Sağlık-Sen Eskişehir İl Başkanı Hasan Hüseyin Köksal şu ifadeleri kullandı;
"Gündemimizde birçok madde var. Bununla ilgili sizleri bilgilendirmek için bugün buradayız. Ben öncelikle Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün ifade ettiği gibi, "Basın milletin müşterek sesidir." sözünden hareketle halkın doğru bilgiye ulaşması için gece gündüz fedakarca çalışan ve bizleri kırmayarak buraya gelen bütün basın emekçilerine çok teşekkür ediyorum. Bugün sadece basınla beraber bir araya geldiğimizde şehrimizin sağlıkla ilgili sorunları, çalışanların dile getirmek istediği sıkıntılar, görülmeyen ve duyulmayan onlarca sorunumuzu dile getirip tekrar mayıs ayında sizlerin aracılığıyla hem siyasete hem bürokrasiye hem bize bilgi ve destek verecek bütün kurum ve kuruluşlara buradan ses olmak istiyoruz.
Ciddi manada sağlık çalışanları ülke genelinde ciddi problemler yaşıyor. Gündemde de biliyorsunuz Eskişehir ile ilgili çok ciddi dile gelen sorunlar var. Bunlarla ilgili biz sağlık çalışanlarının artık Eskişehir'de sayısal manada sayımızın yetmediğini ifade etmek istiyoruz. Her gün yeni bir sağlık kuruluşunda yeni bir birim açılışına şahitlik ediyoruz ancak Sağlık Bakanlığının stratejik personel atamada personel dağılımını düzgün yapmadığını, ihtiyaca binaen değil talebe göre dağılım yaptığını görüyoruz. 2026 yılının mayıs ayı gelmesine rağmen sıfır atama hiç yapılmaması, her gün yeni açılan sağlık tesislerindeki istihdamın giderek artması ancak talebe karşılık hiç atamanın yapılmaması sağlık çalışanları üzerinde büyük bir yük oluşturuyor.
Buradan bütün Eskişehirlilere anlayacağı dilden 3-5 örnekle bunu özetlemek istiyorum. Bizim şu andaki hizmet veren 10.014 sağlık çalışanı gözüküyor. Bunun 4000 tanesi genel hizmette çalışan arkadaşlar; temizlik, güvenlik, çamaşırhane ve sosyal olarak bizim idari anlamda teknik servis alanında destek olan kişilerdir. Bunun sadece 6000 tanesi sağlık hizmetinde aktif görev yapıyor. Bizim şunu buradan söylememiz gerekiyor; o kadar çok ağır iş yükü altında çalışıyoruz ki artık her 10 çalışandan 2 tanesi engelli problemi yaşıyor. Artık engeli var, çalışamıyor, nöbet tutamıyor. Son dönemde ne yazık ki üzülerek beyan etmek istiyorum, 2026 yılı aile yılı biliyorsunuz. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından ilan edilmiş aile yılı olarak birçok destek açıklanıyor ama en çok boşanmanın ve aile kopmasının olduğu tek ebeveyn sistemine geçilen yer sağlık sistemine doğru evriliyor.
Eskişehir'de belli bir sayıda sağlık çalışanı gözüküyor ama bunun 10 tanesinden 2 tanesi nöbet tutamaz ve sağlık sisteminde çalışamaz raporuna sahip. Yani bu sizin otomatikman %20'lik güç kaybınıza sebep oluyor. Şimdi bugün şehrimizde Osmangazi Üniversitesi hizmet veremeyecek durumdaki sağlık çalışanı sayısıyla buradan İl Sağlık Müdürümüze bir çağrı yapıyoruz. Bütün basınla beraber bütün Eskişehir'in önünde bir kez daha çalışma koşullarının artık hukuki olarak bağlayıcı düzeyde hata yapıldığını ve göz yumulduğunu beyan ediyoruz buradan. Çünkü Sağlık Müdürlüğüne defaten söylememize rağmen yoğun bakımda, 3. basamak yoğun bakımda bir kural var değerli basın emekçileri; 2 yatağa yani 2 tane hastaya 1 hemşire bakma zorunluluğu var. Bu Osmangazi Üniversitesi'nde birim birim 4 yatağa 1 hemşire, 5 yatağa 1 hemşire şeklinde çalışılıyor.
Bu neyi getiriyor? Başınıza gelene kadar sağlık sistemiyle ilgili hiçbir sorun yaşamazsınız, hiçbir şeyi görmezden gelebilirsiniz. Ne zaman ki anneniz babanız bypass geçirir, ameliyata ihtiyacı olur, kanser hastası olur; o zaman sağlık sistemindeki sıkıntıları daha net, göreceli halde birebir yaşayarak görebilirsiniz. Buradan "bizim haberimiz yok, bize kimse iletmedi" diyenler için tekrar ediyorum. Duymayanlar için; Osmangazi Üniversitesi'nde çalıştırılan sağlık sistemi hukuksuz. "YÖK bize bağlı değil, ben ne yapabilirim" diyenlerin 2 seçenekleri var: Ya görevlerini bırakacaklar ya Eskişehir'deki sağlık sistemini yönetmekten vazgeçecekler. Çünkü burada bakılan hasta açısından da trajik bir konumda sıkıntı var. Yani bugün sizin hastanıza 2 hastaya 1 hemşire düşmesi gerekirken böyle bir kritik durumdayız. Burada neyi tetikliyor? Hastane enfeksiyonunu tetikliyor, bakımla yaşanan sorunu tetikliyor.
Biz "bizim haberimiz yoktu, bize kimse söylemedi, bize bir başvuru yapılmadı, biz böyle bir sorun yaşandığını bilmiyorduk" diyenlere buradan biz söylemiş olalım. Şimdi her bakanlığın bir çalışma politikası var. Son günlerde görmüşsünüzdür, Hakkari'de bir sağlık çalışanı, Aile Sosyal Hizmetlerde bir psikolog kardeşimiz bıçaklı bir saldırıya uğradı ve görevi başında bıçaklandı. Bugün kurumda öğretmenlerimiz saldırıya uğruyor, öğrenciler saldırıya uğruyor, sağlık çalışanı saldırıya uğruyor. Şimdi bunun yanında Aile Bakanımızın danışmanı kendisi bir proje geliştiriyor ve diyor ki: "Sağlık yaşam riskiyle alakalı bir çalışma yapalım, evlere ankete gidelim." Siz kurumdaki bir çalışanın güvenliğini sağlayamazken hangi eve gideceği, hangi huzursuz olduğu bölüme gideceğini bilmediğiniz bir eve anket yapması için personel görevlendiriyorsunuz.
Türkiye'de siyasilerimizin anketlere falan ihtiyaç duymaması lazım. Sağlıklı bir şekilde sokağa çıktığınızda Türkiye'nin durumu zaten ortaya çıkıyor kendiliğinden. Biz hastaneleri her gün geziyoruz. Eskişehir'de Günyüzü'nden Seyitgazi'ye, Sarıcakaya'dan Mihalgazi'ye bütün sağlık ocaklarında hizmet veren ATT paramedikten hemşiresine, ebesine, laboratuvar teknisyenine 39 meslek grubunu sadece 10 dakika çay ve kahve süresince "merhaba nasılsın"la başladığınızda ekonomik durumunu ölçebiliyorsunuz. İhtiyaç ve taleplerini görebiliyorsunuz. Bunlar için anket yapmanıza, Türkiye'nin ahvaliyle ilgili çalışma yapmanıza hiç gerek yok. Bununla ilgili insanlara herhangi bir telefon altyapı çalışması yapmadan, "hadi 2026 Cumhurbaşkanımıza biraz daha şirin gözükelim" diye proje hazırlayıp bunu da sadece basına tanıttıktan sonra arkasından ne olacağı bile belli olmayan bir yerde Eskişehir'de bile 5000 başvuru var. Elinizde 10 tane personel var. Kimin evine gideceksiniz araştırma yapacaksınız? Gittiğiniz evleri bilmiyorsunuz ve şu anda karşılaştığınız ikinci aşamasını bilmiyorsunuz. Bununla ilgili onlarca örnek var.
Şehrimizde sağlık çalışanı sayısı yetiyor mu? Yetmiyor. Geçen canlı yayında da anlatmıştım, buradan tekrar dile getirmek istiyorum. Eskişehir sağlık sistemi neden Türkiye ortalamasının üzerinde gözüküyor? Çünkü bizim Mahmudiye Devlet Hastanesi diye bir ibare var. Seyitgazi'de yeni açılan Kırka Sağlık Ocağı'nın üzerine kocaman Devlet Hastanesi yazıyor. İşte Mihalıççık'ta Devlet Hastanesi yazıyor. Ancak biz bunların yukarıda yatak sistemi gözüküyor ama ne yoğun bakım ne de yatak hizmeti vermiyoruz. Bu yatakların hepsini topladığımızda 150-200 tane yatak yapıyor. Şehrimizde 3 tane 4 tane özel hastane hizmeti veren yerler var ancak bu özel hastaneler işin sadece şov kısmında varlar, devlet hastanesinin yükünü almıyorlar. 2 tane Osmangazi Üniversitesi var. Sözde gerçekten 10 yıl öncesine gidersek şehrimizde bütün herkes operasyon olacağı zaman, A sınıfı bir ameliyat olacağı zaman Osmangazi Üniversitesi'ne giderdi. Şimdi oradan Şehir Hastanesi'ne bir göç var.
Şehrin yükü ve yürütücü gücü sadece Şehir Hastanesi kalmış elinizde. Destekçi gücün Yunus Emre Devlet Hastanesi ama masada elinizde 3 tane özel hastane var ancak yoğun bakım olarak şehrin yükünü almıyor. Ciddi bir ameliyat sonrası komplikasyon geliştiğinde özel hastaneler de devlet hastanesine sevk yapmak için kapınızda bekliyor. Bakın buradan bütün Eskişehirlilere siyasi bir slogan oluşturmadan bu şehrin geleceği için hastane altyapısının ve sağlık çalışanı sayısının yetmediğini tekrar ediyorum burada. Çünkü artık sağlık çalışanı işe gelirken ayakları geri geri gidiyor. Sağlık çalışanı artık işe gelmek istemiyor. Bugün evinden 15 gece, 16 gece ayrı kalmış bir hemşireyi, bir ebeye, bir sağlık çalışanını siz aile olarak, anne olarak göremezsiniz. Evine 16 gece iş yerinde geçiren bir kişiden evinde mutluluk bekleyemezsiniz. Aile portföyü 2026 aile yılında en çok darbeyi sağlık çalışanları yemiş oluyor. Şimdi siz bu çalışma sistemindeki birinin evlendikten sonraki aile performansından nasıl mutlu olmasını bekliyorsunuz?
Bu yanlışı dile getirdiğimizde bizi yandaş veya karşıt olarak birçok kişi yorumlarda yazıyor, çiziyor, bir şey yapıyor. Ben Eskişehir'de yaşayan, Eskişehir'de kazanan, Eskişehir'de yaşlanan bir kardeşiniz olarak şu anda ülkemizin en büyük yaşayacağı sorunların başında olduğunu söylüyorum. Bugün ülkemizin en büyük sisteminde Aile Sosyal Hizmetler Bakanlığı şu anki gündemimizle beraber 15 yıl geriden geliyor. Bugün huzurevlerindeki sıramız en az 450 kişi sırada bekliyor. Yani artık toplum anne baba kültüründen çekirdek aile kısmından ayrışmış, artık bireyselleşmiş durumda.
Bugün İngiltere’de, Almanya’da, Amerika’da sağlık sistemi ücretsiz bir sağlık sistemi değil. Türkiye’de her şey ücretsiz verilmeye çalışılıyor. Buradan bir sağlık sistemi üzerinden siyasi bir, evet büyük bir oy kaygısı olabilir ama sağlığı ücretsiz verirseniz kalitesini koruyamazsınız. Yani bir kişi, bir ay içinde 4 tane uzman doktora gidiyor, randevu alıyor. Yani bunun artık karşılanabilirliği yok. Veya çıktığınızda bürokratlarımız bu çok hataya düşüyorlar.
Biz 10 milyon hastaya baktık. Bakın Eskişehir’de ben Yaşar Bey’in bazen ara ara bakıyorum şeylerine. 5 milyon kişiyi muayene ettik, 10 milyon insana şunu yaptık. Arkadaşlar bizim nüfusumuz 930.000 ya, demek ki hasta bir topluma sahibiz Eskişehir olarak. Bu kadar insan dönüp dönüp 30 milyon insanı nasıl muayene ediyoruz 6 ay içinde? Yani böyle bir döngüde tam tersi bürokratik yapıda şuna çalışmamız lazım: Bizim 11.000 hastamız vardı, bunu 9.000’e düşürdük. Bizim 7.000 tane şunumuz vardı, 5.000’e düşürdük. Şöyle başvuru vardı, bunu azalttık, sağlıklı bir toplumun geleceğini inşa etmeye çalışıyoruz.
Bu şekilde çalışmaların yapılması lazım. Biz sivil toplum olarak çalışanların sesi olarak masada doğruyu dile getirip daha başarılı hizmetleri halkımıza bile nasıl sunarız derdindeyiz. Kimsenin rekabetçisi değiliz. Bürokratik yapının bu güçlü Türkiye emelinde sunabileceği en kaliteli hizmeti nasıl sunması gerektiğini anlatmaya çalışıyoruz. Burada amacımız kişileri zan altında bırakıp işte başarısız kılmak değil. Biz sadece karşıdan nasıl gözüktüğünü, bizim gün yüzündeki Ayşe teyze randevu almaya çalıştığında 6 ay sonraya randevu alıyorsa ama buradaki bürokrat Osman istediği zaman aynı randevuyu, 6 aylık randevuyu 7 gün sonra alıyorsa aradaki adaletsiz hizmete ulaşımı, adaletsiz dağılımı, adaletsiz kazanımı dile getirmekle mükellef bir sağlık sistemindeki sağlık çalışanı ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi olarak konuşuyoruz.
Bizim amacımız sadece şu; 10.000 çalışanın 6.000’inin üye olduğu Sağlık-Sen Eskişehir Şubesi’nin tek bir hedefi var. Ciddi manada gerçekleri, çalışanların çekmiş olduğu emeği harcarken, alın teri dökerken çekmiş olduğu sıkıntıları bir nebze azaltmaya çalışıyoruz. Biz sistemde bu şehrin bir personel ısrar haritasını düzenleyecekseniz eğer, bu şehirde yanlışları azaltacaksanız eğer önce masada bizle konuşmanız lazım. Bir siyasetçi şehirle ilgili, sağlıkla ilgili bir cümle kuracaksa öncelikle bu sağlık hizmetini sunan ebesi, hemşiresi, ATT’si, paramediği, laboratuvarcısı, röntgencisi, doktoru, profesörü ve hizmetlisi dahil 39 meslek grubunu gece gündüz sahada biz yanlarında olduğumuz için en iyi derdini biz biliyoruz, en iyi sorunu biz biliyoruz; önce bize soracaksınız durumunuz ne ahvaliniz ne.
Geçenlerde burada siyasilere de bir mesaj gönderdim. Herkesin bildiği klasik bir hikâye var biliyorsunuz Bekri Mustafa’nın Sultanahmet’te imam olmasıyla alakalı. Şimdi biz başka bir şey söylüyoruz; sorunu yaşayan bizleriz, sıkıntıyı çeken bizleriz. Biz buradaki en büyük şeyin artık geçim derdi olarak da Eskişehir’e yeni gelen kardeşlerimiz var, 20-25 kişi bu ay içinde Eskişehir’e taşındı. Çok üzülerek söylüyorum şehrimizin her yeri güzel ama Çamlıca Mahallesi’ne yönlendiriyoruz, Şirintepe’ye yönlendiriyoruz, Zafer Mahallesi’ne gönderiyoruz, Emek Mahallesi’nde kiralaması için destek olmaya çalışıyoruz.
Bugün 1+1’in kirasının 25.000 lira olduğu yerde, ya 70.000 lira maaş alıyorsun kardeşim sen de ne kadar nankörsünüz hâlâ bununla ilgili nasıl geçinemiyoruz imajı oluşturursunuz cümlesini duymak çok ayıp. Ülkede geçen ay biliyorsunuz enflasyonla ilgili %4’lük bir rakam çıktı. Ya ciddi manada geçen ay %25’lik, %30’luk bir artış var. Biz artık gelen zamlara tahammül etmekte zorlanıyoruz. Şu andaki devlet memurlarının ve şu anda görev yapan bütün insanların büyükşehirlerde hayat pahalılığına rağmen memuriyeti artık hedeflerinden silmesi, lise çağındaki, üniversite çağındaki çocukların ya ben 70.000 lira parayla geçinemem zaten deyip yeni bir yol haritası araması ve oradaki eksikliği, mutluluğu işte sosyal sitelerde hazır kazanç yapacak Instagram’larda, sosyal medyalarda başka bir alanda araması gayet normal.
Teşhisi düzgün koyalım, tedaviyi düzgün yapalım. Biz artık sağlık emekçisi olarak ciddi manada geçinemiyoruz. Geçinemediğimiz gibi 10 çalışanın 2 tanesinin çalışamadığı bir sistemde 8 kişiye düşmemize rağmen bütün yükü 8 kişi kaldırıyoruz. Ama hâlâ bizi yönetenler sorun olmadığını iddia ediyorlar. Nöbetlerde artık 15 gece, 16 gece, 17 gece; ya ben burada bunu söylerken bir tane bürokrat, siyasetçi çıksın bir tane nöbet listesini alsın desin ki ya bu arkadaşlar yalan söylüyor, bakın bizim şehrimizde sorun yok desin, biz bu işi bırakalım. Biz bu işten hemen istifa edelim. Ama günü kurtarmak için birilerine rakamlardan ibaret sayılar verip Türkiye ortalamasının şöyle üstündeyiz, böyle üstündeyiz cümlelerini artık bir geride bırakıp 10.000 sağlık çalışanına bir anket yapıp neden siz işe gelmek istemiyorsunuz, neden işe gelirken ayaklarınız geri geri gidiyor, neden istifa edip Almanya’ya, Amerika’ya gitme hayaliniz var?
Bugün ben kendi adıma söylüyorum 22 yıllık sağlık çalışanıyım, bir daha dünyaya gelsem sağlık çalışanı olmam. Maneviyatı dışında söylüyorum bunu; bu şartlarda çalışılmaz. Çünkü sizin emeğinizin karşılığı bürokratik yapı tarafından birkaç kişinin zevki uğruna sürekli üstleri kapatılıyor ve onlar siyasette şirin gözüksünler diye sizin vermiş olduğunuz emeklerin hiçbir karşılığı kalmıyor. Yani bizim şehrimizde şu anda sağlık sistemi Türkiye’nin birçok iline göre evet iyi mi iyi, mücadele veriliyor mu veriliyor; ama 10.000 kişi yerine biz bu mücadeleyeyi 7.000-8.000 kişi veriyoruz. Sayısal olarak azız, artık çalışamıyoruz. Ciddi manada bir programlama ve planlama hatası yapılıyor ve bununla beraber sahadaki bütün emekçilerin sesi olacak tek kişi biz olmamıza rağmen bizden rahatsızlık var; neden biz sürekli sistemin işlemediğini söylüyoruz, sistemin yanlış gittiğini söylüyoruz, planlamada hata olduğunu söylüyoruz ve bizim masada konuşmamızdan rahatsız olanlar var. Biz hâlâ bazı kesimleri rahatsız etmeye devam edeceğiz. Biz varken onlar yalan söyleyip rakamları birbirine ulayıp rakamlarla her şey yolundaymış gibi göstermeye çalışanlara biz gerekli mesajları vereceğiz.
6 Haziran’da 7. olağan genel kurulumuzu yapacağız Allah’ın izniyle. Şimdiden hepinizi, bütün basın emekçilerini davet ediyoruz. Türkiye’nin en şeffaf seçimini ve başvuru sürecini yönettik. Hizmetimizin 13. yılında inşallah bu dönemde sağlık çalışanlarının daha az ezildiği, haklarının daha güzel arandığı güçlü bir kadroyla, yeni bir kadroyla, genç bir kadroyla; aramızda yaşlılar olmasın diye şey yapmıyorum, daha güçlü bir Sağlık-Sen yönetimiyle karşınızda olacağız."





