Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş şu ifadeleri kullandı;
Şimdi netice itibariyle İstanbul'un bir deprem tehlikesi var. Bu kaçınılmaz. 2026 yılında da Almanlar 2025 yılında Silivri depreminden sonra depremselliğin batıdan doğuya doğru yani İstanbul'a doğru göç ettiği bir bakıma stres transferini de dikkate alacak olursak sıra İstanbul'a geldiği ve 7'den büyük bir deprem tehlikesinin her an İstanbul'u vurabileceği öngörülüyordu. Bu da uluslararası en saygın dergide Science dergisinde yayınlandı. Hatırlayalım o makalenin ana teması şuydu. 2011 yılından itibariyle 2011'den 2012, 2019 ve 2025 yıllarında orta ve 6 büyüklüğündeki depremler batıdan doğuya doğru yani İstanbul'a doğru hareket ediyordu ve dolayısıyla İstanbul kritik bir noktaya gelmişti.
1766 büyük İstanbul depreminin olduğu yer de neresidir? Kumburgaz Çukurluğu veyahut da Orta Marmara olarak bilinir. Ama 2025 yılında ne oldu? 6.2'lik bir deprem oldu. Yani beklenen 7'den büyük bir deprem gelişmedi. Orada 6.2'lik deprem gelişti. Bunun ana nedeni neydi? Bunun ana nedeni oradaki fayın krip dediğimiz yani yavaşça sönülerek deprem enerjisi harcamasına bağlandı. Ancak bu görüşe katılmayanlar da var. Yani esas büyük depremin bundan sonra geleceğini, Avcılar'ın önünde duran Avcılar önünde duran depremselliğin İstanbul'u tehdit edebileceği görüşü hala var. Dolayısıyla bizim tedirgin olduğumuz kısım hala Orta Marmara'da her hareket bizi tedirgin ediyor.
AFAD'ın verileri Orta Marmara'da bir deprem kümesini verdi bize. 7 8 tane mikro deprem Orta Marmara çukurluğunda görüldü. Şimdi bu ne anlama geliyor? Bunun iki anlamı var. Çeşitli anlamları var ama esas olarak iki anlamı var. Biz biliyoruz ki Orta Marmara'da fay yavaşça kayarak enerji harcıyor. Bu enerji harcaması bu mikro depremlerle de olabilir. Dolayısıyla bu fayın doğal bir davranışıdır. Ancak diğer bir olasılık nedir derseniz o da şudur. Orada fayın kilitli olduğu bir bölümünün yavaşça kırılması söz konusu olabilir. Biz ikinci olasılıktan korkuyoruz veya tedirgin oluyoruz. Şimdi birinci olasılık mı daha güçlü yoksa ikinci olasılık mı daha güçlü derseniz bunu kesin karar verebilmek için veya daha güçlü bir karar verebilmek için o bölgedeki sismik aktiviteyi yani depremselliği takip etmemizin gerektiğini söyledi. Ve dedim ki önümüzdeki bir hafta içinde o üç büyüklüğündeki depremler 3.2'lik depremler hem sayısal olarak artarsa hem de büyüklük olarak 4'e 5'e doğru evrilirse işte o zaman tedirgin olmak gerekir. Yani beklenen o büyük İstanbul depremi veya o bölgedeki bir deprem söz konusu olabilir.
bölgede depremsellik tamamen ortadan kalkmış değil. Yalnız şunu söyleyeceğiz. O deprem kümesi fayın yavaşça kaydığını gösteren bir işaretti diyeceğiz ama bu Orta Marmara'da veyahut da İstanbul'un batısında depremin tamamen kaybolduğu anlamına gelmez ya da deprem tehlikesinin tamamen ortadan kalktığını bize göstermez. Şimdi bakın 2025 Silivri depremi hem doğuya yani İstanbul tarafına doğru bir stres transferi yaptı hem batıya doğru stres transferi yaptı. Batıda ne var? 1912'de kırılan bir Mürefte depremi var. 7.4'lük bir deprem var. Bu deprem İstanbul'a doğru gelirken Orta Marmara çukurluğunda durdu.
Depremsellik batıdan doğuya doğru göç ediyor. Dolayısıyla bu bir tehlike.
Öte yandan ne var? Doğuya doğru stres transferi yapıldı ve deprem Avcılar önünde durdu. Dolayısıyla her an ne yapabilir? Bu depremsellik doğuya da veya batıya da doğru gidebilir. Niye gidebilir? Çünkü levha hareketi ve levha hareketine bağlı fay hareketi sürekli devam ediyor.
İstanbul'un bir deprem tehlikesi var. Bunu inkar etmek mümkün değil. Hatta devamlı söylüyoruz. Diyoruz ki İstanbul'u en üst derecede, en üst derecede depreme karşı hazırlıklı tutmamız gerekir. Ancak deprem riski yüksek yani can ve mal kaybı oldukça yüksek olabileceği için deprem riski yüksek fakat deprem tehlikesi veyahut da deprem yorumu bunu göstermiyor.
Yani bölgedeki jeolojik faktörler, sismik faktörler, ölçümler olabilecek olan, Marmara'da olabilecek olan depremin 7'den küçük olma olasılığının daha yüksek olduğunu gösteriyor. Şöyle söyleyeyim, 1999 İzmit depreminden bu yana 1999, 2005, 2015 ve 2026 yıllarına kadar olan evrede biz Marmara'daki fayı daha iyi anladık. 1999'daki deprem senaryoları artık bir bakıma revize edildi, değiştirildi.
Örnek vereyim, 1999 depreminden sonra gözler İstanbul'a çevrildi. Ne denildi o zaman? Denildi ki İzmit 150 kilometrelik bir kısım kırıldı. Batıda da 1912 Mürefte kırıldı. Arada ne kaldı? 110 kilometrelik bir kırılmayan, sismik boşluk dediğimiz İstanbul depremini içeren bir kısım kaldı. Burada kırılırsa 7.4'lük deprem olacak. Öngörü neydi? Boydan boya bir kırılma.
İşte o tarihsel depremleri de Tom Parsons kullanarak şu savı ortaya attı. Bugün de hala çoğu bilim insanı bu görüşü savunur. Nedir o görüş? 30 yıl içerisinde İstanbul'da 7'den büyük deprem olma olasılığı %60, %65. Ama bu varsayım, bu teorinin dayanağı şuydu. Ana Marmara fayı yani 110 kilometre uzunluktaki fay tek bir seferde kırılacak ve fay bütünüyle kilitli olacak. Ne demek kilitli olmak? Yani fay 12 kilometre derinliğine kadar bütünüyle deprem enerjisi biriktirecek. Bu şekilde bir kilitlenme, bir enerji 7'den büyük deprem üretir, doğru.
Ancak 1999'dan 2026 yılına kadar olan çalışmalar bize şunu gösterdi ki Ana Marmara fayı boydan boya her yerde aynı jeolojik özelliği göstermiyor, aynı sismik özelliği göstermiyor. İşte bazı yerlerde fay yavaşça kayarak deprem enerjisini harcıyor. Deprem bütçesi daha düşüyor. Her kaymada, her sürüklenmede, her krip olayı deprem enerjisini aşağı çeker yani 7'den büyük depremi daha aşağı çeker.
Şimdi özetle baktığımız zaman 20. ve 21. yüzyıllara baktığımız zaman Marmara'nın kırılması parçalı gerçekleşiyor. Yani 1999'da ne deniyordu? Erzincan'dan başlayan depremsellik batıya geldi, İzmit kırıldı, İzmit'ten sonra sıra İstanbul'a geldi. Halbuki bugün ne yapıyoruz, neyi biliyoruz? Batıya doğru bir deprem göçü yok, tam tersine doğuya doğru bir deprem göçü var. Netice itibariyle bugünkü fayın sismik verileri ve deprem parametreleri dikkate alındığında beklenen 7.4'lük depremden çok 7'den küçük bir deprem olma olasılığı, deprem parametreleri daha doğru.
Biz her zaman güncel deprem tehlikesinin 7'den küçük olduğunu söylüyoruz ama muhakkak suretle İstanbul'un 7'den büyük bir depreme hazır olması gerektiğini de vurguluyoruz. Çünkü bakın bir nükleer tesis 6 büyüklüğündeki bir depreme, deprem tehlikesi altında kalabilir ama o nükleer tesisin tehlikesi nedeniyle olabilecek bir felaket kalıcıdır. 7, 8 büyüklüğündeki depreme karşı dayanıklı yapılır. Bugün İstanbul Türkiye'nin en büyük metropolü. Dolayısıyla buranın ekonomisi, nüfusu dikkate alınırsa elbette olabilecek olan depremden çok daha üstün bir şeye, depreme hazırlıklı olmamız lazım.
Ama ben buradan İstanbullulara şu mesajı vereyim. Benim şahsi görüşüm, uluslararası yayınları, bugünkü uluslararası yayınları değerlendirirsek, topluca değerlendirirsek İstanbul'u tehdit edebilecek olan deprem daha önce 1935'te Marmara Adası, 1963'te Adalar depremi ve 2025'te Silivri depremi gibi 6 veya daha büyük bir deprem olabilir ama 7'den de küçük deprem olma olasılığı daha yüksek. Bu da İstanbulluları bir bakıma rahat eder veyahut da rahatlatır.
Ama tekrar ediyorum. Kendimizi güvenceye almamız için İstanbul'un yapı stoğunu bir an önce kentsel dönüşüme götürmemiz lazım. Depreme karşılı hazırlıklı olmamız lazım. Yoksa bilim insanları farklı senaryolar üretebilir. Ve tekrar ediyorum, 1999'daki deprem senaryoları artık miladını doldurmuştur. Günümüzdeki uluslararası yayınlara bakarak deprem senaryoları üretmek lazım. Ama bu senaryolara güvenerek de İstanbul'u hiçbir zaman riske atmamamız lazım. En üst derecede depreme hazırlıklı olmamız lazım.





