Eskişehir’in Büyükdere Mahallesi’nde bulunan ve yıllardır hem ibadethane hem de sosyal dayanışma merkezi olarak kullanılan Eskişehir Hacı Bektaş Anadolu Kültür Vakfı binasının çatısına kurulan baz istasyonu, mahallede büyük tepkiye yol açtı. Aynı binada aile sağlığı merkezi ve bir eczane de bulunurken, baz istasyonunun sessizce yerleştirilmesi mahalle sakinlerinin tepkisini çekti. Toplanan yurttaşlar, binanın önünde “Baz istasyonu istemiyoruz” sloganları attı. Vakıf yönetimine çağrıda bulunan mahalleliler, “Bu karar gözden geçirilmeli, istasyon bir an önce kaldırılmalı” dedi.
Konuyla ilgili bir grup mahalleli basın açıklaması yaptı. Açıklamayı yapan Dursun Alkan, durumu geçen hafta basında çıkan haberlerden ve vakfın kamuoyuna yaptığı açıklamalardan öğrendiklerini söyledi. Alkan, “Biz bu mahallede yaşıyoruz. Çocuklarımız, yaşlılarımız, hastalarımız var. Cemevi binası sadece bir inanç mekânı değil, aynı zamanda bir aile sağlığı merkezi, bir eczane... İnsanlar burada sağlık hizmeti alıyor. Bu binaya baz istasyonu kurulması, en başta halk sağlığını hiçe saymak demek” diye konuştu.
Baz istasyonuna dair endişelerini açık şekilde dile getiren Alkan, Bilgi Teknolojileri Kurumu ve şirket yetkililerinin yaptığı açıklamaların tatmin edici olmadığını belirtti. “Telefonlarımızın yaydığı elektromanyetik alanın istasyondan daha fazla olduğunu söylüyorlar. Düzenli ölçüm yapıldığını, Türkiye’deki yasal sınırların Avrupa’ya göre düşük olduğunu iddia ediyorlar. Ancak biz, bu açıklamaların ne kadar denetlendiğini, gerçekten neye göre yapıldığını bilmiyoruz. Türkiye’de pek çok alanda olduğu gibi bu konuda da yeterince şeffaflık olmadığını düşünüyoruz” dedi.
Baz istasyonlarının etkilerine ilişkin geçmişte birçok bilimsel uyarı yapıldığını hatırlatan Alkan, “Çevre Mühendisleri Odası, Elektrik Mühendisleri Odası, Tabip Odaları gibi kurumların uyarıları ortada. Üstelik Türkiye’de belirlenen limit değer olan 10,23 volt/metre, İsviçre, İtalya, Çin gibi ülkelerdeki yasal sınırların neredeyse iki katı. Bunu sadece internetten bakan biri bile görebilir. Bu kadar ciddi bir fark varken, bu istasyonun bu binada kurulması mantıklı değil” şeklinde konuştu.
Alkan, cemevi binasının özel bir yapı olduğunu da vurguladı. “Bu bina sadece bir vakıf binası değil. Kamusal bir nitelik taşıyor. Her gün yüzlerce kişi buraya sağlık hizmeti için geliyor. Yaşlılar, hamile kadınlar, çocuklar... Danıştay’ın 2015 yılında verdiği kararda açıkça belirtilmiş; çocuk parkları ve eğitim kurumlarına baz istasyonu kurulamaz. Bu bina da benzer bir nitelik taşıyor. Dolayısıyla bu karar, hukuka da aykırı” dedi.
Baz istasyonunun sadece fiziksel değil, psikolojik etkilerinin de olduğunu söyleyen Alkan, “Mahallede tedirginlik oluştu. İnsanlar artık sağlık ocağına giderken bile huzursuz. Bu ruhsal baskı bile başlı başına bir gerekçedir. Vakıf yönetiminin aldığı bu kararı tekrar gözden geçirmesini istiyoruz. Eğer geri adım atılmazsa, bütün yasal haklarımızı sonuna kadar kullanacağız” ifadelerini kullandı.
Tepkilerin artmasının ardından açıklama yapan Eskişehir Hacı Bektaş Veli Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Derneği Başkanı Battal Sülük ise, vakıf ile derneğin farklı yapılar olduğunu, ancak bu konunun diyalogla çözülebileceğini ifade etti. Sülük, dernek olarak kendilerinin de baz istasyonunun binada yer almasından yana olmadıklarını söyledi. Böylece mahallenin gösterdiği tepkiye destek veren Sülük, sürecin ortak akılla çözülmesi gerektiğini vurguladı.
Büyükdere Mahallesi’nde yaşanan bu gelişme, sadece yerel bir konu olmanın ötesinde, şehir planlaması, halk sağlığı ve kamu yapılarının işleyişi üzerine de pek çok soruyu yeniden gündeme getirdi.





