Eskişehirspor Kulübü ile Toy Gençlik Derneği iş birliğinde hazırlanan Spor Kulüpleri için Çocuk Koruma Rehberi, Eskişehir'de düzenlenen toplantıyla tanıtıldı. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Haller Gençlik Merkezi Frigya Salonu'nda gerçekleştirilen programa katılım yoğun oldu.
"Güvenle Oyna (Play Safe): Eskişehirspor Modeli" projesi kapsamında hazırlanan rehberin tanıtım toplantısı, 27 Ekim Salı günü saat 09.30'da başladı. Avrupa Birliğinin eş finansman desteğiyle UNICEF tarafından yürütülen ACAR Projesi kapsamında desteklenen çalışmanın ayrıntıları katılımcılarla paylaşıldı.
Eskişehirspor altyapısında oluşturulan çocuk koruma sisteminin diğer spor kulüplerine örnek olması amacıyla hazırlanan rehberde, çocuk sporcular için güvenli ortam oluşturulmasına yönelik uygulamalara yer verildi. Rehberde ayrıca kulüplerin kullanabileceği sekiz örnek form bulunuyor.
Proje kapsamında Eskişehirspor tesislerindeki soyunma odaları, duşlar, sağlık odası ve servis araçları incelendi. Antrenörlerle sporcular arasındaki dijital iletişim de değerlendirildi.
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Etik Kurulunun onayıyla yürütülen araştırmada 98 kişiye anket uygulanırken 21 görüşme gerçekleştirildi. Ayrıca 50 kulüp çalışanıyla atölyeler düzenlendi ve 155 genç sporcuyla "Sporda Haklarım Var" çalışmaları başlatıldı.
Eskişehirspor altyapısında çocuk koruma yetkilisi görevlendirilirken bildirim kutuları ve çevrim içi başvuru sistemi oluşturuldu. Tanıtımı yapılan rehberin futbol dışındaki spor branşlarında da kullanılabileceği belirtildi.
Eskişehirspor yöneticisi Çağlar Yenilmez, kulüp bünyesinde çocukların korunmasına yönelik yürütülen çalışmalar hakkında açıklamalarda bulundu ve şu ifadeleri kullandı;
“Öncelikle kendi kulübümüzden başlayarak bu konuda bir çalışma yürütmeye karar verdik. Mart ayında başvurumuzu yaptık, temmuz ayında ise çalışmalara başladık. Bu süreçte neler yaptığımızı, hangi aşamalardan geçtiğimizi ve kulüp olarak neler öğrendiğimizi paylaşmak istiyoruz. Aynı zamanda diğer spor kulüplerinin de bu çalışmaları nasıl uygulayabileceğini gösteren bir rehber hazırladık. Hazırladığımız kitapçığı da dağıtacağız.
Çalışmalarımıza başlamadan önce FIFA, UEFA, Türkiye Futbol Federasyonu, İngiltere Futbol Federasyonu, Alman Olimpiyat Kurulu, Barcelona ve St. Pauli gibi kurum ve kulüplerin modellerini inceledik. Üniversitelerden akademisyenlerin ve araştırmacıların katkılarıyla bu modelleri değerlendirdik. Kulüp bünyesindeki çalışanlarımızla da konuyu ayrıntılı şekilde ele aldık.
Eskişehir’de çocuklarla çalışan çok sayıda spor kulübü bulunuyor. Resmî verilere göre yüzün üzerinde amatör spor kulübü var. Ancak faal olan kulüplerle birlikte bu sayının yaklaşık 230 civarında olduğunu düşünüyoruz. Bu kulüplerin her biri çok sayıda çocukla ilgileniyor. Kendi araştırmalarıma ve resmî olmayan verilere göre Eskişehir’de yaklaşık 30 bin çocuk, her hafta bir şekilde spor kulüplerinde, okul ve aile ortamının dışında yetişkinlerle vakit geçiriyor.
Yaklaşık iki yıldır Eskişehirspor altyapısıyla ilgileniyorum. Bu süreçte önemli bir ihtiyacı fark ettik. Deprem, yangın, sel gibi afetlere karşı risk planlarımızın olması gerekiyor. Ancak riskler yalnızca doğal afetlerle sınırlı değil. Çocukların birbirlerine karşı uygulayabileceği şiddet, bir yetişkinin çocuğa yönelik şiddeti, ihmal ve istismar gibi durumlar da değerlendirilmesi gereken riskler arasında yer alıyor.
Burada asıl mesele, herhangi bir olay yaşandıktan sonra harekete geçmek değil, olaylar yaşanmadan önce önleyici bir sistem oluşturabilmek. Biz de bu anlayışla yola çıktık. Bir sorunla karşılaşmadan önce ne yapacağımızı bilelim, somut eylem planlarımız ve atacağımız adımlar hazır olsun istedik.
Spor kulüplerinin kendilerine özgü riskleri de bulunuyor. Bunların başında yetişkinlerle çocuklar arasındaki güç dengesizliği geliyor. Bir antrenörün oyuncuyu kadroya alıp almaması, forma şansı vermesi, antrenman düzeni ve takım kaptanlığı gibi kararlar bu ilişkinin bir parçası. Elbette spor kulüplerinde disiplinin ve takım ruhunun olması gerekiyor. Ancak bu yapı, beraberinde bazı hassasiyetleri de getiriyor.
Uluslararası araştırmalar da çocukların antrenörleriyle güçlü bir bağ kurduğunu gösteriyor. Çocuklar çoğu zaman antrenörleri için oynuyor, antrenörleri için kazanmak istiyor. Dolayısıyla bir sorun yaşadıklarında bunu dile getirmekte veya şikâyette bulunmakta çekinebiliyorlar. Çünkü karşılarında sportif gelecekleriyle ilgili kararlar veren bir yetişkin bulunuyor.
Biz de bu nedenle çocukların yalnızca antrenörlerine bağlı kalmadan başvurabilecekleri bir mekanizma oluşturmaya çalıştık. Altyapıdan sorumlu yönetim kurulu üyelerinin ve ilgili yetkililerin de sürece dahil olmasını önemsedik. Çocukların yaşadıkları sorunları aktarabilecekleri, görüşlerini paylaşabilecekleri ve gerektiğinde destek alabilecekleri alternatif bir yapı oluşturmayı hedefledik.
Antrenörlerimizin de çok sayıda sorumluluğu bulunuyor. Bir yandan çocukların sportif gelişimleriyle ilgileniyor, diğer yandan onların sorunlarını dinliyor, okul başarılarını takip ediyor ve gerektiğinde aileleriyle görüşüyorlar. Bunun yanında kadro tercihleri ve sportif kararları da yine antrenörler veriyor.
Bu nedenle çocukların korunmasına yönelik başvuru ve değerlendirme mekanizmasının sportif kararları veren birimden ayrı tutulmasını önemli bir tasarım ilkesi olarak benimsedik. Böylece çocukların kendilerini daha rahat ifade edebilecekleri, sorunlarını çekinmeden aktarabilecekleri bir sistem kurmaya çalışıyoruz.
Bugün burada yalnızca saha içindeki futbol faaliyetlerini değil, spor kulüplerinin saha dışında çocuklara karşı taşıdığı sorumlulukları da konuşuyoruz.”





