Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi (THTM) Eskişehir Hukukçular İnisiyatifi adına konuşan Mehmet Ali Ata şu ifadeleri kullandı:
“Değerli basın emekçileri ve gerici saldırılar karşısında pes etmeyen, karanlığa teslim olmayan tüm yurttaşlar.
Bildiğiniz üzere Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi, kayıt dönemi başlamadan hemen önce devlet kurumlarında, okullarda bağış adı altında kayıt parası alınmasını aklınızdan bile geçirmeyin diyerek uyarıda bulunmuştu.
Buna rağmen kayıt dönemi içerisinde Eskişehir’de yaşayan yurttaşlardan gelen yoğun şikayet ve ihbarlar üzerine kayıt paralarının istendiği anlaşılmış ve Eskişehir Halk Temsilcileri Meclisi öğretmen inisiyatifleri öncülüğünde harekete geçmişti.
Bu kapsamda Melahat Ünügür Ortaokulu önünde ne kadar para o kadar eğitim anlayışını kabul etmiyoruz diyerek haykıran bir basın açıklaması gerçekleştirmiştik.
Bunun üzerine açıkça suç işleyen okul idareleri hakkında işlem yapılması gerekirken çocukların eğitim hakkını savunana biz Eskişehir Halk Temsilcileri Meclisi’nden arkadaşlarımız haksız ve hukuksuz bir idari para cezasıyla yıldırılmak istenmiştir.
Aslında bu uygulama ile ilk kez karşılaşmıyoruz. NATO’ya itiraz eden, Türkiye’nin bağımsızlığına haykıran yurtseverlere karşı da şehrimizde benzer bir yıldırma çalışması yapılmıştı.
Ancak bu tür yıldırma girişimleri bize boyun eğdirmemekte, aksine karşı koyduğumuz karşı devrimci gericiliğe karşı mücadele azmimizi perçinlemektedir. Bu gerçekleri söylemeye devam edeceğiz.
Geçtiğimiz yıl Şanlıurfa’da ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırılarına bir diğeri de bugün Manisa’da eklendi. Çocuklardan gözü dönmüş caniler yaratan bu düzen değişmek zorunda.
Manisa’da yaşanan bu elim saldırı sonucu yaralanan arkadaşlarımıza, ailelerine sabır diliyoruz, acil şifalar diliyoruz. Kamusal bir hak olan eğitimin piyasalaşması girişimine, girdiği her yeri çürüten parayı ve sermaye terörünü lanetliyoruz.
Anayasa’nın 42. maddesi ilköğretimin kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunlu ve devlet okullarında parasız olduğunu açıkça hükme bağlamaktadır.
Bununla birlikte Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 nolu protokolünün 2. maddesi ve Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 28. maddesi ile Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 8. maddesinde yer alan fırsat ve imkan eşitliği ilkeleri eğitimin kamusal bir hak olduğunu ve devlet güvencesi altında yürütülmesi gerektiğini kesin bir şekilde teyit etmektedir.
Sevgili dostlar,
Bu haklar bir sadaka dağıtırcasına lütuf olarak verilmedi. Büyük mücadeleler sonucunda elde edildi. Ancak bugün gelinen noktada bu haklar ve ilerici tüm kurumlar birer birer tasfiye edilirken karşısında hiçbir direnç görmeyeceğini düşünüyorlar.
O direnç biziz. Bu ülkenin aydınları, ülkesini seve yurttaşları, öğretmeni, öğrencisi, emeklisi. Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi budur arkadaşlar.
Her alanda olduğu gibi eğitim sisteminde de kuralsızlık hakim kılınmış, kimsesizlerin kimsesi olan Cumhuriyet yıkılarak eğitim tamamen piyasa koşullarına bırakılmış ve tarikatların at koşturduğu bir alan haline gelmiştir.
AKP iktidarının politikalarıyla özel okulların oranı her 5 okuldan 1’ine çıkarılırken devlet okulları kaderine terk edilmiş, bağış adı altında istenen fahiş ücretlerle ne kadar para o kadar eğitim anlayışı egemen kılınmıştır.
Geçtiğimiz günlerde THTM öğretmen inisiyatifleri öncülüğünde veli ve öğretmenler tarafından gerçekleştirilen eylemlerin yerel ve ulusal haber sitelerinde paylaşılması üzerine velilerden de büyük bir destek ve aynı durumdan şikayetler dile getirilmişti.
Halk açlık ve yoksulluk sınırı altında yaşam mücadelesi verirken devlet okullarında temizlik ve güvenlik gibi en temel ihtiyaçlar dahi paraya bağlanmıştır. Eğitim ticari bir mal haline getirilmiştir.
Anayasa ile parasız eğitim güvence altına alınmışken adresin tutması ya da tutmaması bahanesine sığınılarak kimseden para istenemez. Parasız eğitim hakkına zarar verilemez.
Kural tanımaz bu davranışların TCK’nın 250. maddesinde düzenlenen irtikap ve 257. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma gibi suçlardan işlem görebileceği, ilgili idareler tarafından da disiplin süreci başlatılabileceği aşikar.
Özellikle gündeme yansıyan okullarla ilgili resen araştırmalar yapılmalı ve bu sorunlar tüm yönleriyle aydınlatılmalıydı. Ancak bu şekilde hiçbir girişim olmadı.
Hem idari süreçlere biz başvurduk ve şimdi de soruşturma için bir suç duyurusunda bulunacağız.
Velilerin kendi adreslerinin tuttuğu okullara öğrencilerini göndermek istememesi ve hatta 100.000 liraları bulan ödemeler yapmayı göze alması altında yatan güvenlik, hijyen ve kaliteli bir eğitim talebi de göz ardı edilmemelidir.
Daha yoksul mahallelerde nitelikli eğitimin sağlanması ve kamu gücünün sağladığı imkanlardan da tüm yurttaşların eşit bir şekilde yaşanması gerekir.
Devlet okullarında parasız ve nitelikli eğitim hakkı tasfiye edilirken çocuklarımız ve gençlerimiz göz göre göre gerici bir kuşatmanın ve piyasa mantığının insafına terk edilmektedir.
Büyük mücadeleler sonrası anayasal ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınması sağlanmış temel bir insan hakkı olan eğitim, sermayenin ve tarikat ağlarının çıkarları uğruna ticari bir mal haline getirilmiştir.
Bu laiklik ve halk düşmanı saldırı derhal püskürtülmeli, yeni Osmanlıcı maceralar uğruna büyük bir devrimle kurulmuş Cumhuriyetimizin ilerici kazanımlarından asla taviz verilmemelidir.
Sözlerimi bitirirken özellikle vurgulamak istiyorum ki çürümüş bu düzenin eşit, laik, kamusal ve parasız eğitim hakkını sağlamakta yeterli olmayacağı açıktır.
Ancak kuralsızlığın kural olduğu AKP’li yıllarda Cumhuriyet devriminin ilerici tüm kazanımlarının yansıması olan bu kurallar bile uygulanmamaktadır.
Çizdiğimiz tam da bu karanlık tabloya karşı durmak için kurulmuş olan Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi bu hak gaspına ve piyasalaşmaya karşı kararlı bir mücadele yürütmektedir.
Bugün Eskişehir Adliyesi’nde hem arkadaşlarımız hakkında uygulanan idari para cezalarına itiraz edecek hem de adı kayıt parası almakla anılan tüm okullara ilişkin suç duyurusunda bulunacağız.
Ülkesini seven tüm cumhuriyetçiler, emekçiler, aydınlar, yani bu çürümeden çıkarı olan küçük bir azınlık dışındaki tüm yurttaşlar bu çatı altında birleşmeli, tasfiye edilmek istenen kamusal eğitim hakkını ve laik cumhuriyeti yeniden ayağa kaldırmak için omuz omuza vermelidir.”




