğer sendikalarımızdan her zaman haklıyı üstün tutan sistemin yanında olmalarını, yalnızca güçlü oldukları için insanların yanında yer almamalarını bekliyorum.

Güçlü insanların elbette korkutucu yönleri vardır. Ellerinde önemli imkânlar ve büyük güçler bulunabilir. Bugün dünyada ‘Ben güçlüyüm ve haklıyım’ diyen insanların neler yaptığını neredeyse canlı yayında izliyoruz. Kafası kopmuş çocukları, paramparça edilmiş bedenleri ve çok modern bombalarla yerle bir edilen bölgeleri hepimiz görüyoruz.

Ancak konuşmamın başında da ifade ettiğim gibi, 2010 yılında Muhammed Buazizi isimli bir genç bir süreci başlattı ve dünya altüst oldu. Kendisi aslında eğitimli bir insandı. Onun başlattığı süreç, güçlü görünen yönetimlerin nasıl değişebileceğini bütün dünyaya gösterdi. Mutlak güç ve kudret sahibi Allahuteala’dır. İnsanların gücü ve kudreti ise sınırlıdır.

Sendikalarımız, 1990’lı yılların sonunda maalesef iyi bir sınav vermedi. ‘Ben güçlüyüm, benim elimde silah var, o zaman benim dediğim olur’ diyen insanların yanında yer aldılar. Bugün o sendikalar ‘beşli çete’ olarak anılıyor ve toplumda kendilerinden iyi şekilde bahsedilmiyor.

Haklı olanın yanında durmak her zaman kolay değildir. Bu, biraz cesaret ve yürek ister. Ben, başta Eğitim-Bir-Sen olmak üzere bütün sendikalarımızdan her zaman haklıyı üstün tutan anlayışın ve haklı insanların yanında olmalarını bekliyorum."