Eskişehir’in Beylikova ilçesinde bulunan nadir toprak elementleri sahası, uzun süredir hem Eskişehir’in hem de Türkiye’nin gündeminde yer alıyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez, sahadaki çalışmaların hangi aşamada olduğunu ve bundan sonra izlenecek yolu ayrıntılarıyla anlattı.

AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez şu ifadeleri kullandı;

"Nadir toprak elementleri konusu, görevli olduğumuz dönemde biliyorsunuz pilot tesisi açmıştık. O günden bu yana da zaman zaman kamuoyunun gündemini meşgul eden bir husustur. Orada 694 milyon tonluk bir kaynağımız var. Dünyada tek sahada Çin’den sonraki en büyük alandır. Yaklaşık 18 civarında nadir element vardır. Bunların yarısı, yani 8 ya da 9 civarı Beylikova'daki sahamızda bulunuyor. Şu anda orada pilot tesis, çıkarılan cevherin zenginleştirilmesine yönelik Ar-Ge çalışmalarını sürdürmek amacıyla yapılmış bir tesistir. Şu an orada %90 oranında zenginleştirme yapılıyor. Fakat bu ürünlerin teknolojide kullanılabilmesi için %99’un üzerinde bir saflığa ulaşmanız gerekiyor. Bu aslında tüm mineraller için de böyledir.

Nerede kullanılıyor? Elektronik sanayiden enerjiye, savunma ve havacılık gibi çok kritik teknolojilerde ileri teknoloji bir şey üretiyorsanız bu ham maddelere ihtiyacınız vardır. Onun için de bakanlığımız bu pilot tesisten elde edilecek sonuçları değerlendirerek endüstriyel ölçekte bir tesisin projelendirme çalışmalarını yapacak. Sayın Bakan da açıkladı; bu Ar-Ge konusu ve endüstriyel ölçekte bir tesisin projelendirilmesi konusunda bu konuda deneyim sahibi Çin gibi ülkelerle iş birliği yapılabileceğini ifade etti.

Örneğin biz Bandırma’da bor karbür tesisi yaptık. Bor karbürü biz küçük ölçekte üretebiliyoruz fakat büyük ölçekte yani tonajlı miktarlara çıktığımızda o tesiste kullanılacak bazı kritik teçhizatı ithal etmek zorunda kalıyoruz. Nitekim orada Çin firması ihaleye girdi. Uluslararası bir ihalede Çin firmasının teklifi hem teknik açıdan hem de fiyat açısından uygun olduğu için orayı yüklendi ve şu anda o tesis yapılıyor. Buradaki tesis de belki buna benzer olabilir.

Ayrıca üniversitelerimizle de iş birliği yapıyoruz. Biz, bu konuda çalışan yaklaşık 8-10 kişiden oluşan bilim insanlarıyla bir çalışma ekibi kurmuştuk. Onların verdiği rapor da bize ışık tutmaktadır. Onlar da kısa vadede belki Türkiye’de endüstriyel ölçekte bir tesis yapma imkânı olamayacağını ama bu Ar-Ge çalışmaları ve pilot tesislerden elde edilecek sonuçlarla bunun yapılabileceği şeklindeki görüşlerini ilettiler.

Gelelim siyaseten tartışma konusuna. "Bunu başkaları mı alacak, işletecek?" gibi bir durum söz konusu değildir. Orası Eti Maden’dir, yani milli şirketimizdir. Biz bor ve türevlerini nasıl işletiyorsak ve üretiyorsak, Beylikova’da kurulacak tesislerin ve ürünlerin her türlü tasarruf hakkı da Eti Maden’e, dolayısıyla ülkemize ait olacaktır. Burada bir endişeye veya milletin kafasını karıştırmaya yönelik sorulara da fırsat vermemiş olalım. Burası hem Eskişehir’imiz hem de ülkemiz açısından son derece stratejik bir sahadır. Temennimiz ve arzumuz, kısa süre içerisinde orada endüstriyel ölçekte bu ürünlerle buluşmaktır.

Artık geçmişte petrol ve enerji kaynakları bir silah olarak kullanılıyordu. Bugün dikkat ederseniz nadiren bulunan bu tip elementlerin ve ham maddelerin temininde birtakım zorluklar yaşanıyor. Çin, hem rezervler açısından hem de sahip olduğu teknoloji açısından dünyada en büyük nadir element üreticisidir. Geçtiğimiz aylarda bir karar alarak bu konuyu stratejik gördüklerini ve hangi ülkeye, hangi amaçla ve ne miktarda ihraç edileceğine dair izinleri olmadan kimsenin ihracat yapamayacağını söylediler. Nitekim ondan sonra başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere ülkeler Çin ile temasa geçtiler; çünkü özellikle havacılık, savunma ve uzay sanayisinde buna ihtiyaç vardır. Sadece şunu söyleyeyim; bir F-35 uçağında yaklaşık 100 kg civarında bu tür elementler kullanılıyor. Mesela rüzgâr türbini üretiyoruz; onun çok kuvvetli mıknatısları vardır ve o mıknatıslarda kullanılan malzemeler yine nadir toprak elementleridir. Aslında baktığınızda bunlar bugünkü teknolojinin sınırlarını belirleyen malzemelerdir. Taş devri taş bittiği için bitmedi. İnsanoğlu tuncu, demiri ve bakırı buldu; birçok ürünü buldukça artık teknolojisini ileriye doğru üretiyor. İnşallah önemli olan, sizin de belirttiğiniz gibi bu teknolojiyi çıkarmak ve bunun kullanılacağı ara ile uç ürünleri üretmektir. Orada daha katma değerli ürünleri yakalayabiliriz."