ESKİŞEHİR HABER

Geçen yıl Mart ayında 46 liraydı, şimdi 78 lira; Nakliyatçılar isyan ediyor

Nakliyat-İş Sendikası Eskişehir Anadolu Şube Başkanı Ali Özçelik, artan mazot fiyatları ve maliyetlerin sektörü zorladığını, iş sayısının düştüğünü belirtti.

Abone Ol

Nakliyat-İş Sendikası Eskişehir Anadolu Şube Başkanı Ali Özçelik şu ifadeleri kullandı:

"Mazot bu seviyelere gelince işin dengesi bozuldu. Geçen yıl Mart ayında 46 liraydı, şimdi 78 lira. Nakliyecinin en büyük gideri zaten yakıt. Bu artış direkt belimizi büktü. Üstüne bir de bakım, lastik, yedek parça… Hepsi zamlandı. Yani sadece mazot değil, komple maliyet şişti.

Ama işin bir de şu tarafı var. Akaryakıta gelen zamlar sadece nakliyeciyi ilgilendirmiyor. Bu, iğneden ipliğe her şeyin zamlanması demek. Çünkü taşınmayan hiçbir ürün yok. Sen mazotu artırdığın anda, raftaki ürünün fiyatı da artıyor. Bu doğrudan vatandaşın cebine yansıyor.

Müşteriye yansıtma meselesine gelince… Tam yansıtamıyoruz. Rekabet çok sert. Herkes iş alabilmek için fiyat kırıyor. Sen maliyeti bire bir yansıtsan, işi başkası alıyor. O yüzden ya eksik yansıtıyorsun ya da gecikmeli yansıtıyorsun. Aradaki farkı kim ödüyor? Firma ödüyor, işçi ödüyor. Böyle bir sistem uzun süre gidemez.

Yaptığımız iş sayısında da düşüş var. Özellikle küçük firmalar çok zorlanıyor. Bunu sahada çok net görüyoruz. Garajlar araç dolu, kamyonlar yatıyor. İnsanlar iş bulamadığı için aracını bağlamak zorunda kalıyor. Sefer sayıları düşmüş durumda. Bu da doğrudan şoförün cebine yansıyor, kazanç sürekli düşüyor.

Sınır kapılarında uygulamalar eşit değil. Avrupa ve Asya tarafına giden bazı kapılarda mazotta ÖTV indirimi var, bu bir nebze nefes aldırıyor. Ama Irak tarafına giden kapılarda aynı uygulama yok. Yani aynı işi yapan nakliyeciler arasında ciddi bir maliyet farkı oluşuyor. Bu da rekabeti bozuyor, adaletsizlik yaratıyor.

Böyle bir tabloda, kazanamayan esnaf da şoför de ister istemez farklı yollara itiliyor. Bu şartlar, özellikle Irak hattında çalışan bazı kesimler açısından kaçakçılığı cazip hâle getiren bir zemin oluşturuyor. Kimse durduk yere böyle bir riske girmez ama sistem seni kazanamaz hâle getirirse, bu tür yanlışların önü açılır. Bu da hem sektör için hem ülke için ciddi bir risk.

Bir de önümüzde çok ciddi bir belirsizlik var. ABD ve İsrail’in bölgedeki çıkarları doğrultusunda yürüyen çatışma ortamı henüz bitmiş değil. Ne kadar süreceği belli değil. Bu da petrol fiyatlarının ve dolayısıyla mazotun her an yeniden sıçrama riski taşıdığı anlamına geliyor. Yani mazot fiyatları daha da artabilir. Sektör zaten zor durumda. Bu riskle birlikte tehlike daha da büyüyor.

Devletin mevcut destekleri bu yükü kaldırmaya yetmiyor. Bu iş artık pansumanla çözülecek noktayı geçti. Acil olarak mesleki kullanımda akaryakıt için özel bir sistem kurulmalı. Ya sabit fiyat uygulaması getirilmeli ya da doğrudan devlet desteğiyle maliyet aşağı çekilmeli. Nakliyeci, çiftçi gibi üretimin ve tedarik zincirinin temel unsurlarına ayrı bir akaryakıt politikası uygulanmalı.

Bunun yanında taban fiyat sistemi şart. Kimse maliyetin altında iş yapmaya zorlanmamalı. Küçük ve orta ölçekli firmalara güçlü finansman desteği sağlanmalı. Ve en önemlisi, bu süreçte işçinin hakkı korunmalı. Çünkü en büyük yük yine onun omzunda.

Nakliyat dediğin şey ekonominin damarıdır. Sen burada dengeyi kaybedersen, bu sadece nakliyeciyi değil, piyasadaki herkesi etkiler. O yüzden mesele sadece sektör meselesi değil, memleket meselesidir."