Tepebaşı Belediyesi CHP Meclis Üyesi Güler Ezgi Doğan Turan şu ifadeleri kullandı;

"Tepebaşı Belediyemizin faaliyetleri ve bütçeleri eleştirilirken aslında çok daha büyük bir mesele tartışılıyor: Nasıl bir yönetim anlayışını savunduğumuz. Çünkü siz rakamlara bakıyorsunuz, biz insan hayatına bakıyoruz. Belde evlerini, gençlik merkezlerini, kadın dayanışma alanlarını, yaşlı bakım merkezlerini bir gider kalemi olarak görüyorsunuz ya da az önce Ali Senih Güllü Bey'in dediği üzere boyama kitabı gibi. Ama biz oraya giren bir kadının hayatının nasıl değiştiğini biliyoruz. Gençlik merkezlerimizde akranıyla sohbet eden, ders çalışan gençlerimizin yeniden hayata umut bulduğunu biliyoruz. Ek derslere bütçe ayırmakta zorluk çeken ailelerin etüt merkezlerimizde aldığı derslerle aile bütçesini sarsmadan eksiklerini kapatan çocukların ailelerinin yük olmamasının sevincini biliyoruz.

Ama madem mesele yapmak, madem mesele hizmet; o zaman biraz da aynaya bakmak gerekir. Yatırım %4,5 diyorsunuz, az buluyorsunuz; yaparsa AK Parti yapar diyorsunuz. Peki, gerçekten yapıyor musunuz? Nüfus parametresini baz alarak minik bir araştırma yaptım, gelin birlikte bakalım. AK Partili Sultanbeyli Belediyesi seçimde 103 tane vaatte bulunmuş, geldiğimiz zamana kadar yerine getirdiği vaat sayısı sadece 14. AK Partili Aksaray Belediyesi 44 vaat veriyor, gerçekleşen 2. AK Partili Niğde Belediyesi 44 vaatle seçime girmiş, şaka değil; yerine sadece 1 vaat getirmiş. Şimdi soruyorum: Bu tablo yaparsa AK Parti yapar mı, yoksa söyler ama yapmaz mı?

Bizim yaptığımız sosyal hizmetleri eleştiriyorsunuz, hizmete ve mal alımlarına harcanan bütçeleri eleştiriyorsunuz. Vatandaşa hizmet etmek bedava olmuyor. Ahmet Başkanımız vizyon olarak Tepebaşı halkının refah ve mutluluğunu öncelik haline getirmiş bir belediye başkanıdır. Hizmet için harcanan bütçenin eleştirilmesi de abesle iştigaldir. Muhalefetin konforlu bölgesinde kolay eleştirmenin hafifliğine sığınıyorsunuz ancak siz verdiğiniz sözlerin arkasında bile duramıyorsunuz. Belediyemiz gelir sağlamak için satış yaptığında ve buna karşı olduğunuzdan her fırsatta söz ediyorsunuz ki durum böyle değil.

Bu yüzden devlet bütçesini dengelemek için yaptığımız özelleştirmelerden biraz bahsetmek istedim. Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilimiz Sayın İbrahim Arslan'ın gündeme getirdiği verileri takdirinize sunuyorum. Bu ülkede son yıllarda kamu varlıkları hızla elden çıkarılıyor. Son 5 yılda 46.000.000.000 TL'nin üzerinde özelleştirme geliri var. 2026 bütçesinde ise hedeflenen özelleştirme hedefi tam tamına 185.000.000.000 TL, sadece bir yıl için. Yani üretmeden, satmadan, varlıkları elden çıkararak bir ekonomi yönetimi. Burada gelip her seferinde satışlara itiraz eden siz meclis üyeleri, muhalefetin konforlu bölgesinden çıkıp bu özelleştirme bütçelerine de karşı çıktınız mı, insan merak etmeden duramıyor.

Özelleştirme konusunda Sayın Bülent Ecevit'in "kamu yararı esastır" diyen yaklaşımını benimsemeyebilirsiniz ama Sayın Süleyman Demirel'in "devletin elindeki stratejik varlıklar hoyratça satılamaz" anlayışını da mı unuttunuz? Tüm bu özelleştirmelere rağmen sonuç ortada: Vatandaş geçinemiyor, gençler umutsuz, emekli ayakta kalamıyor. İşte tam da bu yüzden biz Tepebaşı Belediyesi olarak Sayın Başkanımız Ahmet Ataç önderliğinde sizlerden farklı bir yol seçiyoruz. Çünkü vatandaş zor durumdaysa belediye geri çekilmez.

Biz belde evleri açıyoruz çünkü insanlar yalnız kalmasın diye. Etüt merkezleri açıyoruz çünkü çocuklar eğitimde fırsat eşitsizliğine teslim olmasın diye. Biz kadın dayanışma merkezleri açıyoruz çünkü İstanbul Sözleşmesi'nden çıkanlara inat kadınlar hayattan kopmasın diye. Alzheimer merkezleri açıyoruz çünkü deneyimli vatandaşlarımız hayatlarının sonbaharlarını huzurla geçirsin diye. Siz vaat diyorsunuz, biz toplum diyoruz; siz rakam diyorsunuz, biz insan diyoruz. Ve açık söyleyeyim, bu hizmetleri sadece vaat ve faaliyet üzerine eleştirmek bu kentin insanını görmemektir. Bizim eksiğimiz hizmet üretmek değil, belki bunu sizin daima yaptığınız gibi algı yaratarak yapmamak olabilir ama. Üstelik şunu da görmek gerekir: Tasarruf tedbirlerinin gölgesinde, tüm kısıtlamalara rağmen hala yatırım yapmaya çalışan, Tepebaşı halkı için gece gündüz emek veren bir belediye yönetimini bu kadar acımasızca eleştirmek en hafif tabiriyle hakkaniyetli değildir. Tepebaşı halkı gerçeği biliyor çünkü burada gerçekten hayat var ve o yüzden bu kentte insanlar boşuna söylemiyor, hayat Tepebaşı'nda."