ESKİŞEHİR HABER

Filiz Fatma Özkoç Eskişehir ve çevresindeki madencilik projelerine dikkat çekti

Filiz Fatma Özkoç, son yıllarda bölgede artan madencilik projelerinin doğa, su kaynakları ve tarım alanları için ciddi bir tehdit oluşturduğunu söyledi.

Abone Ol

Eskişehir Ekoloji Derneği Başkanı Filiz Fatma Özkoç şu ifadeleri kullandı;

"Hepimizin bildiği gibi son yıllarda üzerinde yaşadığımız topraklarımız hızla artan vahşi madencilik projeleriyle karşı karşıya. Bu projelere neden vahşi madencilik projeleri diyoruz? Çünkü bunlar doğanın sınırlarını tanımayan, bilimsel gerçekleri göz ardı eden, yöre halkının yaşam haklarını ellerinden alan projelerdir. Bu projelerin hepsi topluma doğal kaynaklardan faydalanma ve kamu yararı şeklinde sunulup perde arkasında ise tamamen uluslararası şirketlerle yerli sermayenin doğa üzerinde hâkimiyet kurarak doğa katliamı ve ekokırımdan başka bir şey değildir.

Son 2 yılda artık Eskişehir ve bölgesi de bu projelerden nasibini almış durumda. Alpagut, Atalan’da, Sarıcakaya’da, Mihalıççık’ta, Kaymaz’da altın gümüş maden projeleri; Odunpazarı, Demirli köyünde bentonit ocağı; Çukurhisar’da kalker, kil maden ocağı; Beylikova’da nadir toprak elementleri... Saydığımız bu projelerin hepsi şehrimizi, bölgemizi tehdit etmektedir. Bizler de bu durum karşısında sivil ve demokratik kitle örgütleri, sendikalar, meslek odaları, yöre halkı, siyasi partiler ve pek çok bireysel katılımcılarla birlikte 2004 yılında Doğa ve Yaşam Platformunu kurduk.

Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformumuzun tek amacı bölgenin ve şehrin ekolojik dengesinin korunması, doğal ve kültürel varlıkların zarar görmemesi, ormanların, su varlıklarının ve tarım alanlarının yok olmaması için hukuki ve toplumsal mücadeleler vermektir. Ve platform olarak 2 yıldır bu mücadeleyi güçlü bir şekilde veriyoruz ve bundan sonra da vereceğiz. Artık verilen bu mücadele bir maden meselesi gerçeğinden tamamen uzaklaşmış durumdadır. Çiftçilerin meselesi, kentlilerin su içme meselesi, gelecek kuşakların yaşam hakkı meselesi olmuştur.

Buradan bir kez daha güçlü bir şekilde Doğa ve Yaşam Platformu olarak sesleniyoruz. Şehrimizin ve bölgemizin doğa ve yaşam alanlarını şirketlerin ve iktidarların yağmalamasına ve ekosisteme geri dönülmez hasarlar vermesine izin vermeyeceğiz. Doğa, yaşam, özgürlük diyoruz."