Türkiye genelinde acil servislere yılda 200 milyondan fazla başvuru yapıldığı ifade edilirken, Eskişehir'deki kamu hastanelerinde de yoğunluk dikkat çekiyor. Kentte en küçük bir pansuman işlemi için bile 45-50 dakika, bazı durumlarda ise bir saate yakın beklendiği belirtiliyor. Sağlık-Sen Eskişehir İl Başkanı Hasan Hüseyin Köksal, yaşanan sıkıntıların nedenlerini değerlendirdi.

"Acil servislere yılda 200 milyondan fazla başvuru yapıldığı ifade ediliyor. Eskişehir'deki kamu hastanelerinde en ufak bir pansuman için bile 45-50 dakika, hatta 1 saat beklendiği konuşuluyor. Acil servislerde yaşanan sıkıntıların temelinde ne var" sorusunu yanıtlayan Sağlık-Sen Eskişehir İl Başkanı Hasan Hüseyin Köksal şu ifadeleri kullandı;

"Türkiye'nin en büyük problemlerinden birini, bir sivil toplum kuruluşu başkanı ve aynı zamanda bir vatandaş olarak söylemek istiyorum. Türkiye'de sağlık sistemi büyük ölçüde ücretsiz sunuluyor. Siz bütün sağlık hizmetlerini ücretsiz bir şekilde sunmaya devam ederseniz ve insanlar bir doktorun söylediğine inanmayıp, verilen ilaçları dahi kullanmadan başka bir hekime yönelmeye devam ederse bu sisteme yetişemezsiniz.

Bize gelen bilgilere göre bir hekimin bir haftada baktığı 100 hastanın 40'ını aynı kişiler oluşturmaya devam ediyorsa istediğimiz kadar doktor sayısını, hastane sayısını veya poliklinik sayısını artıralım, böyle bir sistemde talebe yetişme şansımız yok.

Biz bunu 112 ilk kurulduğunda da görmüştük. Eskişehir'de 4 ambulansla hizmet verilirken bugün 70 ambulansla dahi zor yetişiyoruz. Çünkü hizmette bir eleme sistemi oluşturmanız, öncelikleri belirlemeniz gerekiyor.

Sağlık hizmetini bir ölçüde de olsa ücretli hale getirmeniz gerektiğini düşünüyorum. Bugün Avrupa'da ve Amerika'da sağlık belirli ölçülerde ücretli bir sistem içerisinde yürütülüyor. Vatandaşlar da maliyetin bir bölümünü karşılıyor ve sağlık hizmetine ihtiyaç halinde başvuruyor. Şu anda Eskişehir başta olmak üzere Türkiye'nin birçok yerinde insanların evlerinde kullanılmayan çok sayıda ilaç var. Gereksiz kullanım nedeniyle kamunun zararı da giderek büyüyor.

Bir dönem hastaneler üzerinden vatandaşa ulaşım ve sağlık hizmetlerindeki gelişmeler öne çıkarılıyordu. Ancak 2023-2024 yıllarında başladığını düşündüğümüz ve bizim "çöküş dönemi" olarak adlandırdığımız süreçte sağlık sistemindeki mutsuzluk ve değersizlik hissi arttı. Bu gidişat bizi sağlık hizmetleri açısından yeniden 2001 yılındaki şartlara doğru götürüyor.

Bugün sokağa çıktığınızda vatandaşlardan sürekli aynı şikâyetleri duyuyorsunuz: "Randevu bulamıyorum, muayene olamıyorum, sıra bulamıyorum, MR için sıra bekliyorum, göz hekimine ulaşamıyorum, cildiye randevusu alamıyorum." Sahada bunlar gibi birçok sorunla karşılaşıyoruz.

Vatandaşların şikâyetleri sürekli birbirini tekrar ediyor. Ancak bu sorunu yalnızca sayıları artırarak çözemezsiniz. Burada zihniyetin değişmesi gerekiyor. Siyasi iradenin ve Sağlık Bakanlığı bürokratlarının daha gerçekçi ve samimi bir şekilde ihtiyaca göre personel haritası çıkarması ve buna göre çözüm üretmesi gerekiyor.

Bunun başlangıç noktası da sağlık çalışanını mutlu etmek olmalı. Şu anda her 10 çalışanın 2'si çeşitli nedenlerle aktif sağlık hizmeti veremeyecek durumda olduğunda geriye kalan 8 arkadaşımızın üzerindeki yük daha da ağırlaşıyor. İnsanlar artık bu işi yapmakta zorlanıyor. Bugün sağlık çalışanlarının başka bir işte aynı şartlarda çalışma garantisi olsa hekim de hemşire de bulmakta zorlanabilirsiniz. Ne yazık ki sağlık çalışanlarının geldiği noktanın özeti bu."