İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer şu ifadeleri kullandı:

"Yeni girdiğimiz 2026 yılının şehrimize, ülkemize ve insanlarımıza huzur, bereket ve sağlık getirmesi temennisiyle sözlerime başlıyorum.

Geçtiğimiz hafta eksi 9 derece soğukta Merkez PTT önünde, kurumun kapatılıp yeniden düzenlenmesiyle ilgili alınan kararlarda yerel siyasetin oldukça etkili olduğunu belirtmiştik. Bu anlamda Eskişehir’de konu muhataplarının yalnızca hemşehrilerimize nasihat verdiklerini ifade etmiştik.

Sonrasında yapılan açıklamaları takip ettik. Umut verici gelişmelere sevindik; ancak bunların yeterli olmadığını düşünerek esas muhatapların bu konuda somut bir adım atmasını bekledik.

Bahsettiğimiz gibi Eskişehir’in bağlandığı 4. Bölge Müdürlüğü kapsamında; Ankara, Bolu, Kastamonu, Çankırı ve Kırıkkale’ye bağlanma ya da bu illere nakil olma ihtimali, insanlarda ciddi bir tedirginlik yaratmıştır. Gelişmeleri “acaba bir şeyler değişir mi?” umuduyla izledik.

Ancak gelinen noktada PTT bölgelerinin netleştiği ve açıklandığı anlaşılmaktadır. Yani atı alan Üsküdar’ı geçti. Kazanım elde eden iller kendi siyasetçilerine teşekkür ederken, bizim sorumlu siyasetçilerimiz bize nasihat vermekle yetinmiş ve hareketsiz kalmaya devam etmiştir.

Ne diyelim, Eskişehir bir kez daha kaybetti. Listeye kayıp bir kurum daha eklendi. Takdir kamuoyunundur; uyuyanlar unutulmayacaktır, diyoruz.

Değerli katılımcılar, şimdi esas bahsedeceğimiz konuya gelmek istiyorum.

3 Kasım 2002 baz alınıp “Yeni Türkiye” türküsüyle; bu ülkede, bu şehirde Cumhuriyet mirası olan, şehirle özdeşleşmiş köklü ve efsane kurumlar gözümüzün önünden birer birer kayboldu, gitmeye de devam ediyor. Bunun günlük yaşamda ne kadar farkındayız bilmiyoruz; ancak biz hatırlatmak istedik.

Giden kurumlarla birlikte vatandaşa hizmet anlayışı de bitti, vatandaşa karşı devlet vicdanı da gitti, inisiyatif de ortadan kalktı. Yapmacık söylemler ve hizmet üretmemek ekseninde, küresel düşüncenin esareti oluşturularak; yandaşlara ya da çok uluslu şirketlerin inisiyatifine insanlarımız, evlerimiz, arabalarımız ve hakkımız olan hizmetler teslim edildi.

“Vatandaş faturasını ödesin, hizmeti bize bıraksın” anlayışıyla insanlar çaresizliğe itilmiş ve yalnız bırakılmıştır.

Şimdi hatırlatıyor ve soruyoruz:

Bu şehirde Sümerbank fabrikası ve mağazaları vardı. Aldığınız ürünü bir ömür kullanırdınız. Nerede şimdi Sümerbank?

Süt Endüstrisi Kurumu vardı. Organize Sanayi’ye girince solda kalan, şimdi bir marketin deposu olan tesis… Nerede şimdi SEK?

Köy Hizmetleri Bölge Müdürlüğü vardı Eskişehir’de. Hatırlıyor musunuz?

Orman Yolları Müdürlüğü vardı. Ne oldu bu efsane kurumlara?

Önce Cer Atölyesi, sonra ELMS, ardından TÜLOMSAŞ…
Şimdi merkezi Ankara’da.
Alınacak temizlik malzemesine bile Ankara’nın karar verdiği TÜRASAŞ…

Zirai Donatım Kurumu vardı. Çiftçiye uzun vadeli tarımsal ve hayvansal ekipman sağlayan, traktör üreten bir kurumdu. Nerede TZDK, haberi olan var mı?

Et Balık Kurumu vardı, Muttalip’te. Ne oldu Et Balık’a, bilen var mı?

Tekel Başmüdürlüğü vardı. Akıbetini bilen var mı?

Türk Standartları Enstitüsü vardı bu şehirde. Şimdi nerede, haberi olan var mı?

Devlet İstatistik Enstitüsü vardı. Nerede?

Basın İlan Kurumu, İstinaf Mahkemeleri Bursa’ya gitti.
Basın Yayın ve Enformasyon Müdürlüğü Afyon’a bağlandı.
Tarihimiz, kültürümüz, vakıflarımız her işlemde Kütahya’ya bağlandı. Biliyor musunuz?

TEDAŞ vardı, efsaneydi. Şimdi özel sektör oldu. Ulaşabilen var mı bu kuruma?

Telekom daha önce PTT bünyesindeydi. Sonra bir Lübnanlıya peşkeş çekildi. İçi boşaltıldı, değerleri satıldı. Ardından alacaklı bankalar geri aldı. Bugün Telekom’un şehir merkezinde bir direk dikecek, internet sağlayacak mecali kalmadı. Buna itiraz edebilen var mı?

Karayolları meselesine gelince…
Eskişehir karayollarında öyle trajik bir durum var ki, inanırsanız güleceksiniz.

Şehrimizdeki tüm karayollarının yatırım, bakım ve müdahalesi Ankara İl Müdürlüğüne bağlı. Bu müdürlüğün altında, Eskişehir’den sorumlu yalnızca bir şef bulunuyor. Oysa bildiğimiz kadarıyla şeflikler ilçeler için kurulur ve il müdürlüklerine bağlıdır.

İmza yetkisi olmayan bir şeflikle Eskişehir yönetilmeye çalışılıyor. Bu şehirde siyaset yapan, söylem üreten muhteremler bu durumu biliyor mu diye soruyoruz.

Nüfusu 1 milyona yaklaşan, 2.678 km² yüzölçümüne ve 911 km devlet karayolu ağına sahip Eskişehir’e bir şef bakmaya çalışıyor; ama bakamıyor.

Geçtiğimiz hafta söylemiştik: Siyaseten bazıları Eskişehir’i ilçe olarak görmeye devam ediyor.

Logo tasarlamakla, yapay zekâya şarkı söyletmekle bu işler olmuyor. Bize icraatla gelin. Halkın size verdiği emanete sahip çıkın. Karayollarını çalıştırın, şehir içindeki yan yollara baktırın.

Telekom’u çalıştırın; çekmeyen interneti, salkım saçak kablo görüntülerini toparlatın. OEDAŞ’ı çalıştırın, karanlık sokakları aydınlatsınlar.

Eskişehir’den giden kurumları geri getirin. Boş duran millî emlak alanlarını yandaşa değil, vatandaşa açın. Açtığınız yerlere bakamıyorsanız, bakabilecek olanlara bırakın.

Hiçbir şey yapamıyorsanız; yıllardır Ankara Demirspor’a para aktarılan hızlı tren otoparkını Eskişehir Demirspor’a ya da Eskişehirspor’a tahsis ettirin de etkinizi görelim.

Değerli katılımcılar, bunlar anlattıklarımızın yalnızca küçük bir bölümüdür.

2026 yılına, 26’yı kabulümüz nedeniyle ayrı bir anlam yüklendi. Ey muhataplar; olumlu, ılımlı işler ve gerçek icraatlarla şehir gündemine gelin. Gerçek neyse onu yapın.

İnsanlarımız artık kavgalarınızdan, boş söylemlerinizden, çekişmelerinizden ve birbirinizin eksiklerini aramanızdan bıkmıştır.

Sayın Kayıkçılar… İnsanlar hizmet bekliyor. Şehre ve kendilerine sahip çıkılmasını istiyor. Bu beklenti hem hükümetin hem de yerel yönetimlerin, dolayısıyla şehir siyasetçilerinin boynunun borcudur.

Akıl başa gelsin, Eskişehir kazansın diyor; katılımınız için teşekkür ediyoruz."