Saadet Partisi Mihalgazi İlçe Başkanı Fahri Karabeli şu ifadeleri kullandı:

“Hem ülkemizin hem de güzel şehrimiz Eskişehir’in en can yakıcı meselelerini konuşmak, vatandaşımızın feryadına tercüman olmak için bir araya gelmiş bulunuyoruz.

Genel Başkanımız Sayın Mahmut Arıkan, son Meclis Grup Toplantımızda Türkiye’nin içine sürüklendiği yönetim krizini çok net bir şekilde özetlemiştir. Sayın Arıkan, ‘Enflasyonu TÜİK’le, siyaseti yargıyla dizayn etmeye çalışırsanız, bu millete en büyük kötülüğü yaparsınız’ diyerek gerçeklerin üzerinin örtülemeyeceğini vurgulamıştır.

Bizler de Eskişehir’den sesleniyoruz. Vatandaşın mutfağındaki yangını rakam oyunlarıyla söndüremezsiniz. Bizim derdimiz kağıt üstündeki başarılar değil, insanın onuruyla yaşayabildiği bir Türkiye’dir.

Önümüzde Kurban Bayramı var ancak emeklimiz bu bayramı büyük bir buruklukla karşılıyor. Açıklanan 4 bin TL bayram ikramiyesi, bugünün piyasa şartlarında maalesef bir bayram harçlığı bile değildir. Acı gerçek şudur ki bir emekli, bu ikramiyeyle kurban pazarına gittiğinde ancak bir kapora verebilir. Emekliyi kurban kesemez, torununa harçlık veremez hale getiren bu ekonomik düzen ne adalete ne de vicdana sığar. Bayram ikramiyeleri derhal, hiç değilse bir kurban hissesini karşılayacak seviyeye çıkarılmalıdır.

Eskişehir’imizde üreticimiz girdi maliyetleri altında ezilirken bir de topraklarını kaybetme tehdidiyle karşı karşıyadır. Şehrimizin en verimli tarım alanlarını, özellikle Sakarya Vadisi’ni kuşatan maden ruhsatları geleceğimizi tehdit etmektedir. Sarıcakaya ve Mihalgazi hattındaki doğa talanına karşı yargının verdiği iptal kararları bir zaferdir ancak tehlike geçmiş değildir.

Biz maden şirketlerinin kârını değil, Eskişehir’in toprağını, suyunu ve geleceğini savunmaya devam edeceğiz. Üretmeyen bir Türkiye bağımsızlığını koruyamaz. Verimli topraklarımızı ranta kurban etmenize asla izin vermeyeceğiz.

Saadet Partisi olarak çarşıda, pazarda, tarlada ve her sofrada adalet sağlanana kadar durmayacağız. Halkımız bu zorluklara mahkum değildir. Çözüm, ranta dayalı ekonomi değil, üretim ve adil paylaşımdır.

Biz sadece kendi soframızın derdinde olan bir hareket değiliz. Bugün kalbimiz sadece Eskişehir için değil, aylardır dünyanın gözü önünde katliama maruz kalan Gazze için, Kudüs için çarpıyor. Batı dünyası insan hakları maskesi altında bu vahşete sessiz kalırken biz buradan bir kez daha haykırıyoruz. Zulme rıza gösteren zalimdir.

Aynı zamanda bölge üzerinde oynanan kirli oyunların da farkındayız. İran’a yönelik saldırılar ve bölgemizi ateş çemberine çevirme çabaları, Büyük İsrail projesinin birer parçasıdır.

Milli Görüşçüler olarak bu hançeri görüyoruz. Bu saldırılar sadece bir devlete değil, tüm bölge barışına yapılmıştır. Bizler mazlumun yanında elif gibi dimdik durmaya kararlıyız.

Dışarıda bu acılar yaşanırken içeride de halkımız ekonomik bir yıkımla karşı karşıyadır.

Mayıs 2026’dayız. Mutfaktaki ateş sönmüyor, sönmek bir yana her gün daha da büyüyor. Emeklimiz marketin kapısından girmeden parası eriyor. Saraylarda lüks içinde yaşayanlar, pazar filesini dolduramayan annenin feryadını duymuyor olabilir ama biz duyuyoruz. Bizim siyasetimiz, faiz lobilerine değil, dar gelirliye nefes aldırma siyasetidir. Çünkü biliyoruz ki ekonomisi güçlü olmayan bir Türkiye, mazlum coğrafyalara da hakkıyla el uzatamaz.

Bakınız, Eskişehir’imizde de durum farksızdır. İşçimiz sahipsiz, emeklilerimiz sahipsizdir. Hak arayanın sesi kısılmak isteniyor. Ancak adaleti sadece mahkeme salonlarında değil, tarlada çiftçinin mahsulünde, fabrikada işçinin yevmiyesinde tesis edene kadar mücadelemiz sürecektir. Bizim anlayışımızda imtiyaz değil, adil paylaşım vardır.

Bizim görevimiz, bu büyük iradeyi Eskişehir’in her sokağına taşımaktır. Mihalgazi’den başlayarak çalınmadık kapı bırakmayacağız. Vatandaşımıza diyeceğiz ki, ‘Yalnız değilsiniz. Çare var, çözüm var, Saadet var.’”