İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan şu ifadeleri kullandı:

"Eskişehir'de her gün kaos, her gün skandal bir haberle güne uyanıyoruz. Maalesef 25 yıllık ceberut iktidarın getirmiş olduğu yozlaşma, ayrışma ve kutuplaşma içerisinde biz, iyiler ve cesurlar olarak göreve geldiğimiz günden itibaren Eskişehir'de gerek milletimizin, halkımızın, sokaktaki vatandaşımızın gerekse ulusal boyutta kamuoyunun beklentileri ve halkın talepleri doğrultusunda gerekli açıklamaları ve saha çalışmalarını sürdürüyoruz.

Yerinde, doğru, ulaşılabilir ve vatandaşın dili olarak hareket etmeye devam ediyoruz.

Maalesef mevcut iktidarın il başkanı da mevcut ana muhalefetin il başkanı da magazinsel haberlerle gündeme gelmeye devam ederken biz, gerek ilçe teşkilatlarımız gerekse il teşkilatımızla birlikte kamuoyuna gerçek odaklı, milletin istediği haberleri yansıtmaya devam ediyoruz.

Geçen hafta Odunpazarı İlçe Başkanımız Gürol Yer yapmış olduğu bir açıklamaya Adalet ve Kalkınma Partisi İl Başkanından skandal bir cevap gelmiştir.

Kendisi bu konuyla ilgili gerekli açıklamayı yapacaktır. Fakat ben burada kendisine sözü bırakmadan önce birkaç konuya değinmek istiyorum.

Bugün baktığımızda Adalet ve Kalkınma Partisinin Eskişehir'e kazandırdığı hizmetlerin tablosunda konut ve betonlaşmadan başka bir şey göremiyoruz. Onlar da TOKİ ile övünerek hareket ediyorlar.

Diğer taraftan baktığımızda, 2017 yılından beri yapımına başlanmış, hâlâ 15 kilometresi tamamlanmış, ölüm yolu olarak adlandırılan Alpu-Mihalıççık-Beylikova yolunun durumu ortadadır.

Seyitgazi-Kırka yolu da aynı durumdadır. Bugün kırsal ilçelerimizden Mihalgazi-Sarıcakaya yoluna baktığımızda, 31 kilometrelik yolun yaklaşık yedi senede 15 kilometresinin tamamlandığını görüyoruz.

Diğer taraftan, “Yol medeniyettir.” derken kuzey ve güney çevre yolu projeleri adı altında Güney Çevre Yolu Projesi kaldırılmış, yerine Kuzey Çevre Yolu yapılacağı söylenmiştir. Projelerin hazırlandığı ifade edilirken bu yol da çevre yolu olma niteliğinden çıkarılmış, birilerine peşkeş çekilmiş ve projeler hazırlanmaktadır.

Diğer taraftan yine kamuya ait olan ancak sanki iktidarın kendi mülküymüş gibi gösterilen çalışmalar bulunmaktadır. Yakın zamanda, haziran ayından beri “Temmuzda başlıyoruz, ağustosta başlıyoruz.” denilerek Halkboyu ve Tepebaşı bölgesindeki çalışmaların durumu da ortadadır.

Diğer bir noktaya baktığımızda Eskişehir; bilinçli, duyarlı, kendini bilen, gerçekten çağdaş, medeniyetle gelişen ve yaşayan bir şehirdir.

Bu tabloya baktığımızda, 2026 yılı içerisinde hepimiz gördük ki Sivrihisar'daki devlet hastanesinin yerinin özelleştirilmesiyle ilgili duruma bütün milletimiz ve Eskişehirli hemşehrilerimiz tepki göstermiştir. Bu tepkiler karşısında karar geri çekilmiş ve Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

Aynı durum, biraz hafızalarımızı tazelersek, 2007 yılında da yaşanmıştır. İlçe başkanımız da bu konuya değinecektir.

2007 yılında Eskişehir'in göz bebeği olan Kazım Taşkent Şeker Fabrikası, yani Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Eskişehirlilere armağan ettiği bir yer, diğer birçok ilimizde yapılan özelleştirmeler gibi özelleştirilecekti.

2007 yılında yine Eskişehirli hemşehrilerimizin tepkisiyle bu durum ertelendi. Şimdi ise Adalet ve Kalkınma Partisi İl Başkanı ve bazı çevreler tarafından bu konu yeniden dillendirilmeye başlanmıştır.

Bakın, ben buradan şunun altını çiziyorum: İyiler ve Cesurlar Hareketi olarak göreve geldiğimiz günden itibaren sahada yaptığımız çalışmalarda kamuoyunu yanıltıcı bilgilerle, yalan, yanlış, asparagas ya da magazinsel haberlerle gündeme gelmek istemedik.

Eskişehir'de mevcut iktidarın ve mevcut belediyelerin yapamadıklarını, eksikliklerini yerinde eleştirirken öneri ve tavsiyelerde de bulunduk. Yapmış oldukları doğru işleri de yerinde ve zamanında takdir etmeyi bildik.

Biz, İyiler ve Cesurlar Hareketi olarak bu memlekette iyilerin adına hizmet etmeyi kendimize şiar edinmiş neferleriz.

Bugün de böyle olacağız, yarın da milletimizin yanında olacağız.

İlçe başkanımıza karşı söylemiş olduğu sözü kendisine iade ediyor, bu ifadeleri kınıyorum.

Biz boş konuşmayız, kendileri boş yapmasınlar. Millet açlıkla, sefaletle boğuşurken kendi gündemlerini kurtarmaya çalışmasınlar."