Motto Futbol Youtube kanalında kendisine yöneltilen soruları yanıtlayan Eskişehirspor Teknik Direktörü Hakan Şapçı şu ifadeleri kullandı;
"Bizim hedefimiz şampiyonluk. Yani puan olarak Kütahyaspor ve Karşıyaka ile bence planladığımızdan daha farklı, daha fazla bir puan farkı var. Ancak hep aynı şeyi söylüyorum, biz hedefimizden geri adım atmadık, atmayacağız. Sonuna kadar şampiyonluk mücadelesi içinde yer alacağız ve şampiyon olacağımıza inanıyoruz. Fatih Terim’in bir zaman söylediği gibi; 8 de kapanır, 18 de kapanır. Biz bu puan farkını kapatacağımızı düşünüyoruz ve sonunda şampiyonluk ipini de göğüsleyeceğimizi düşünüyoruz. 2. yarı için tabii ki rakiplerimizin puan kaybetmesini beklerken bizim de sürekli galibiyetler almamız gerekiyor. Hata yapma şansımız yok, hata yapma toleransımız çok düşük ve 2. yarı şampiyonluk mücadelesi içinde yer alan bir Eskişehirspor olacak. Bunun için de iyi çalışıyoruz, takviyeler yapmaya çalışıyoruz ve bu konuda ciddi çalışmalarımız var. Çok daha iyi, çok daha güçlü, her maçta çok daha iyi futbol oynayan bir Eskişehirspor’u taraftarımıza ve tüm camiamıza izleteceğiz.
Eskişehirspor'a gelirken çok heyecanlıydım. Ama göreve başladıktan sonra söylediğiniz camianın büyüklüğünün karşısında inanın çok daha fazla heyecanlandım. Muhteşem bir camia var. Eskişehirspor, Eskişehir’de çok çok çok değerli bir marka Eskişehir için. Geçen bir anketi okudum; "Şehirlerde kim hangi takımı tutuyor?" diye. Eskişehir’de sadece Eskişehirspor tutuluyor. Şehirdeki insanların %95’ine yakını Eskişehirsporlu. Bu inanılmaz derecede bir aidiyet duygusunu getiriyor. Ben hemen 2-2,5 ay oldu ve ben de çok fazlasıyla Eskişehirsporlu oldum. İliklerimize kadar o heyecanı hissediyoruz, yaşıyoruz. Zorluk, gerçekten çok büyük bir baskı var ve bu baskının karşılığında da kesinlikle başarılı olmak zorundasınız. Ama bu bizim işimizin bir parçası. Biz buraya Eskişehirspor’da başarılı olmak için geldik. Tabii ki bazen zorlandığımız zamanlar oluyor çünkü mağlubiyetler ki ben bir tane mağlubiyet aldım Balıkesirspor karşısında. Ancak o mağlubiyet bile bizi çok fazlasıyla üzdü. Taraftarımızın üzülmesiyle de çok fazla üzüldük. Ancak bundan sonra taraftarımızı üzmeyeceğiz. Tüm maçları kazanarak şampiyon olmak istiyoruz.
Genç oyunculara sabretmek zorundayız, öncelikle bu kesin. Çünkü bu oyuncuların oynayarak gelişebileceğini hiçbir zaman unutmamalıyız. Genç oyuncularımız oynayarak gelişecek ve oynayarak daha iyi duruma gelecek. Ancak ben daha öncesi altyapılarda da... Ben yaklaşık 30 yılı aşkındır antrenörlük yapıyorum. Antrenörlüğümün ilk 10-15 yıla yakın bölümü altyapılarda geçti. Altyapılarda hemen her yaş kategorisinde çalışmış bir antrenörüm. Çok eksiğimiz var. Yani bizim oyuncu yetiştirme konusunda çok ciddi eksiklerimiz var. Çocuklarımızı maalesef bence yeteri kadar eğitemiyoruz, yeteri kadar geliştiremiyoruz ve yeteri kadar hazırlayamıyoruz. Potansiyeli çok olan, inanılmaz genç nüfusu olan bir ülkede bu kadar yeteneğin olduğu bir ülkede maalesef bence sistemsizliğin, eğitim içindeki zorlukların ve imkansızlıkların sonucunda yetenekli çocuklarımızı maalesef üst yapıya kazandıramıyoruz. Belki sizin söylediğiniz şey çok önemli; sabredemiyoruz, zaman veremiyoruz. Ama bence en büyük problem yine bizlerde; biz onları bence yeteri kadar destekleyemiyor, geliştiremiyor ve yetiştiremiyoruz.
Eskişehirspor YouTube sayfasındaki bir röportajımda bana "1-0 galibiyeti mi 4-3 galibiyeti mi tercih edersiniz?" demişlerdi. Ben de üzülerek "1-0'cıyım." demiştim. Arsene Wenger'in bir röportajını dinlemiştim bundan belki 7-8 sene önce. Maalesef bugünkü hayatın tümünde olduğu gibi günün sonunda kazananlar haklı. Oyun skor üzerinden okunuyor, oyun skor üzerinden değerlendiriliyor. Ama tabii ki gönül ister ki göze hoş gelen bir oyunla kazanmak. Ama bazı zamanlar için soruyorsanız, gerçekçi olmam gerekirse, önce kazanmanın daha değerli olduğunu düşünüyorum. Ama futbol öyle bir oyun ki sizin söylediğiniz cesaretli futbolun içinde de kontrollü oyunun içinde de bu oyunun gerçekleri var, prensipleri var. Dengede bir oyun oynamanız gerekiyor; sadece hücum ederek başarılı olamazsınız, sadece savunma yaparak da maç kazanamazsınız. Bunları muhakkak doğru değerlendirmek, doğru potada eritmek gerekiyor. Takımınızın karakteri belirleyebilir, oyuncu profiliniz belirleyebilir. İyi oyun tabii ki göze hoş gelen oyun bence keyif açısından çok değerli. Ama biz bu işi ekmek parası olarak yapan insanlar olarak öncelikle "kazanmak" diyorum ben.
Devre arası transferlerinin çok olmasına karşıyım. Bir futbol takımının devre arası transferleri, takımdaki eksikler üzerinden yapılabilir. Bu sene devre aralarının kısa olması, hatta bu periyodun daha da kısalması nedeniyle çok sayıda oyuncunun değiştirilmesi doğru değildir. Bu kadar kısa zaman içerisinde çok sayıda oyuncunun adaptasyon sağlaması o kadar kolay olmuyor. Ancak bizim bazı zorunluluklarımız var.
Santraforumuz takımdan ayrıldı. Sağ bek oyuncumuz Bahadır, geçtiğimiz günlerde Eskişehir’de başarılı bir operasyon geçirdi. Batuhan Doğrukıran, Alanya maçında sakatlandıktan sonra kamp çalışmaları için bizimle beraber bulunmuyor. İsmail Kulet ise bugün kasığındaki bir problem dolayısıyla kampı birkaç gün erken bitirmek durumunda kaldı. Bu tip durumların yanı sıra maalesef 9 tane oyuncumuz disipline sevk edildi. Şu an ligin ilk maçına sadece Hasan Şen dönebiliyor. Diğer oyuncularımız ise şubat ve mart ayı içerisinde dönecek şekilde bir süreç içerisindeler. Böyle bakıldığında şu an için en az 6-7 oyuncumuzdan faydalanamıyoruz.
Bizim öncelikle iyi bir santrafor almamız gerekiyor. Transfer ekibimiz ince eleyip sık dokuyarak müthiş bir çalışma gerçekleştiriyor. İnşallah onun müjdesini de birkaç gün içinde taraftarlarımızla paylaşırız diye düşünüyorum. Bunun dışında forvet hattına, savunma hattına ve orta alana toplamda 5 tane oyuncu katmak istiyoruz. Ancak bu durum, illa 5 oyuncu olacak anlamına gelmiyor. Takımımıza ciddi katkı verebilecek, şampiyonluk mücadelesine direkt etki edebilecek oyuncular almak istiyoruz. Camiamızdan ve sosyal medyadan bu konuda büyük bir baskı olduğunu görüyorum. Taraftarımız rahat olsun, gerçekten iyi oyuncular transfer edeceğiz. Ancak şu mesajı vermem gerekiyor: Devre arası transfer sayıları çoklaştıkça ve giren çıkan oyuncu sayısı arttıkça takımların işleri zorlaşıyor. Bu yüzden biz burada doğru, etkili ve katkı sağlayacak oyuncuyu seçmek zorundayız.
Yapılacak transferler konusunda hiçbir yerde oyuncu ismi paylaşmadık. Bizim bir transfer listemiz var. Listedeki oyuncular ile yöneticilerimiz görüşüyor. Transfer gerçekleşmeden de isim vererek yorum yapmak doğru olmaz. Ser verip sır vermemeye devam ediyoruz. Konuyla ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Haberlerde oyuncu isimleri dolaşıyor. Bunların nasıl yayınlandığını da pek fazla bilmiyorum ama dediğim gibi en kısa sürede transferlerimizi açıklayacağız.
Karşıyaka ve Kütahyaspor'un ciddi puan avantajları var. Önümüzdeki fikstüre baktığımız zaman rakiplerimizin kendi arasında oynayacağı maçlar var. Biz de bu arada art arda maçlar kazanarak ligin son düzlüğüne bizim de onlarla oynayacağımız son haftalarda şampiyonluk adayı olarak girmek istiyoruz. Yani planımız o şekildedir. Kütahyaspor ve Karşıyaka'nın bize göre ciddi bir puan üstünlüğü var ancak biz bu puan üstünlüğünü eritebileceğimiz inancındayız. Onları yakalayabileceğimize inanıyorum. Hatta yakalayıp geçeceğimize inanıyorum. Ben geldikten sonra da aslında onu hep söylüyorum. Benden önce benden sonra diye bir ayrım yapmam ancak biz hesapta olmayan özellikle iç sahada Denizli İdmanyurdu ve Balıkesirspor maçında kaybettiğimiz puanları arıyoruz. Bu 2 maçta 5 puan kaybetmiştik. Bu kayıplar bizim hesabımızda olmayan kayıplardı. Eğer bu kayıpları gerçekleştirmeseydik şu an puan olarak da hedeflediğimiz, arzuladığımız yerde olacaktık. Yani ben bizim planlarımızla ya da bizim bölümümüzle alakalı bir 5 puan gerideyiz diye düşünüyorum ama bu 5 puanı da en kısa sürede telafi edeceğiz. Bizim kaybettiğimiz puanlar gibi rakiplerimizin de puan kaybedeceğini düşünüyorum. Öyle de olacağını umut ediyorum.
Eskişehirspor için başarı kriteri şampiyonluktur. Onun dışındaki bir kriterin Eskişehirspor’da başarı olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
Ağır antrenman ya da iyi antrenman, faydalı antrenman yaptırmak konusunda gayret ediyorum. Antrenmana inanan bir teknik adamım. İyi antrenmana inanan bir teknik adamım. Takımlarıma bu anlamda iyi antrenman yaptırmaya çalışıyorum. Ağır olup olmaması bence periyotlamaya göre değişebilir ya da oyuncunuzun ve maç programınızın bu antrenmanlara direkt etki ettiği kanaatindeyim.
Teknik direktörlük yolu çok uzun bir yoldur. Ben 33 yıldır teknik adamlık yapıyorum. 1993 yılında hatırlıyorum teknik adamlığa, yani antrenörlüğe başlamıştım. Teknik adamlık sanki farklı bir şey gibi... Hemen her yaş grubu, hemen her yaş kategorisi ve hemen her lisansta çalıştım. Bu arada hala pro-lisans alamadım, onu da söyleyeyim. Ülkemizde maalesef sistem biraz daha farklıdır. Bu konuda teknik adamlık çok uzun bir yolculuktur. Çok fazlasıyla çalışmak, kurslara katılmak ve kendinizi geliştirmek durumundasınız. Gerekli belgeleri alarak da kendinizi teknik adamlığa hazırlamak zorundasınız.
Mevcut kadromuzu şampiyonluk için yeterli görmüyorum, zaten söylemiştim. Bizim eksik oyuncularımız var. Aramızdan ayrılan oyuncumuz var, sakatlanan oyuncumuz var. Biz zaten bunu bütün açıklamalarımızda beyan ediyoruz. Bizim oyuncu transfer etmemiz gerekiyor ve bununla ilgili çalışmalarımız da var ve bunu da yapacağız. Ama şu mazeretin arkasına da sığınamam. Oyuncu kardeşlerime, elimdeki oyuncu grubuna da güveniyorum. Yani eksiklerimiz olabilir ama ben bu çocukların hakkını yemem. Ben oyuncu kardeşlerime sonuna kadar güveniyorum.
Transfer gerekir ama asıl olan elinizdeki oyuncudan maksimum verimi almayı başarmanızdır. Oyuncu potansiyelini yukarılara çekebilmektir. Biz de antrenör olarak, ben bu ülkedeki en büyük problemlerden birinin de bu olduğunu düşünüyorum. Çareyi sürekli transferde aramamalıyız. Takımlarımızı geliştirebilecek, takımlarımızı daha iyi duruma getirebilecek çalışmalar yapmak zorundayız. Ama sonucunda bizim de transfere ihtiyacımız var.
Kütahyaspor'un şu ana kadar açıkladığı sadece bir transfer olduğunu biliyorum. Diğer oyuncular sadece sosyal medyada sürekli yazılan isimler. Rakiplerimizin ne yaptığından açıkçası çok fazlasıyla bir takibim yok. Önemli olan bizim neler yaptığımızdır. Rakiplerimiz de güçlenmek istiyor, biz de güçlenmek isteyeceğiz ve bunun için zaten çalışıyoruz. Bilmiyorum yani biz de transferler yapacağız. O transfer daha iyi, onlar daha iyi oyuncular aldılar, biz alamadık görüşüne ben katılmıyorum. En iyi transferleri maçlar başladıktan sonra bizim yaptığımızı taraftarımız da görecektir.
Ben Vestel Manisaspor zamanında kulübün içindeydim. Biz en alt liglerden Süper Lig'e kadar Manisaspor'un o serüveninin içinde yer almıştık. Bir defa bunun maddi bir boyutu, yani ekonomik boyutu var. Bugün bir Süper Lig takımının çok ciddi bütçelerle kaynak yaratmadan ve maalesef konuştuğumuz gibi sürekli transferler yaparak ayakta kalması mümkün değildir.
Bugün kulüplerimizin 600-700 milyon lira açıklanan borçları var. Anadolu'da birçok kulübümüz maalesef çok zor durumda kalıyor. Adana Demirspor, Adanaspor gibi birçok takım alt liglere kadar düşüyor. Maalesef bunun örneklerini kendi şehrimde, Manisaspor'da da yaşadım. Denizlispor'u, Balıkesirspor'u ve Altay'ı da biliyorum.
Sürdürülebilir başarı doğru kaynaklar, altyapıdan yetiştirilen oyuncular ve doğru bütçelerle gerçekleşebilir. Ancak bu kadar büyük maliyetlerin olduğu bir ortamda Anadolu kulüplerinin tek çaresi oyuncu yetiştirmektir. Kendi altyapısından oyuncular yetiştirmek, bu oyuncuları oynatabilmek ve ilerleyen dönemlerde bu oyuncuların Avrupa'da veya çok daha iyi takımlarda oynayacak şekilde transfer edilmesini sağlayarak gelir elde etmek gerekir. Başka türlüsü çok zordur.
Türkiye'de taraftar olarak takımına en bağlı taraftar, Eskişehirspor taraftarıdır. Biz Karşıyaka maçını 30 binin üzerinde seyirciye oynadık. Bir TFF 3. Lig maçı için inanılmaz bir ortam vardı. Bu durum, muhakkak oyuncuyu olumlu etkileyecektir. Bu kadar seyircinin önünde oynamak bir futbolcu için büyük bir şans ve büyük bir fırsattır. Ancak oyuncunun tecrübesi ve belki de bu kadar taraftarın önünde, bu kadar baskı altında kalması zaman zaman oyuncuyu zorlar. Bunu özellikle olumsuz sonuçların alındığı dönemler için söyleyebilirim. Ancak ben geldiğimden beri Eskişehir'de herhâlde 4 maç taraftarımızın önünde maça çıktık. Açıkçası benim bile tüylerim diken diken oluyor. İnanılmaz bir stadımız ve inanılmaz bir seyircimiz var. Bence bu çok önemli bir motivasyon unsurudur.
Eskişehirspor taraftarları bize inansınlar, bize güvensinler ve bize destek vermeye devam etsinler. Eskişehirspor'un hak ettiği yer burası değildir, biz de bunun farkındayız. Bir üst lige çıkmak için bütün mücadeleyi sonuna kadar vereceğimizden hiçbir şüpheleri olmasın. Eskişehirspor şampiyon olmak için gereken bütün mücadeleyi verecek ve sonunda inşallah şampiyon olacaktır. İnşallah 2026 yılında Eskişehirspor'un şampiyonluğu yaşanır diye temenni ediyorum."