Sağlık-Sen Eskişehir Şube Başkanı Hasan Hüseyin Köksal şu ifadeleri kullandı:
“Gündemimiz, her zamanki gibi çözülemeyen sorunlarıyla birlikte, Sayın Bakanın açıklamış olduğu 38 bin yeni sağlık personeli atamasıdır. Bugün karşınıza bir tabloyla çıktım ve bunu sizlerle paylaşmak istiyorum.
Son dönemde sosyal medyada, Türkiye'de devlet memuru sayısının çok fazla olduğu yönünde söylemlerle karşılaşıyoruz. Hatta ‘Memur yaptığı işi beğenmiyorsa istifa etsin, başka iş bulsun’ gibi haksız yaklaşımlara şahit oluyoruz.
Geçtiğimiz günlerde Milli Eğitim, Sağlık ve ilgili bakanlıkların bütçe görüşmelerini hep birlikte izledik ve ayrılan ödenekleri gördük. Ancak ülkemizde artık net bir karar vermemiz gerekiyor: Hangi devlet memurluğu ülkemiz için gerçekten bir ihtiyaçtır, hangi memur ne iş yapmaktadır ve atamalar hangi kriterlere göre sağlanmalıdır?
Bugün Sağlık Bakanlığının aktif kadrolarına baktığımızda 688 bin sözleşmeli personel, 141 bin kadrolu personel ve 80 bin sürekli işçi bulunduğunu görüyoruz. Ülke genelinde sürekli yeni binalar yapıyor, yeni açılışlar gerçekleştiriyoruz. Her hafta bir yerde modern sağlık tesisleri donatılıyor ancak çalıştıracak personele geldiğinde büyük sorunlar yaşıyoruz.
Açıklanan 38 bin atama sayısı ilk bakışta çok gibi görünebilir ama ne yazık ki yine aynı hatalar tekrarlanıyor. Örneğin şehrimizde resmî olarak 8 bin 500 sağlık personeli görünüyor. Fakat bunun yüzde 20'si kronik rahatsızlıkları, engelli çocukları, bakıma muhtaç anne ve babaları nedeniyle nöbet tutamıyor, sahada aktif olarak hizmet veremiyor.
Üstelik bu 38 bin kişilik kadronun hemen değil, 2027 yılında alınacak olması, şimdiden tükenme noktasına gelen sağlık çalışanlarımızın motivasyonunu tamamen düşürmektedir.
Siyasi iradeye, bürokratlara ve bakanlık yetkililerine sürekli ilettiğimiz en temel gerçek şudur: Bugün bir hemşire, bakanlığın kendi norm kadro talimatlarında belirtilenin katbekat üzerinde iş yüküyle karşı karşıyadır. Normal bir memurun veya işçinin haftalık mesaisi 160 saatken, sağlık çalışanlarımız haftalık izinleri ve tuttukları nöbetlerle birlikte 130 saati aşan ek mesailer yapmakta, adeta iki üç kişinin işini tek başına sırtlanmaktadır.
Avrupa'daki meslektaşlarına göre zaten 4 kat daha ağır şartlarda çalışan sağlıkçılarımız, bugün ülkemizde bu yükün katlanmasıyla neredeyse 8 kişinin yerine çalışmaktadır.
Yeni binalar yapıp içini son teknolojiyle doldurabilirsiniz. Ancak orada hizmet verecek yeterli sağlık personeli olmadıkça binanın kalitesini veya sunulan hizmetin konforunu artırmış olamazsınız.
Şehrimizden örnek vermek gerekirse Eskişehir'de vatandaşlarımız hastaneye geldiğinde en çok hangi sorunla karşılaşıyor? Bugün Eskişehir'de diş hastanemiz var, 110 üniti var ama binası 2007 yılında planlanmış ve yapılmış. Sayın Cumhurbaşkanımızın başbakanlığı döneminde açılan o eski binayla bütün Eskişehir'e hizmet vermeye çalışıyoruz.
Artık yeni ve modern bir diş hastanesine acilen ihtiyaç var. Tıpkı defalarca dile getirdiğimiz Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Hastanemizin yeni binaya olan ihtiyacı gibi. 35 yıllık bu binalarla artık hizmet veremiyoruz. ‘Çalışan yetersiz, kaliteyi artıramıyoruz’ feryadımız işte bu yüzden koparılmaktadır.
Tabii ki bakanlığın yaptığı bu atama kararını destekliyoruz. Bu karar, aramıza katılması beklenen yeni meslektaşlarımız ve yola birlikte devam edeceğimiz arkadaşlarımız için bir umuttur. Ancak bu sayı yeterli midir? Kesinlikle yeterli değildir. Bu atama sayısının hızla artırılması şarttır.
Bugün vatandaşlarımız şehir hastaneleriyle ilgili değerlendirme yaparken genellikle şunu söylüyor: ‘Çok güzel binalar yapmışsınız, yemekleriniz de çok kaliteli ama Allah aşkına hemşirelere söylerseniz de arada bir gelip hastayla daha çok ilgilensinler.’
Fakat hemşire içeriye girmeye vakit bulamıyor ki! Hizmet verdiğimiz metrekare alanı 5 katına çıkmış ama personel sayısı aynı kalmıştır. İşte bu yüzden bu şehirde ısrarla üçüncü bir devlet hastanesinin açılmasını talep ediyoruz.
Çünkü açıklanan 38 bin kadrodan Eskişehir'e maalesef çok az bir pay verilecektir. Neden mi? Çünkü kâğıt üzerinde ilimizde yeterli sağlık personeli görünüyor ama sahada aktif nöbet tutan personel sayımız Türkiye ortalamasının çok altındadır.
Bakanlık ‘Nasıl olsa iki hastaneniz ve yeterli personeliniz var’ diyerek şehrimize hak ettiği kadroyu vermeyecektir ve Eskişehir yine bir hayal kırıklığı yaşayacaktır.
Bugün burada, aramıza katılacak 38 bin yeni meslektaşımıza şimdiden ‘hayırlı olsun’ diyoruz. Ancak bu sayının yaraya merhem olmayacağını, kesinlikle yetersiz olduğunu bir kez daha altını çizerek beyan ediyoruz. Sağlık çalışanlarımız yorgundur, hastaneye artık tıknefes gitmektedir. Bu sesin artık duyulmasını istiyoruz.
Bunu daha önce de söyledim. Yanlış kimden gelirse gelsin, o kişi partilimiz olsun ya da olmasın, biz her zaman ilkeli bir yayın ve siyaset yaptık. Eskişehir'de bizi yakından tanıyan bütün basın mensupları bunu çok iyi bilir.
Bu konuda birinci derecede yetkili ve sorumlu kişi, İl Sağlık Müdürümüz Sayın Yaşar Bildirici'dir. Ancak ben bu şehirde siyaset yapmanın da bürokrat olmanın da son derece zor olduğuna inananlardanım. Açıkçası bu şehre UFO bile düşse, yaşanan sorunlar karşısında zihniyetin değişeceğini ve pek bir şeyin farklı olacağını düşünmüyorum.
Eskişehir'de idari anlamda sağlık alanını ilgilendiren medikal soruşturmalarda, mahkûm dosyalarında ve daha birçok büyük olayda ciddi problemler yaşadık. Ancak bununla ilgili tatmin edici şekilde kimse hesap veremiyor.
Dolayısıyla bu şehirde bu konularla ilgili idari soruşturma yetkisi tamamen İl Sağlık Müdürlüğümüzdedir. Herhâlde gereken soruşturmaları açmışlardır diye düşünüyorum fakat sürecin sonucunun ne olduğunu yakından takip ettiğimiz söylenemez.
Biz bu konuyla ilgili üzerimize düşeni yaparak gerekli fikirlerimizi daha önce net bir şekilde söyledik. Fakat İl Sağlık Müdürlüğümüzün binaların açılış törenlerinde gösterdiği performansı, personel adaletinde, liyakatte veya vatandaştan gelen sorun ve taleplerin çözümünde aynı başarıyla sergilediğini düşünmüyorum.
Açıkçası bu zihniyetle bu konuda da çok büyük bir gelişme olacağını ümit etmiyorum.”





