Kurtuluş Mahallesi Muhtarı Akın Günyüzü şu ifadeleri kullandı;
"Muhtarlık binaları PTT binası gibi çalışıyor. İlmühaber, icra tebligatları, mahkeme kararları ve diğer resmi evrakların muhtarlıklara gelişinde son yıllarda ciddi bir artış yaşanıyor. Bize kayıtsız, adi evraklar gelmiyor. Muhtarlıklara yalnızca adliyelerden ve resmi kurumlardan gönderilen kayıtlı adli ve resmi tebligatlar ulaşıyor.
Eskiden mahallemize gelen postacılar günlük ortalama 150 ila 200 arasında tebligat getirirdi. Bugün ise bu sayı 250'ye kadar çıkmış durumda. Yaklaşık 20 bin nüfuslu bir mahallede her gün ortalama 250 tebligat dağıtılıyor. Yoğunluk o kadar arttı ki bu iş artık hafta içine sığmıyor. Bu nedenle çoğu zaman cumartesi günleri de bir postacı mesai yaparak dağıtıma devam ediyor.
Postacılar evde buldukları kişilere tebligatları imza karşılığında teslim ediyor. Ancak evde kimseyi bulamadıklarında, günlük ortalama 30 civarında tebligatı saat 16.00'dan sonra muhtarlığa getiriyorlar. İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü tarafından oluşturulan sistem üzerinden postacı ya da muhtar, tebligat üzerindeki ad, soyad ve adres bilgilerini giriyor. Eğer kişinin o adreste ikamet ettiği sistem tarafından doğrulanırsa ekran yeşil oluyor ve evrak muhtarlığa bırakılıyor. Kişi o adreste görünmüyorsa ekran kırmızı oluyor ve tebligat iade ediliyor.
Ancak burada önemli bir sorun yaşanıyor. Postacı evde kimseyi bulamadığında, vatandaşın kapısına "haber kağıdı" bırakıyor ve tebligatın saat 16.00'dan sonra mahalle muhtarlığından alınabileceğini bildiriyor. Fakat apartman kapıları açılmadığı için çoğu zaman binaya giremiyorlar. Ayrıca Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında komşuların ziline basmaları da yasak. Bu nedenle haber kağıdı dış kapıya bırakılıyor. Ancak bu kağıtlar zaman zaman çocuklar ya da farklı kişiler tarafından sökülüp atılabiliyor. Bazı vatandaşlar ise kapıya yapıştırıldığı için iz kaldığını söyleyerek tepki gösterebiliyor.
Bu nedenle birçok kişi kendisine tebligat geldiğinden haberdar olamıyor. Özellikle trafik cezaları gibi işlemleri vatandaşlar e-Devlet veya UYAP üzerinden kontrol edebildiği için bazen muhtarlığa gelme gereği duymuyor. Ancak yaşlı vatandaşların büyük bölümü bu sistemleri kullanamıyor. Bunun yanında şehir dışında olan, tatilde bulunan ya da başka bir adreste kalan kişiler de haber kağıdını göremediği için tebligatlardan habersiz kalabiliyor.
Böyle durumlarda vatandaşlar çoğu zaman muhtarları sorumlu tutuyor. Oysa muhtarların görevi yalnızca kendilerine teslim edilen tebligatları muhafaza etmek. Vatandaşa telefon açmak ya da farklı yollarla haber vermek gibi bir yetkimiz bulunmuyor.
Aslında çözüm çok basit. Postacı haber kağıdını bıraktığı anda kullandığı el terminali üzerinden vatandaşın kayıtlı cep telefonuna otomatik bir SMS gönderilebilir. Aynı şekilde e-Devlet üzerinden de bildirim yapılması gerekir. Böyle bir sistem hem vatandaşın mağduriyetini önler hem de muhtarlıkların üzerindeki yükü önemli ölçüde azaltır.
Bugün muhtarların erişebildiği bilgiler de oldukça sınırlı. Biz yalnızca vatandaşın T.C. kimlik numarası ve doğum tarihiyle ikamet belgesi düzenleyebiliyor, kişinin kayıtlı adresini görebiliyoruz. Bunun dışında herhangi bir kişisel bilgiye erişimimiz bulunmuyor. Tebligat sistemi üzerinden de sadece ad, soyad ve adres bilgisi girildiğinde kişinin o adreste oturup oturmadığı yeşil ya da kırmızı ekranla gösteriliyor. Bunun dışında muhtarların başka bir bilgiye ulaşma imkanı yok.
Muhtarlıklara bırakılan tebligatlar üç ay boyunca saklanıyor. Bu süre içinde alınmayan evrakların ise mevzuat gereği imha edilmesi gerekiyor.
Son dönemde en fazla trafik cezaları, icra dosyaları, mahkeme yazıları ve özellikle aile mahkemelerinden gelen tebligatlar ulaşıyor. Bu tablo, insanların ekonomik ve sosyal açıdan ciddi bir sıkışmışlık yaşadığını gösteriyor. Gözlemlediğimiz kadarıyla bu evrakların ulaştığı vatandaşların büyük bölümünde ciddi bir huzursuzluk ve kaygı hakim. Bu durumla muhtarlıkta neredeyse her gün karşılaşıyoruz."