SOL Gençlik Üyesi Erdem Ömer Güneç şu ifadeleri kullandı;
"Yeni bir döneme daha başlarken, heybemizde umudu, öfkeyi ve direnci biriktirdiğimiz günlerden geçiyor, 19 Mart’ın yıldönümüne yaklaşıyoruz. Yaşadığımız sorunlar tesadüf değil çünkü geleceğimize, sermaye ve onların temsilcisi saray rejimi tarafından sistemli adımlarla saldırılar düzenleniyor. Bizleri niteliksiz eğitime, işsizliğe, okurken esnek, ağır koşullarda ve düşük ücretlere çalışmaya zorlayan, güvencesiz bir geleceği örgütleyen sermayenin politik ekonomi programları karşısında bir araya gelmeli ve mücadeleyi büyütmek zorundayız!
KYK kredi-burslarının vaziyeti ortadayken, öğrencileri “işçi-öğrenci” olarak çalıştırmanın yeni adı olan “Güç Programı”nı örgütleyen iktidar; bizleri daha okurken dahi ucuz iş gücü, üniversitelerimizi ise patronların çıkarlarına uygun Üniversite A.Ş.’ler olarak dizayn etmeye çalışıyor. Saray rejimi, eğitimi bilimsel kıstaslardan tasfiye etmek üzere hareket ederken, piyasaya entegre, parası olanın okuyabildiği, müfredatın dinci-gerici saikler temelinde örgütlendiği bir eğitimi istiyor. Bizler öğrenciler olarak bu tabloyu kabul etmemeli, sıra arkadaşlarımızla ortak taleplerimiz etrafında bir araya gelmeliyiz. Üniversiteler şirketlere değil, işçi-emekçilere ve onların genç kuşaklarına, bilime hizmet etmelidir.
Hak ve özgürlüklerimize yönelik yeni saldırılar eşliğinde, yaşam ve çalışma koşullarımız kötüleşirken aynı zamanda;
eğitimden, öğrenciden kesilen bütçe savaş sanayiye, savaşları tahkim etmeye, başta ABD emperyalizmi olmak üzere NATO’nun silahlanmasına ayrılan bütçenin arttırılmasına harcanıyor. Bizler bilmeliyiz ki dışarda halklara sıkılan kurşunlar, eğitime ayrılabilecek bütçeden kesilmiş madeni paralardan üretilmektedir. Bütçe eğitime değil, emperyalist savaşlara akıyor. Bize geleceksizlik, savaş ve ölüm vaat eden; çocukları MESEM’lerde, atölyelerde iş cinayetlerine kurban eden bu düzene karşı tek çözüm örgütlü mücadeledir. Bu yüzden kampüsteki en ufak bir hakkımızı savunmak dahil çıkaracağımız tüm seslerin etki düzeyini güçlendirmek, taleplerimizi kazanmak için; emperyalistlere, tekellere ve onların savaş aygıtı NATO’ya karşı mücadeleyi büyütmeli, anti-emperyalist bir hatta bir araya gelmeliyiz!
Şiddet ve tacizin, cinayetlerin eksik olmadığı kampüslerde, genç kadınların mücadelesinin önüne engeller koyan, topluluk ve kulüplerini kapatan atanmış rektörler, saray rejiminin “aile 10 yılı” hedefiyle hareket etmeyi sürdürüyor. Şubat ayında yalnızca 1 günde 6 kadının öldürüldüğü memlekette, başta kampüslerimiz olmak üzere şiddet ve yoksulluk düzenine karşı mücadele etme ihtiyacı, dünden bugüne daha yakıcı hale gelmiştir.
İktidar aynı zamanda, 19 Mart direnişine katılan gençleri susturmak ve yıldırmak için atanmış rektörleri aracılığıyla öğrencilere soruşturmalar açıyor ve hukuksuz cezalar veriyor. Öğrencilerin eğitim hakkını gasp eden, somut deliller gösterilmeden verilen bu cezalar, yalnızca birkaç öğrenciyi değil, üniversite gençliğinin mücadelesini hedef almaktadır. Toplumsal desteği günden güne zayıflarken, baskı ve yasakları arttıran iktidarın saldırıları, bizleri dört duvar arasına sıkıştırmayı amaçlıyor. Geçtiğimiz günlerde laikliği savunmak için imza toplayan ve imza atan 168 aydına dava açıldı. Tarikat ve cemaatleri palazlandırarak gençliği kuşatma girişimleri karşısında laik bir eğitimi, bilimi savunacağımızı bir kez daha haykırıyoruz!
Parasız, bilimsel, laik eğitim talebimiz etrafında en geniş birliklerimizi, temsil mekanizmalarımızı kuralım!
Önümüzdeki günlerde, 19 Mart direnişinin birinci yıl dönümüne giriyoruz. Geçtiğimiz yıl, irademizin gasp edilmesinden eğitimin ticarileşmesine, diplomalarımızın hiçe sayılmasına ve atanmış rektörlerin antidemokratik kararlarına kadar sorunlarımıza karşı ayağa kalkan, barikatları yıkan yüzlerce öğrencinin mücadelesi henüz hafızalarımızdan silinmiş değil. Tüm bunların sorumlusu olan saray iktidarı ve onun üniversitedeki temsilcileri olan atanmış rektörler gücünü, karşısında bir arada örgütlü bir direnişin olmayışından, öğrencilerin örgütsüzlüğünden, kalıcı birliklerimizin, mekanizmalarımızın eksikliğinden alıyor.
Geçen yıl kampüslerimizden sokaklara taşan irademizi, okullarımızdaki karar alma süreçlerine öğrencilerin sözünü taşıyacak örgütlü bir güce, demokratik temsil mekanizmalarına dönüştürmemiz gerekmektedir.
Bizler gençlik örgütleri olarak Eskişehir’deki başta öğrenci gençlik olmak üzere tüm gençlik kesimlerini, kulüp ve toplulukları, gençlik grup ve STK’larını, 19 Mart’ın yıl dönümünde sorunlarımıza karşı birleşmeye, anti-emperyalist ve anti-faşist bir hatta kendi geleceğimizi ellerimize almaya çağırıyoruz.
Sesimizi daha çok çıkarmak , kalıcı mekanizmalarımızı kurmak, öznesi olduğumuz üniversitelerin karar mekanizmalarında bulunmak adına, fikirlerimizi belirterek 19 mart sürecini hep birlikte işlemek adına Yarın saat 16.00'da iktisat fakultesi kantininde forum yapacağız. bütün osmangazi universitesi öğrencileri, yapacağımız foruma davetlidir."





