Eskişehir Hayvan Hakları Platformu Başkanı Hüseyin Karadayı şu ifadeleri kullandı;
"Bir süredir şehrimizde hem barınaklarla ilgili problemler yaşanıyor hem de hayvanlara yönelik şiddet ve oluşturulan olumsuz algı nedeniyle birçok canımız şiddete maruz kalıyor. Bu yönlendirmeler sonucunda hayvana yönelik şiddet aşırı derecede artmaya başladı.
Eskişehir’i Türkiye’ye tanıtan; tramvaylarda gezen, mağazaların önünde duran canlarımız sürekli şikâyet edilerek barınaklara götürülüyor. Daha önce bir basın toplantısı yapmıştık. O toplantıda barınaklardaki durumu bizzat ben ifşa etmiştim. Gerek Büyükşehir Belediyesi’nin, gerek Odunpazarı’nın, gerekse Tepebaşı barınağının koşulları gerçekten içler acısı durumda.
Peki biz bu noktaya nasıl geldik? Toplumda oluşturulan algı nedeniyle insanlar hayvanlara karşı şiddete yönlendiriliyor. Örneğin, yerde yatan bir köpek için bağırılarak “Saldırdı!” denilebiliyor. Daha önce burada eylemlerimiz olmuştu. O eylemlerde bizimle birlikte yürüyen köpekler için basında “Hayvanseverlerin yürüyüşünde sokak köpekleri hayvanseverlere saldırdı” şeklinde haberler yapıldı.
Bu gerçekten çok kötü bir durum. Barınağa alınan bir köpeğin durumunu görmek isterseniz Büyükşehir Belediyesi barınağına gidebilirsiniz. Aynı yerde 1000’in üzerinde köpek bulunuyor. Yarısı Seyitgazi yolu üzerinde, yarısı içeride kalıyor ve birbirlerini parçalıyorlar. Bu nedenle barınağa aldırdığınız bir köpek, fiilen ölüme terk edilmiş oluyor.
Bu yüzden toplumumuzdan şunu rica ediyoruz: Ben Eskişehir Hayvan Hakları Platformu Başkanıyım. Aynı zamanda Eskişehir Çocuk ve Hayvan Hakları Platformu Başkan Yardımcısıyım. Eğer bir probleminiz varsa lütfen bizi arayın. Biz gelelim, oradaki şartları iyileştirelim. Alfa köpekler varsa onları ayıralım. Yapılabilecek bir şey varsa biz yapalım. Lütfen algı oluşturarak bu hayvanları ölüme göndermeyin.
Yasa 2028 yılını işaret ediyor; ortada bir hızlandırma zorunluluğu yok. Yaşananlar valilerin işgüzarlığından kaynaklanıyor. İçinizde iktidar yanlısı gazeteciler olabilir; onları tenzih ederek söylüyorum. Nasıl ki bazı belediye başkanları iktidarın lehine çalışmaya gayret ediyorsa, bazı valiler de kraldan çok kralcı davranarak süreci hızlandırmaya çalışıyor. Oysa yasa son derece açık: 2028 tarihine kadar önce barınaklar, yani hayvan rehabilitasyon merkezleri oluşturulacak, ardından hayvanlar toplanacak.
Şimdi ne oldu? Sürekli Seyitgazi yolunu örnek veriyorum. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi hayvanları topladı ve oraya götürdü. Şu anda Seyitgazi yolu üzerinde yüzlerce hayvan bulunuyor. Geçtiğimiz günlerde arkadaşlarımız oradaki köpekler nedeniyle motor kazası geçirdi. Çünkü bu hayvanlar oraya sığmıyor. Telleri delerek ya da başka şekillerde dışarı çıkıyorlar. Bu durum yalnızca hayvanların değil, insanların da hayatını tehlikeye atıyor. Öncelikle rehabilitasyon merkezlerini kurmamız gerekiyor. Daha sonra hayvanları birlikte toplayıp kısırlaştırarak popülasyonun önüne geçmeliyiz.
Muttalip mahallesinde çok sayıda köpek bulunuyor. Belediye, şehir merkezindeki köpekleri toplamak yerine önce bu hayvanları aşılayıp kısırlaştırmalı. Ayrıca, geliş güzergâhlarında jandarma kontrolleri yapılırsa hayvan naklinin önüne geçilebilir. Şu anda bir yerden alınan hayvan başka bir ilçeye bırakılıyor; Çifteler’den alınıp Alpu’ya, Alpu’dan başka bir yere götürülüyor. Hayvanlar nerede yaşayacaklarını şaşırmış durumda. Bu nedenle jandarmaya büyük görev düşüyor. Yol denetimleri artırılmalı ve köylerden, kasabalardan şehre hayvan taşınmasına izin verilmemeli. Küçük belediyeler de kendi toplama alanlarını sağlıklı şekilde oluşturmalı; hayvanları önce burada toparlayıp daha sonra Büyükşehir barınaklarına nakletmelidir. Mevcut uygulamalarda ciddi hukuksuzluklar yaşanıyor.
irçok çalışma ve eylem gerçekleştirdik. Seçim döneminde Sayın Büyükşehir Belediye Başkanı bize “Bu konuda tecrübem yok, gelin birlikte çalışalım” dedi. Kent konseylerinde birlikte çalışmayı ve toplama–kısırlaştırma süreçlerini ortak yürütmeyi teklif etti. Ancak o günden sonra bizimle iletişime geçilmedi.
Biz kendi imkânlarımızla bir Pati Köy kurduk ve şu anda orada 300 cana bakıyoruz. Sokaklardan topladığımız yaşlı ve şehrin sembolü olmuş hayvanları barındırıyoruz. Toplam 30 kişiyiz; 30 çadırımız, yaklaşık 350 kulübemiz, suyumuz ve elektriğimiz var. Bunu hiçbir destek almadan başardık. Bu şehirde çok sayıda hayvansever gönüllü var; birlikte çalışılsa çok daha fazlası yapılabilirdi.
Kent konseylerinde ve baronun hayvan hakları birimlerinde yeterli çalışma göremiyoruz. Elbette hiçbir şey yapılmıyor demiyoruz; ancak yapılanlar yeterli değil. Ben bu şehirde sırf eleştirdiğim ve gördüklerimi kamuoyuyla paylaştığım için hedef gösterildim. Birçok gazete haber yapıyor ancak yayınlamıyor. Yukarıdan baskı olduğunu söylüyorlar.
Muttalip Mahallesi’nde yine talihsiz bir olay yaşandı. Mahallede sevilmeyen bir kişi daha önce kendi köpeğini döverek öldürmüş. Başka bir köpeği döverken de görüntülenmiş. Videoları sosyal medya hesaplarımızda paylaştık. İçişleri Bakanlığı’na, Emniyet Genel Müdürlüğü’ne ve Eskişehir Emniyet Müdürlüğü Çarşı Karakolu’na suç duyurusunda bulunduk. Şahıs gözaltına alındı. Köpeği de en kısa sürede alacağız; İstanbul’dan bir aile sahipleneceğini bildirdi.
Ne yazık ki göremediğimiz daha pek çok vahşi olay var. Örneğin Çamlıca’da bir köpeğin 1 metrekarelik alanda tutulduğu bilgisi var. Hayvan aynı yerde hem yaşıyor hem dışkılıyor hem de besleniyor. Bu insanlık dışı bir durumdur ve Eskişehir’e yakışmamaktadır.
İktidarın belediyeleri sıkıştırdığı doğru olabilir; ancak belediyelerin de bu baskıyı sorgusuz kabul ettiğini görüyoruz. Hayvanlar konusunda kamuoyuna yeterli açıklama yapılmıyor. Biz sayfalar dolusu yazı yazıyor, haber üretiyoruz; ancak çoğu zaman muhatap bulamıyoruz.
Büyükşehir Belediyesi’nin yapımı devam eden doğal yaşam alanını da yakından takip ediyoruz. Ancak mevcut hâliyle burası bir yaşam alanından çok eziyet alanına dönüşme riski taşıyor. Yüzlerce köpeği aynı alana bırakmak çözüm değildir. Biz Pati Köy’de hayvanları karakterlerine, uyum durumlarına ve fiziksel özelliklerine göre ayırıyoruz. Alfa köpekleri kontrollü şekilde konumlandırıyoruz. 300 köpekle ciddi bir kavga yaşanmıyor. Buna karşılık Büyükşehir barınağında daha önce onlarca köpeğin birbirini parçalayarak ya da yaralanma sonrası hayatını kaybettiğini kamuoyuna açıkladık.
Siyasi partilerle birlikte barınağa giderek gönüllü destek sunmayı teklif ettik. Temizlik, padok düzenlemesi ve hayvan ayrımı konusunda yardımcı olabileceğimizi söyledik. Barınak müdürüyle görüştük; ancak aradan 20 gün geçmesine rağmen dönüş yapılmadı.
Bizim kırmızı çizgimiz hayvanlardır. Bugün bize sırtını dönenlere, biz de sandıkta sırtımızı döneceğiz. Bu konuda kararlıyuz ve tavrımız nettir. Bu şehri bugün yönetenler yarın yönetemeyebilir; kimse bizim gücümüzü küçümsememelidir."