Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir şu ifadeleri kullandı;
“Temmuz ayı enflasyon verileri, TÜİK’e göre aylık yüzde 1,78, yıllık ise yüzde 31,75 olarak açıklandı. ENAG verilerine göre ise aylık enflasyon yüzde 3,07, yıllık enflasyon ise yüzde 50,49 seviyesinde gerçekleşti.
Görüyoruz ki iki kurumun açıkladığı veriler arasında yaklaşık yüzde 80’e varan bir fark bulunuyor. Ancak halkın içine girdiğiniz zaman bu verileri çok daha net hissediyorsunuz, hatta iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Çünkü dün 5 liraya aldığınız bir ürünü bugün aynı fiyata alamıyorsunuz. Bunlar hayatın gerçekleri.
Bu gerçeklerle yüzleşmek istemeyen hükümet ise ülkeyi sürekli para politikalarıyla yönetme telaşında. Üretimden uzaklaşılmış durumda ve ülke fiilen ekonomik bir ambargonun içerisinde bulunuyor. Toplum, maalesef istediği hayatı hiçbir şartta yaşayamıyor.
Akaryakıt zamlarına baktığımızda mazot fiyatlarının 84 liraya ulaştığını görüyoruz. Bununla birlikte birkaç tablo üzerinden örnek vermek istiyorum. 2002 yılında hükümetimizin göreve geldiği dönemde Türkiye’nin bazı alanlardaki dünya sıralaması, Sayın Cumhurbaşkanımızın 400 milletvekili istediği 7 Haziran 2015 seçimleri dönemindeki durumu ve bugün geldiğimiz nokta karşılaştırıldığında dikkat çekici sonuçlar ortaya çıkıyor.
Özellikle alım gücü açısından Türkiye, 2002 yılında dünya sıralamasında 78’inci sıradaydı. 2015 yılında 68’inci sıraya yükselerek olumlu bir ivme yakalamıştı. Ancak geldiğimiz son süreçte, özellikle 2017 başkanlık referandumunun ardından yaşanan gelişmeler nedeniyle bugün alım gücü sıralamasında 90’ıncı sıraya kadar gerilemiş durumdayız.
Beslenme konusunda da benzer bir tabloyla karşı karşıyayız. Vatandaşın en temel ihtiyacı olan gıdaya erişim açısından Türkiye, 2002 yılında 75’inci sıradayken 2015 yılında 62’nci sıraya yükselmişti. Bugün ise maalesef 95’inci sırada bulunuyor. Bu değerlendirmelerde Güney Kore ve Polonya ile kıyaslama yaptık. Zaten uluslararası araştırma kuruluşları da benzer standartlar üzerinden değerlendirme yapıyor.
Barınma alanında ise Türkiye, 72’nci sıradan 110’uncu sıraya kadar gerilemiş durumda. Akaryakıt alanında da 2002 yılında 82’nci sırada bulunan Türkiye’nin bugün 87’nci sıraya düştüğünü görüyoruz. Akaryakıtın üretim açısından önemini düşündüğümüzde, özellikle tarım sektöründe faaliyet gösteren çiftçilerimizin hangi zorluklarla karşı karşıya kaldığını anlamak büyük önem taşıyor.
Asgari ücretle bir ayda ne kadar dizel alınabildiğini de değerlendirdik. Türkiye, gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında dünya sıralamasında oldukça geride yer alıyor. Bugün brüt asgari ücretle yalnızca 446 litre dizel alınabiliyor.
Burada görülmesi gereken gerçek şudur. Sayın Cumhurbaşkanımız her gün ülkenin çok iyi durumda olduğunu ifade ediyor. Ancak sahadaki tablo bunun tam tersini gösteriyor. Hukuk başta olmak üzere birçok alanda yaşanan sorunlar nedeniyle hükümet, ülkeyi çok sıkıntılı bir sürece sürüklüyor.
Esnafın durumu ortada. Maliye baskıları ve fahiş kira maliyetleriyle mücadele ediyor. Çalışanların durumu ortada. Yüksek kiralar ve gıda enflasyonu altında eziliyorlar. Tarımsal üreticinin durumu ortada. Girdi maliyetleri, enerji ve akaryakıt fiyatları üretimi zorlaştırıyor. Sanayicinin durumu da ortada. Enerji ve akaryakıt maliyetleri yükselirken, üretilen ürünlerin dünya pazarlarında rekabet edebilmesi giderek zorlaşıyor. Hukuki güvencelerin yetersizliği de bu sorunları daha da derinleştiriyor.
Emekliler gıda enflasyonu altında eziliyor. Memurlar ise maaşlarının her geçen gün erimesinden ve enflasyona yenik düşmesinden yakınıyor.
Gelinen noktada tablo nettir. Bu sorunlar yalnızca TÜİK verileriyle açıklanabilecek sorunlar değildir. Hayatın içinde birçok problemle mücadele etmek zorunda kalan ve her geçen gün elindeki imkânları kaybeden bir Türk milletiyle karşı karşıyayız.
Yaşam kalitemiz her geçen gün düşüyor. Bu düşüş ise beraberinde ahlaki ve vicdani yozlaşmayı da getiriyor. Bugün yaşanan ahlaki ve vicdani yozlaşmanın temel sebeplerinden biri, ekonominin geldiği noktadır.
Bu nedenle hükümeti bir kez daha doğru ekonomik politikalar uygulamaya davet ediyoruz. Zafer Partisi ise milli odaklı çalışmalarını sürdürerek ilk fırsatta milli ekonomiyi yeniden tesis edecek ve Türk milleti bu sıkıntılı düzenden kurtulacaktır.”




